|
İnsanlara hayat suyu mu akıtıyor kaleminden yoksa kan, irin, küfür ve ümitsizlik mi? Ölümsüzlük iksiri sunma iddiasındaysa nedir o zaman derdi ki yazdığı hemen her yazıda sapla samanı karıştırma pahasına Fethullah Gülen'e itale-i lisanda bulunma küstahlığını gösteriyor?
Fethullah Gülen ve onu sevenlerle uğraşma, bir insanın hayatının gayesi haline nasıl gelebilir? Yani ABD'nin dünyada yaptıklarını tumturaklı cümlelerle anlattıktan sonra bu işle Fethullah Gülen'in orada ikametini irtibatlandırması için bir insanın ya aklından zoru olması, ya Fethullah Gülen'i hemşehrilik itibariyle çekememesi veyahut da birilerinin dürtmesi lâzım.
Bir toplum düşünün ki onun içindeki bazı kimseler İslâm'a hizmet eden bazı grupların tavırları, davranışları, sistemleri onlarınkine uymadığından, meşreplerine denk gelmediğinden dolayı, yani hasedi, kıskançlığı, bağyi ve tuğyanı tahrik edebilecek bir kısım faktörlerden ötürü şimdiye kadar belki bir ateiste bir komüniste, Allah'ı kabul etmeyene ellerini açıp beddua etmemiştir, kahriye halkaları teşkil etmemiştir. Fakat küçük bir mizaç farklılığından dolayı çağın haricileri gibi uluorta önüne gelen herkese küfür isnadında bulunarak kahriye halkaları teşkil etme meselesi ne korkunç bir tefrikanın ve ihtilafın hakim olduğunu göstermesi açısından durumun Hz. Ali döneminden daha geri olmadığını gösterir. (Fethullah Gülen)
Katliamlar, işgaller ve istilâlardan şikâyet ediyorsun ama bunun çaresi olarak efendinden öğrendiğin gibi sadece feryat ediyorsun. Büyük millet dediğin aynı noktada milletin aymazlığından, gafletinden dert yanıyorsun. 'Milleti kurtarma' diye bir misyon edinmişsin kendine ama 'kurtarma' projelerini haykırma yerine sürekli millete ümitsizlik pompalıyorsun. Aslında sen kendinden ümitsizsin, milletten ümidini kesmişsin haberin yok.
Ümit her şeyden evvel bir inanç işidir. İnanan insan ümitlidir ve ümidi de inancı nispetindedir. Bu itibarladır ki, sağlam inanç mahsulü çok şeyler, bazılarınca harika zannedilmektedir. Aslında, ümit, azim ve kararlılık, iman dolu bir kalbe girince, beşeri normaller aşılmış olur. Bu seviyede gönül hayatından mahrum olanlar ise, bunu, fevkaladeden sayarlar. (Fethullah Gülen)
"Fatih'in katili, Fetullah'ın hamisi… Hasan'ın katili, Hüseyin'in hamisi… Bir gariplik, bir acayiplik olduğu muhakkak da, gariplik kimde acaba?" diyor bir yerde bütün gayzıyla. ABD'ye niye Gülen'i barındırıyorsun diyor yani. Aynı kefeye koyuyor ABD'nin dünyada yaptıklarıyla Gülen'in orada ikamet etmesini.
Sanki Fethullah Gülen ABD'den dönse/çıkartılsa, işgalleri kınasa –kınamıyor mu, yapılanlar için gözyaşı dökmüyor mu zannediyorlar acaba– dünyadaki bütün zulümler bitecek, her şey gül-gülistan olacak. O'nun yaptığı şey kendisini seven insanlara –kredisi nispetinde– kriz bölgelerine gidip müspet hareket adına bir şey yapmalarını telkin etmek. İşte cehaletten şikâyet ve feryat etmek yerine 'gidin Güneydoğu'ya, Doğu'ya okullar açın' diyor. Bir yol gösteriyor. 'Ne bu cahillik, bu milletten adam olmaz' demiyor. Fakirlikten dert yanma yerine insanlara 'gidin yatırım yapın' diyor. 'bölünmüşlük, kalplerin tek atmaması' karşısında dilgîr oluyor ama 'herkesi kendi konumunda kabul' esasına dayalı diyalog diyor, hoşgörü diyor. Kimseyi dışlamıyor. Kimseyi tekfir etmiyor. 'Aziz millet, büyük millet' dedikten sonra 'millet uykuda, milletin benden bizden haberi yok' şeytanî yâvelerini seslendirmiyor.
Adamların problem çözme gibi bir dertleri de yok aslında. Daha birisi geçenlerde
Aynı işadamları grubu, 'Kimse Yok mu Derneği'nin öncülüğünde Kurban Bayramı'nda da Diyarbakır'a gitmişler ve bölgede kesilen 80 bin hayvandan her aileye 3'er kilo et dağıttırmışlar. Başbakan'ın "Diyarbakır'ı istiyorum" demesinden sonra bu ziyaretler daha da artmış. Amaç belli; 'Kürt sorununu çözmek' için 'Diyarbakır kalesi'ni düşürmek amacıyla DTP'yi kuşatma altına almak... Özeti 'dincilik' yapılarak DTP'ye karşı Kürt halkı ile 'kucaklaşmak'
diye yazdı. Yani orada yapılan müspet hareketlerden bile rahatsız arkadaş. Bir de Başbakan'ın emriyle gidiyormuş bu işadamları, bu gönüllüler. Yani kendi akılları, iradelerini teslim etmişler bir tarafa. İnsanları kendileri gibi güdülebilir zannediyorlar. Problemin çözümü adına alternatifi ne onu zaten beklemeyin. Onlar sadece vak'ayı en acı şekilde yazmakla mükelleftirler. İşleri sonra çözüm adına ortaya çıkanları tenkit etmektir.
Doğrusu bunlar, özleri itibariyle fevkalade kâbiliyetsiz ve liyâkatsiz, içinde yaşadıkları cemiyet itibariyle de son derece yararsız kimselerdir. Şahsi haz ve zevkleri açısından dünyanın tam göbeğinde ve hayatla iç içedirler ama başkalarına faydalı olma, cemiyetin çıkarlarını kollama, ona gelecek zararları göğüsleme ve çevrelerine yararlı olma noktasında onları arasanız dahi bulamazsınız... (Fethullah Gülen)
Gülen'in ve O'nu sevenlerin insanlık için yaptıklarını görmezlikten gelerek her fırsatta 'çemkirenlerin' burada değil belki ama ötelerde 'kul hakkı' adına işleri çok zor olacak. Çünkü söyledikleri artık zulüm çizgisinde. Hem çekememezlik suretiyle kendi nefislerine zulmediyorlar hem de binlerce insanın hakkına hukukuna girerek onlara.
Ne acıdır ki, bütün bir ömür boyu hayır ve fazilet adına kadehler gibi dolup boşalan bu yüksek ruhlar, dünden bugüne bir kısım aldanmış kişiler tarafından hep horlanıp hakir görülmüş, hep yaşama hak ve hürriyetinden mahrûm edilerek cemiyet dışı bırakılmaya çalışılmışlardır.
'Yar yüreğim yâr Gör ki neler vâr Bu halk içinde Bize güler vâr.
Bu yol uzaktır Menzili çoktur Geçidi yokdur Derin sular vâr.' (Yunus)
Ruhlar aydın, vicdanlar hür, sineler de imanlı olduktan sonra varsın olsun ne çıkar! (Fethullah Gülen)
Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır. İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.
|