|
Basınımızın nadide ve mümtaz kalemleri zaman zaman Fethullah Gülen'in ABD'ye gelen devlet adamlarıyla görüşüp-görüşmediğini araştırırlar. Ortaya muhatabı belli olmayan sorular atarlar. Kim üstlenirse üstlensin mühim değildir onlar için. Yazdıkları ise bir bilgiye dayanmaz genelde. Maksatları tarafları öyle bir şey olmadığı noktasında yalanlamaya sevk etmenin ötesinde birbirinden uzaklaştırmaya çalışmaktır.
Arkadaş, gazeteci geçiniyor ama 'fısıltı gazetesine' kulak vermiş bu defa, gazeteciliğin kurallarıyla hareket etmemiş. Fakat bu sefer en azından muhatabı var: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.
"Bu yüzden sizden 'yalanlama' ya da 'doğrulama' değil, 'yanıt' bekliyorum" diye de buyurgan bir edayla ama ne demek istediği anlaşılmayacak bir şekilde Başbakan'a hitap etmiş. Cevap ya evet ya hayır olacaktır. Başka nasıl cevap verecek ki!
Neyse konu bu değil.
Başbakanımızın son iki ABD seyahatinden 'birinde' Fethullah Gülen'le görüşmek için kaçamak yapıp-yapmadığını merak ediyor gazetecimiz.
Sorusunda Fethullah Gülen'in yaşadığı yer için de gidip-görmediği, elinde maddî hiçbir bilgisi olmadığı halde, '8 seneden beri yaşadığı 137 dönümlük çiftlik' bilgisini aktarmış ya bilgisizlikten ya da dezenformasyon kabilinden. Çünkü Gülen'in 21 Mart 2008'te 9. senesi bitecek ABD'de. Kaldığı yer ise 137 dönüm arazili bir çiftlik değil. ABD mimarisinde, çok mütevazı bir evde yaşıyor Gülen. Kendi küçük dünyasında, odasında. Hem de 15-20 saat çıkmadan. Bir nevi inzivada yani. İnsanlar içinde hem de.
Ana sorusunun cevabını da yine biz verelim: Hayır. Başbakan, Fethullah Gülen'le belediye başkanlığı döneminde o da kamuoyuna açık mekânlar haricinde bir araya gelmedi. ABD'de ise hiç görüşmedi.
Zaten bunu bilmek için öyle fısıltı gazetesine, geniş ve derinlikli bir bilgiye de gerek yok aslında. CIA-FBI-özel koruma üçgenini aşarak bu işi yapmasının mümkün olmadığını bilmesi gerekir arkadaşımızın. Türkiye'de bir kısım kaçamaklar mümkündür de hayatınız artık ABD'de o ülkenin servislerine 'zimmetli'. İstediğinizi yapamazsınız.
Hem, Fethullah Gülen'in terbiyesi gereği Başbakan'la –imkânı varsa- görüşmek için O'nun ayağına gideceğini bilmeli değil mi bu arkadaş?
Tayyip Bey'le belediye başkanıyken görüşmüştüm. Seçildikten sonra görüşme fırsatım olmadı; telefonla da görüşmedik. Abdullah Bey'le de tanışırdık ama çok yakın bir tanışıklık değil. Bülent Arınç Bey'le Manisa'da görev yaptığım yıllardan tanışırdık. Yanına gidenlerle selam yolluyorum bazen, o da onlara sağlığımı soruyor ve selam yolluyormuş. (Fethullah Gülen)
Diğer taraftan Fethullah Gülen'e cüzamlı muamelesi yapma hakkını kim veriyor acaba? O'nun, sade bir vatandaş olarak ülke idarecileriyle görüşmesi en tabii hakkı değil mi? Devlet adamları O'nunla görüştüklerinde Fethullah Gülen devlet idaresi adına onlara akıl-fikir veriyor, onları yönlendiriyor değil ki! İşte Türkiye'de iken merhum Bülent Ecevit'le, Hikmet Çetin'le, Hüsamettin Cindoruk'la, Tansu Çiller'le yaptığı görüşmeler. Pek çoğu nezaket ziyareti çerçevesinde geçmiş. Bazılarında da bir vatandaş olarak bazı konularda fikirlerini söylemiş.
Bunlar önceki yazılardan birinde ifade edildiği gibi Gülen'in hiç kimseyle temasını arzu etmiyorlar, insanlık için söylediği şeylerden rahatsızlar. Ama 'ne zaman gelecek acaba?' meselesi de en büyük sıkıntılarından.
'Fethullah Gülen Türkiye için en büyük tehlike demiş' bir sanatçımız. İhtimal dönüşünün 'muhteşem' olması onu endişelendiriyor. 'Ramiz Hoca'nın Üçşerefeli'de imamlık yapan oğlu' olarak döneceğini müteaddiden söylediği halde. 'Geldiğimde bunu nümayişe çevirecek olanlara hakkımı helâl etmem' dediği halde.
Dönersem kendim gibi, Ramiz Efendi'nin Üçşerefeli Camii'nde imamlık yapan oğlu gibi dönerim. Size komik gelebilir ama döndüğüm zaman acaba bana yine o camide imamlık verirler mi, yine aynı pencerede kalsam; ya da Kestane Pazarı'nda idarecilik vermeseler bile, tahta kulübem gibi bir kulübede kalmama müsaade ederler mi diye düşünüyorum. Bir diğer düşüncem de, bütün samimiyetimle ifade edeyim, köyümde, dedelerimin arsası üzerinde yapılmış bir misafirhane var, gitsem orada kalsam diyorum. Doğduğum, büyüdüğüm köyde bir köylü gibi ölsem. (Fethullah Gülen)
Fethullah Gülen bu ülke için tehlike değil ama zihinlerimizi esir alan paranoyalarımız, vehimlerimizdir bize bu ülkeyi yaşanmaz gösteren.
Hem O'ndan niye korkacaklar ki? Gülen onların nazarında küçümseme ve aşağılama ifadesi olarak kullandıkları için normalde korkmamaları gereken bir 'imam parçası' değil mi?
Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır. İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.
|