|
Yine 'bozacının şahidi şıracı' misâlindeki gibi, karşısında oturmuş olan ve 'hah tam da bizden istedikleri gibi konuşuyor' edası içinde, mütebessim ama aslında içten çok endişeli bir çehreyle kendisini dinleyen kişiyi muhatap alarak ağız dolusu konuşuyor:
Düne kadar Fethullah Hoca'nın Türkiye'ye gelip gelmemesi konuşuluyordu. Benim şahsi iddiam Fethullah Hoca'nın cenazesi bile bu ülkeye gelemez. Bu ülkede o adam artık kendine mezar bulamaz.
Fethullah Gülen'in mezarının içeride-dışarıda olması mühim değil dinî açıdan da diğer yönlerden de. Hem yeryüzü mirasçılığına soyunmuş bir insan sana da sormayacak geleyim mi gelmeyeyim mi diyerek. O'nun mezarının nerede olacağı mevzuu da sana ait bir iş değil aslında şöhretin basamaklarını Fethullah Gülen üzerinden tırmanmaya çalışırken.
Bir hastalanıyoruz bir sürü insan başımıza toplanıyor, bir sürü insan ilâcınıza koşturuyor. Aradan 14 asır geçmiştir. Samimi söylüyorum Efendimizin hastalığı aklıma her geldikçe 'Ya Resulallah orada olsaydım da kapı kapı dolaşsa sana ilâç alsaydım. Bizim gibiler yaşayıp da ne olacak. Allah bir kefen parası bulunamamasına muvaffak eylesin. (Fethullah Gülen)
Diğer yandan bu 'iddiayı' Türkiye'yi takip etmeyen birisine söyleseniz elbette ilk tepkisi 'Fethullah Hoca Türkiye'ye büyük bir kötülük mü yaptı?' olacaktır. Öyle ya bir mezar yeri bile çok görüldüğüne göre Fethullah Gülen, Türkiye'yi ayağa kaldıracak hareketlerin içinde olmalıydı ki bir insana bu sözleri söyletiyordu.
Meselâ Gülen vatana hiyanette bulunmuştu, Cumhuriyet'in temeline dinamitler koyuyordu, dış düşmanlarla işbirliği yapıyordu, gizli servislerle irtibatlıydı vs vs.
Hayır bu sözleri söyleten yukarıdakilerin hiç biri değil. Biliyorsunuz Ergenekon Operasyonu sonrasında düzenleri bozulanlar hedef tahtasına yine Fethullah Gülen'i koydular. O, yine 'kendilerine göre iyi giden bir işi' Emniyet'teki yandaşları vasıtasıyla akamete uğratmıştı onların iddiasına göre.
Ben burada dururken nasıl örgütleniyorum, nasıl yapıyorum bilmiyorum. Bunu kendilerinin araştırmaları lazım. Kim o örgüt üyeleri? Bulsunlar çıkarsınlar. Bir ara "emniyette örgütlenme" diye verilen bir liste vardı. Sonra her biri farklı, birbirine zıt dünya görüşlerine sahip insanlar oldukları görüldü. Demek ki, yine birinin birilerine karşı karnı ağrıyordu. Kendilerine kredi kazandırma, başkalarını karalama adına masa başında bir liste yaptılar.
Orduya gelince, orada nasıl örgütleneceksin ki? Diyelim, o insanlar ordunun içindeler. Başlarında subaylar, cumhuriyetin, laikliğin, demokrasinin temsilcisi insanlar var. Öyle bir örgütlenmeye meydan ve fırsat vermezler. Kafalarında, duygularında, düşüncelerinde bu türlü şeylerin gelişmesine meydan vermezler. İşin doğrusu bunu anlamada zorluk çekiyorum. (Fethullah Gülen)
O kızgınlık içinde yine Emniyet'teki mevhum örgütlenme şemaları korkutucu başlıklarla gündeme getirildi. İsmi lâzım değil, birisi 'Emniyet'teki Gladio' olarak isimlendirdi operasyonu yapanları. Her zaman kendine yakışan şekilde. Tahrikkâr ifadelerle. Tabir-i diğerle provokatif. İşi o değil mi zaten? Daha da ileri gitmiş suç duyurusunda bulunmuş Emniyet'teki mevhum yapılanma hakkında. Öyle ya Abdülhamit Bilici'nin ifadeleri içinde
Ergenekon operasyonu sayesinde bu grupları şimdi daha yakından tanıyoruz. Misyonerlere karşı savaş açan bu grubun, düzenli toplantılarını kilisede yaptığı anlaşılıyor. Kilise sadece toplanma yeri değil, uluslararası parasal bağlantıların da merkezi. Ulusalcı ve tam bağımsız Türkiye yanlısı örgüte, yurtdışından 5 yılda 50 milyon dolar gelmiş. Para, Türk Ortodoks Kilisesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol üzerinden 'bağış' adı altında yurda sokulmuş. Ulusalcı örgüt, bu parayı Türk-Kürt çatışmasını kışkırtarak, ulusu 2009'da bir darbeye hazırlamak için yapılacak suikast ve bombalı eylemler için kullanacakmış.
Şeklinde anlatılan bir örgütü ortaya çıkaranlar hesap vermeliler. 'Fethullahçı' dediğinizde hesap sormanız da kolay oluyor hem.
Neticede meseleyi Fethullah Gülen'e getirip dayandıranlar her zaman yaptıkları göz bağcılığın peşindeler. Yani onlara göre suç ve suçlu değil mühim olan. Bu suçu ve suçluyu ortaya çıkartanlar cezalandırılmalı öncelikle. Şamar oğlanları da hazır olduğuna göre 'vurun söyletmen' kabalığı sahne alıyor Utah'dan gelen e-mailler, Fethullah Gülen'in röportajda söyledikleri, Emniyet'te kadrolaşma fonları eşliğinde.
Bunlardır ki kitap, gazete, mecmua, panel ve açık oturum gibi şeylerle efkâr-ı âmme yapmasını, meşruları gayr-ı meşrû, gayr-ı meşrûları da meşrû göstermesini çok iyi bilirler. İsterlerse, hiç yoktan sun'i kıyametler kopararak cemiyyeti tedirgin ve yığınları da birbirine düşürebilirler. Ve yine bunlar, din ve dince mukaddes sayılan şeyleri tahripten bir lahza geri kalmaz; yerinde mâzi ve tarihi karalayarak, nesilleri özlerinden uzaklaştırır, yerinde ilericilik adına ülke ve insanımıza bütün bütün zararlı her şeye vize vererek, yığınları yabancı düşüncelerle şaşkına çevirir, yerinde de bütün ahlâkî prensipleri hiçe sayıp kitleleri zapt u rapt altına alan tarih kadar eski bütün beşerî disiplinleri yerle bir eder ve anarşiye davetiyeler çıkarırlar. Bunlar ve bunların elinde kimliksizleşen bilgisiz nesiller, zamanla birbirinin kurdu hâline gelir ve ülke bir baştan bir başa kanlı bir arenaya döner. (Fethullah Gülen)
Maksat gürültü çıkartıp bir şey kotarabilmek.
Muvaffak olurlar mı?
Ne zaman oldular ki?
Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır. İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.
|