Konuma Saygı ve Sinsi Takiyyeciler Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 20
Kötüİyi 
fgulen.com   
03.01.2008

Konuma Saygı ve Sinsi TakiyyecilerSon zamanlarda moda bir tarz var: İnsanların birbirini 'biz-siz' diye etiketlemesi ve herkesi kendileri gibi düşünmeye zorlamaları.

Yılbaşı kutlamaları münasebetiyle yapılan ve maalesef yine tek taraflı tartışmada olduğu gibi.

'Neden benim gibi eğlenmiyorsun, neden eğlenenlere bakışın şöyle böyle?' denilerek herkesi tek çizgiye çekme gayretkeşliği ve sonra açılan bu tartışma ortamında boşa kürek çekme.

Fertleri birbirine hoşgörüyle bakmayan toplumlarda ve müsamaha ruhunun tam yerleşmediği cemiyetlerde müşterek düşünceden ve kolektif şuurdan bahsetmek mümkün değildir. Bütün bir insanlık olarak istikbâle yürürken, her köşe başında önümüzü kesmesi muhtemel ayrılık, farklılık ve mutabakat zorluklarından kaynaklanan handikaplara karşı en sağlam sığınağımızın diyalog ve "herkesin konumuna saygı" olduğuna inanıyor; bu istikametteki bütün gayretlerin şâyan-ı takdir olduğunu düşünüyorum. (Fethullah Gülen)

Fethullah Gülen'in adı burada da geçmese olmaz. 'Yılbaşına bakışında bir değişiklik mi olmuş' derdine düşülüyor lüzumsuz olarak.

Bildiğimiz kadarıyla Gülen'in bu mevzuda öteden beri söylediği bir şey yok. O, ülkemiz ve dünyamızın karşılaştığı büyük problemler etrafında imale-i fikirde bulunuyor. Kısır tartışmalara hiçbir kimseye faydası olmadığı için girmediği de herkesin malumu. Sergilediği, aslında Türk aydınının sergilemesi gereken tavır.

Bütünü değil ama bir kısım aydınımız maalesef bütünleştirici olmaları gereken noktada hâlâ 'siz-biz' etrafında hattâ muhbirlik pozisyonunda dolaşıp duruyor.

Öyle olmasa 30 senelik bir 'inayet (Allah'tan gelen yardım) hikâyesini' 'sinsilik' gibi iğrenç bir kelimeyle anlatmaya çalışırlar mıydı?

Bunlar oturur-kalkar ülke adına Türkiye'de ve dünyada yapılan her hareketi karalamaya çalışır ve bunu yaparken de akla-hayale gelmedik argümanları kullanırlar. Onlara göre bu hareketin içindeki fertler Turancı, radikal dinci, Vatikan uşağı, dinsiz, ABD emperyalizminin temsilcileri, CIA ajanıdırlar. Bu etiketler yerine göre kullanılır onlar tarafından.

Kine, nefrete mağlup olmuş ve kendisini tutamayıp, "Türkiye'nin tanıtımı sizinle olacaksa varsın tanınmasın" diye düşünenler de çıkabilir; ben onları önemsemiyorum. Önemli olan, gidip yerinde inceleyenlerin ne düşündüğüdür; ben onlardan yumuşamayanını duymadım. Bazılarını televizyonda seyrettim, "Bize uzak olan ve şimdiye kadar mesafeli duran bir ülkede bayrağımızın dalgalanışını, İstiklal Marşımızın okunuşunu gözlerimiz dolarak izledik" derken gözleri yine doluydu bu insanların. Kanaatlerini dinledikçe benim heyecanım tetikleniyor. (Fethullah Gülen)

Kendileri tarafından yapılmayan –aslında yapılması da mümkün olmayan– bu masum işlerden rahatsızlıkları paranoyayı aşmış ve cinnet derecesini de geçmiş durumda ne yazık ki.

