Mevlana'nın Ayak İzinde Fethullah Gülen Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Zaman   
10.12.2007

22-23 Kasım tarihlerinde Hollanda'da Erasmus Üniversitesi'nde gerçekleştirilen 'Modern Dünyada Fethullah Gülen'in Barış Girişimleri' başlıklı konferansta Society of Jesus isimli Katolik kurumundan Prof. Thomas Michel, Mevlana Celaleddin Rumi ile Gülen arasındaki paralellikleri anlattı.

Ortaçağın Sufi şairleri arasında günümüze doğrudan ve açık bir dille hitap etmek anlamında en önde gelenidir Mevlana Celaleddin Rumi.

Mevlana'nın görüşlerini kavrayan ve onları kendi anlayışının içine entegre etmeyi başaran çağdaş Müslümanlardan bir Türk alim Muhammed Fethullah Gülen'dir. Mevlana ile Gülen arasındaki rezonans Kuran'ın mesajını benzer yorumlama ve bu asrın insanlarına iletme konusundaki kararlılıklarındadır.

Gülen, Said Nursi'nin hakiki İsevilerle diyalog ve işbirliğine gidilmesi yönündeki teklifini yorumlarken Nursi'nin, kendini bir ayağı merkezde sabit, diğer ayağı tam bir daire oluşturacak şekilde geniş bir çevrede dolaşan bir pergel gibi gören Mevlana'yla benzer bir tavır takındığını söyler.

Bu sarsılmaz şekilde merkezde sabitlenmiş olan ayak kişinin kendi varlığının merkezi ve sabitkadem kalbinde Allah'a ulaştığı inanç kararlılığıdır; hareket eden ayak ise bütün inananları kucaklayan geniş bir daire çizer.

Gülen'e göre Mevlana 'İslam'ın gerçek yüzünü,' İslami vahiy ve geleneğin gerçekte ne anlama geldiğini gösterir ve insan hayatının bu dünyadaki temel acı ve ıstırabını ifade edebilmiş biridir. Mevlana'ya göre bu acı ruhun en derin arzusundan, Mahbub-u Hakiki'yle birlikten kopmaktan kaynaklanmaktadır. Ruhun birlik arzusu Mevlana'nın şaheseri Mesnevi'nin ilk satırlarını oluşturur aslında: 'Dinle neyi, nasıl da şikáyet ediyor? Ayrılıklardan hikáyet ediyor.'

Ayrılık ıstırabı

Ayrılıktan mütevellit böylesi acı ve duygular ancak marifetullaha ermiş kişilerce hissedilebilir. Mahbub'dan ayrılıktan tevellüt eden ve Allah'a dönmek için iştiyakı artıran bir ıstırap kişinin hayatında daha üst düzey bir sevgi ve saadetin de kaynağıdır. Allah'tan iftirak acısı reddedilmemeli, aksine insanın ilahi hakikatte erime arzusunun bir ifadesi olarak kabul edilmelidir.

Mevlana'nın kendi gününde, Gülen'in de modern zamanlarda hayatı yadsıyan bir ruhanilik öngördükleri ve insanın dünya hayatının pratik yaşam realitelerine sırtını dönmesini tavsiye ettikleri zannedilmemelidir.

Gülen'in nazarında Mevlana Allah'la aşk ve irade birlikteliğini yakalamak için yaşanacak seyr-ü süluk için gerekli erdemleri öğreten ve örnekleyen bir üstattır aynı zamanda.

Onun, bu manevi yolculuğun ilk durağı olarak Mevlana'dan aktardığı kavram 'tövbe' kavramıdır. Kişi işlediği günahlarla ilgili pişmanlık hissetmiyor ve tekrar o eski hayat tarzına dönme endişesi taşımıyorsa, kısacası hakiki bir tövbe yapmıyorsa, manevi yolculuktaki kararlılığı sathi ve istikrarsız olacaktır. Manevi tekámül için vazgeçilmez erdemlerden ikincisi ihlás ve samimiyet erdemidir.

İnsan muhlis değilse kendisini ve başkalarını aldatması o kadar kolaydır ki kişi kendini başkaları tarafından görülmek için ibadet ederken bulabilir.

Tevazuu göster, sabret

Mevlana'nın vurguladığı üçüncü bir haslet tevazudur. Mevlana kendisini büyük bir veli veya yüksek manevi mertebeler kazanmış biri olarak sunmaz. Aksine kendini Allah'ın sıradan bir kulu olarak görür.

Rabb'in karşısındaki bu kulluk mertebesini şu sözleriyle vurgular: 'Kul oldum, kul oldum, kul oldum! Ben Sana hizmette iki büklüm oldum. Kullar ázad olunca şád olur; Ben Sana kul olduğumdan dolayı şád oldum.'

Gülen Mevlana'nın buğday kıssasını da son bir haslet olarak işleyeceğimiz sabır için kullanır: 'Bir buğdayın, insana gıda ve kuvvet, onun dizlerine derman, gözlerine nur ve yaşamasına esas olabilmesi için, onun toprağın bağrına gömülmesi, toprakla mücadele ede ede filizlenip gelişmesi, sonra biçilip harmanda dövülmesi, samandan ayrılıp değirmende öğütülmesi, teknelerde yoğrulup hamur haline getirilmesi, fırınlara atılıp ateşte pişirilmesi, sonra dişlerle bir kere daha parçalanıp mideye gönderilmesi şart ve zaruridir.'

Gülen'in Mevlana'nın şiirine yeniden işlevsellik kazandırmak için çalıştığı ve onun manevi hazineleri üzerine derin tefekkürlere daldığı açıktır.

Gülen'in Mevlana'nın merkezi öğretisini bizim yaşadığımız zamanlar için yeniden yorumlayan ve bunu İslam'ın aşk, hoşgörü ve evrensel barış gibi kavramları nasıl da kucakladığını anlatmak için kullanan modern bir Müslüman düşünür ve aksiyon insanı olduğunu söylemek asla abartı olmayacaktır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Küçük bir şey başarınca her şeyi başaracağını zannetmek şeytanî bir vehimdir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri