|
2007 yılının Kurban Bayramı'nda batıda yaşayan iş adamları ve eğitim gönüllüleri Doğu ve Güneydoğu illerinin bir kısmında kestikleri binlerce kurbanla binlerce aileye ulaştılar. Ekipler ailelere et yardımının yanında beraberlerinde götürdükleri giyecek ve oyuncakları da hediye ettiler.
Bir hayra vesilelik eden onu yapmış gibidir. Siz bereketli bir yol açtınız, inşaallah bundan sonra aynı yolu takip edenlerin sevaplarına da ortak olacaksınız. (Fethullah Gülen)
Kimse Yok mu Derneği yardım yapılan aile sayısını 70 bin olarak veriyor. Bir aile ortalama 5 kişi olarak düşünüldüğünde sevindirilen insan sayısı yüz binlerce. Meseleyi sadece üç-beş kilo et dağıtma işi olarak görmeyin; bazen bir gül uzatmakla ve bir tebessümle gönüller fethedersiniz. Hele neredeyse bir asırdan beri kardeşliği ve sevgiyle kucaklaşmayı görmemiş, hatta onu beklemeyi de unutmuş kimseler nezdinde samimiyetiniz çok büyük manalar ifade eder. (Fethullah Gülen)
Yardımlardaki samimiyet ulaşılan insanların yüz ifadelerinde okunabiliyordu. Ayrıca ayaklarına kadar gelen bu insanların, bölgelerinde yurtlar, dershaneler, okuma salonları ve okullar gibi kuruluşlarla çok zamandan beri varlıklarına da şahitti halk. Yani sadece birazcık etle gösteriş olsun diye gelmemişlerdi. 'Fazlası olsaydı elimizde onu da yapardık' mahcubiyetini de taşıyorlardı ayrıca. Senelerce ihmal edilmiş bölgeye yapılan bu kadarcık bir yardımdan bile rahatsızlık duyan kimseler işi hâlâ 'bayram çıkarması' şeklinde değerlendiriyor, 'gerici örgütlenmenin boyutu' hakkında çıkarımlar yapmaya çalışıyorlar. Yani burada yaşayan insanlar sanki bizlerden ayrıymış, sanki onlarla bin seneden beri aynı sevinci aynı kederi paylaşmamışız gibi davranılmasını bekliyorlar. Muradımız Allah'ın rızasıdır; gönüller kazanmak bile esas hedefimiz değildir. Biz sadece vazifemizi yapıyoruz; gönüllerin fethedilmesi ise işin tabii neticesi oluyor. (Fethullah Gülen)
Sonra araya sos kabilinden 'Gülen okulları tehlikeli', 'Gençlere kuşatma' 'Haçlı teröre destek' muhabbetleri. Ayrıca sosyolojik tespit de: 'Bölgede İslamcılığın bir nevi altın çağını yaşadığını da göz ardı etmemek lazım'. Anlaşılır gibi değil! Gönül olarak Türkiye'den kopma noktasına gelmiş bir bölgeye ufak da olsa destek vereceksin ve bundan rahatsız olunacak! Rahatsızlık karşısında tek yaptıkları da muhbirlik. Yani sadece kötülemek. Daha iyisi için kılını kıpırdatmamak. Bu bizim aydınımıza has bir rahatsızlık galiba. Televizyonda seyrettim kurban seferberliğindeki adanmış ruhları; yüreğimin yağı eridi senelerdir hasret kaldığımız tabloları görünce... (Fethullah Gülen)
Orada kimse kendisi, cemaati adına bulunmuyor. Kimse Yok mu gönüllüleri Fethullah Gülen'in çağrısına kulak veriyorlar. O'nun büyük kredisi var çünkü o insanlar nazarında. Şimdiye kadar yaptığı çağrılardan hiç mahcup olmadıklarını yakinen biliyorlar. 'Gidin, yapın' dediği hususların insanımız için, dünya için, gelecek için olduğunun idrakindeler ayrıca ve sorgusuz-sualsiz koşturuyorlar böyle bir çağrıya. Ey adanmış ruhlar! Allah sizden ebediyyen razı olsun. Siz dün ellerinizi göğsünüze vurdunuz, "Biz bu yola kurbanız!" dediniz ve hiçbir makul teklife itiraz etmediniz; bugün de aynı civanmertliği ortaya koyuyor ve değil Güneydoğu ya da Afrika, göklerde kentler kurulsa mesajınızı yıldızlar ötesine taşıyabilmek için de can atacağınızı gösteriyorsunuz. (Fethullah Gülen)
Galiba yapılan faaliyetler karşısında hınçla oturup öfkeyle kalkmalarının tek sebebi bu büyük kredi. Sadece bir çağrıya herkesin koşturması. Hem de gönülden. Arkaya bakmadan. O krediyi tüketmek için neler yazdılar neler yazdılar! Az buçuk aydın sorumluluğu deyip de problemlerimizin temeline inselerdi bunlar yaşanır mıydı? 'Türk medyasında yazan-çizen insanların Türkiye'nin son elli senesinde milletin problemleri için yaptıkları çözüm teklifleri' basın-yayında doktora tezi olarak ele alınmaya değer bir konu olabilir mi acaba? Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır. İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.
|