| Ölüm Tehdidi |
|
|
| Erkam Tufan Aytav, gyv.org.tr | |
| 19.12.2007 | |
|
25 Ekim 2004 tarihinde Tempo dergisi sayfalarında bir kitap tanıtımına yer vermişti. M. Hakan Yavuz'un editörlüğünde yazılan 'Laik Devlet ve Fethullah Gülen Hareketi' başlıklı kitapta Gülen hareketi ile ilgili oldukça iddialı analizlere yer veriliyordu. Sayın Yavuz kitabında hareket ile ilgili aşağıdaki tespitleri yapıyordu.
Kitap piyasaya yeni çıkmıştı, haberin sansasyon yapacak bir değeri de vardı. Tempo'da konuyu ve kitaptaki bu başlıkları dergi sayfalarına taşımıştı. Derginin editörlerinden, haberi yayına hazırlayan değerli dostum Enis Tayman da kitap hakkında aşağıdaki yorumu yapmıştı. 'Örgütlenme biçimi, sermayesi, medya gücü ve etkinliğiyle günümüz Türkiye'sinde belki de en güçlü İslami grup Fethullah Gülen Cemaati. Fakat hareket, bugüne kadar objektif kriterlerden hareket edilerek analize tabi tutulmadı. M. Hakan Yavuz'un editörlüğünde yazılan 'Laik Devlet ve Fethullah Gülen Hareketi' adlı kitap da tam bu argümandan yola çıkarak, cemaatin geldiği noktayı ve ilerisini objektif bir anlatımla yansıtma iddiasını taşıyor. Yavuz, Gülen Cemaati hakkında, "Bir Türk Protestanlaşması ve Türk Siyonizmi'dir" tanımını kullanıyor ve Gülen'in, Türk burjuvazisinin ihtiyacı olan İslam'ı üretme çabasında olduğunu savunuyor.' Buraya kadar her şey normal. Peki, bunları ben niye yazdım. Anormal olan ne? Anormal olan 13 Aralık 2007 tarihinde bir 'okuyucudan' sayın Tayman'a gelen aşağıdaki mail; aynen yayınlıyorum. Fetullah hoca hakkında bir daha yorum yapmayın tamam mı yoksa sizin için hiç iyi olmaz tamam mı bunları iyi oku ve ona göre yaz yazılarını yoksa ben Fetullah Hoca için ölmeye hazırım senide yanımda götürürüm anladın herhalde. Nasıl, maili okuyunca siz de irkildiniz değil mi? İsimsiz gönderilen bu mailde yazanın kimliği hakkında her hangi bir bilgi yok. İsmini yazmayan 'okuyucu' 25 Ekim 2004'de yayınlanmış bu yazıyı 13 Aralık 2007'de okumuş ve kendisine göre tepki göstermiş. Hatta ölümle tehdit etmiş. Gerek üslubundan, gerekse 'Fetullah Hoca' gibi yanlış telaffuzundan, gerek 'racon kesmesinden', Gülen hareketi ile hiçbir ilgisinin olmadığı apaçık. Ne hikmetse böyle bir tepki vermek için de 3 yıl gibi uzun bir süre beklemiş. Ya bu 'okuyucunun' intikali yavaş ya da zamanı geldi diye bir plan içerisinde. Son zamanlarda kendini Gülen hareketi içerisinde gösteren ve hakaret içeren mailler köşe yazarlarına çok gönderilmeye başlandı. Geçenlerde Hürriyet gazetesi köşe yazarlarından Mehmet Yılmaz köşesinde Küfürbaz cemaat mensupları başlıklı bir yazı yazmış; 'Fethullah Gülen ve cemaatinin hoşgörü ve barıştan yana olduğu söyleniyor. Biliyorum. Belki de gerçekten de öyle olabilir. Ancak şunu söylemeliyim ki bütün cemaat değilse bile, cemaatin bir bölümünün sıkı bir eğitim ve terbiye sürecinden geçmeleri gerekiyor' demişti. Ben de bu tür gelen mailler ile ilgili düşüncelerimi Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının sitesinde yazmış ve 'inanıyorum ki gerçekten Gülen Hareketi'ni özümsemiş bir kişi hakarete varan bir üslup ile eleştirilere cevap vermez. Veremez. Her şeyden önce aldığı terbiye buna müsaade etmez. Dövene elsiz sövene dilsiz olmak, müspet hareket etmek, ikna yolunu seçmek varken başka üsluplara tevessül etmez. Muhabbet fedailerinin husumete vakti yoktur' demiştim.[1] İnsanın yüzünü kızartacak, hatta ölümle tehdit edecek mailleri kim veya kimler göndermiş olabilir? Organize bir hareket mi var diye insanın aklına geliyor. Gülen hareketini olumsuz olarak yeniden gündeme getirmek için kötü niyetli birileri tarafından bu mailler atılmış olabilir diye düşünüyorum. Amaçları da 'bakınız ne kadar tehlikeli bir hareket, bakmayın siz öyle hoşgörü falan dediklerine, iç yüzleri işte bu' dedirtmek. Demokratikleşme ve özgürlüklerin genişletilmek istendiği şu bıçak sırtı süreçte her türlü provokasyona hazırlıklı olmak ve oyuna gelmemek lazım. Bu son mailler kafamdaki şüpheleri iyice arttırdı. Bir yerlerden gene düğmeye mi basıldı? |
|
| Son Güncelleme ( 19.12.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



'Fetullah Hoca hakkında bir daha yorum yapmayın tamam mı'