Bu yaşananlar, "Aslında dünya çapında din diktatörlüğü kurmak istiyorlar; niyetlerini gizliyorlar" gibi sevimsiz yakıştırmalarla karalanabilecek şeyler değildir. Eğer bir milletin fertleri tarafından benimsenmiş bir şey varsa ortada, o insanların hissiyatına saygılı olmak lazımdır; milletin samimane gayretlerini fütursuzca karalamaya kalkmak doğru bir şey midir? Öyle bir diktatörlük iddiası bir delile dayanmıyorsa nasıl söylenebilir; kimden duyulmuş, nerede ifade edilmiş, bu tür niyetleri olan insanlar ağızlarından kaçırmazlar mı? Siz bu insanları dünyayı idare edecek çapta dâhiler olarak mı görüyorsunuz; kaldı ki dâhi bile olsalar içlerindekini yer yer sızdırırlar. Bu iddialar mantıksız geliyor bana. (Fethullah Gülen)

Öyle olmasa yurtdışında kapatılan okulları, gadren hapse atılan Türkleri haberleştirirken 'oh olsun, yaşasın, neden hepsi değil?' demelerinin bir mantığı olur mu?

Bununla da kalmayıp belki devletlerin belli kurumlarını da aşarak, oralara bazı şeyler göndermek suretiyle, o ülkelerin servislerinin kafalarını karıştırdılar. Bu açıdan da herhalde biz kendimizi çok iyi ifade edemedik, 'yakın duralım, kendimizi iyi anlatalım' diye düşündük. Hoşgörü süreci biraz da buna matuftu (yönelik). Fakat bazılarına uzanan ellerimiz havada kaldı; hiç randevu vermeyenler oldu, önce randevu verdikleri halde sonra 'gelmeyin' diyenler oldu. Bunları anlamakta zorlanıyorum ama insan tabiatı yani. İnananı da inanmayanı da, din kabul edeni de etmeyeni de bazı şeylere kilitlenmiş olabiliyor. (Fethullah Gülen)

Afrika'ya seslenecek televizyon, ABD'de açılan televizyon, yabancı dilde gazeteler bir insanı niçin rahatsız eder acaba, 'keşke Türkiye adına iş yapacak daha fazla kuruluşumuz olsa' demeleri gerekirken?

Neden Fethullah Gülen'in edebî maksatla kullandığı terminolojiden rahatsızlık duyuyorlar ve bunları başka mânâlara hamlediyorlar?

Bakar mısınız şu ifadelere:

"Ay yıldız bir kez daha ikbalime gülüyor,
 Ve plânı öteden bir dünya kuruluyor,
 Gayrı artık karanlığın miadı doluyor,
 Millet, yıllanmış meskenetten kurtuluyor…"

'Ay yıldız' bayrağımızı, 'millet' bizim milletimizi hem de karanlıklardan kurtulan milletimizi anlattığına göre bu ifadelerin 'batıp giden İslâm devletinin yepyeni bir tarihi doğuşunun, yani yeniden kuruluşunun müjdesini veriyor' şeklinde anlaşılabilmesi için insanın aklî ve fikrî melekelerini kaybetmiş olması gerekir herhalde.

Fethullah Gülen'i tersten okuyanlar için yazıların sonunda kullanılan edebî terminolojinin şerhlerinin yapılması vakti geldi de geçiyor bile.

Aslında onun da bir işe yarayacağı şüpheli hazımsızlığın sebebi başka olunca.

Asıl mesele, arkasında gördükleri kimselerden dolayı hareketi mahkûm etmek isteğidir. Birisi açıktan açığa, "Keşke böyle bir işin arkasında dindarlar olmasaydı" dedi. Yine de deniliyor ki, "Keşke bu meselenin arkasında bir imam parçası olmasaydı." Zaten o meselenin arkasında destanlar ortaya koymuş bir millet var, imam parçası yok. İşte onun için savaşmakla da başa çıkılamaz bu mesele ile çünkü millet ile savaşılmaz. (Fethullah Gülen)

Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır.
İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
saygım  - mehmet emin   |2008-02-11 17:18:00
sana inanıyoruz hocam

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 03.01.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Izdırap ve Aşk u Şevk Çizgisi

Seyredin

Allah'ın Tebrik Ettiği Alış-Veriş

Seyredin

Duygu Safveti ve İhtiyaç Tezkeresi

Dinleyin

Düzenli Bir Hayat İçin Üç Esas

Dinleyin

Edremit Vaazı - 1990

İndirin

Berlin Konferansı

İndirin

Hükümet, adalet ve asayiş demektir. Bunların bulunmadığı bir yerde hükümetin varlığından söz edilemez. Hükümet bir değirmene benzetilecek olursa, çıkardığı un, nizam, huzur ve emniyettir. Bunları çıkarmayan bir değirmen ise, kuru bir gürültüden ibarettir ve hep hava öğütür.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri