Yurt Dışındaki Türk Okullarına Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 10
Kötüİyi 
Hamdi İşcan, fgulen.com   
11.02.2008

Hamdi İşcan: Her An ve Bütün AmellerSosyal hadiseler ve sosyal hareketlilik bir manada domino taşlarına benzetilebilir. Zira bir sosyal hadise, bir başka sosyal hadisenin sonucu olduğu/olabileceği gibi, aynı zamanda, kendisi de başka bir sosyal hadiseyi netice verebilir, onun muharriki ve sebebi olabilir.

İşte şahsen, artık sosyolojik bir vakıa olarak kabul edilen yurt dışındaki eğitim faaliyetlerinin sosyo-ekonomik açıdan vaadettiklerinin de ciddi manada ele alınıp tahlil edilmesi gerektiğini düşünüyor ve bu mevzuda sadece bir kapı aralama babından kuşbakışı bir nazarla tesbit ettiğimiz bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Okullarla Gelen İtibar ve Güven Referansı

Malum olduğu üzere ticarette, iş ortaklığında güven ve itibar çok önemlidir. Hatta ticaret hukukunda "vücûh (kredi) ortaklığı" diye bir şirket şekli dahi vardır. Sermayesi olmayan fakat toplumda itibarı bulunan kimselerin kendi aralarında yapmış oldukları anlaşmaya bağlı olarak kurulan böyle bir ortaklık, başlangıçta hiç sermayesi bulunmayan ortakların manevi itibarları ve dürüst çalışmaları sonucunda ileriki zamanlarda büyük bir iş teşebbüsüne dönüşebilmektedir.

İşte eğitim gönüllülerinin gittiği her ülkede yakaladıkları yüksek standart ve seviye, bunun yanında toplum nezdindeki güven ve itibarları, orada bulunan Türk iş adamı ve müteşebbisleri için de bir itibar ve kredi vesilesi olmuş, kendileri için sağlam bir referans kaynağı fonksiyonu görmüştür. Böylece Türk girişimciler sermaye açısından rekabet edemeyecekleri, teşebbüs etme cesareti bulamayacakları sahalarda bile Türk insanına duyulan güven ve itimad sayesinde büyük atılımlarda bulunabilmiş ve güzel başarılar elde etmişlerdir.

Yüksek Nitelikli İnsan Gücü ve İş Hayatına Yansımaları

Sanayi çağında mal ve hizmetlerin üretiminde öne çıkan husus "makine ve fabrika" olgularıydı. Bu devrede "ağır sanayi" diye tabir edilen iş sahası ekonominin ana eksenini ve dinamosunu oluşturmaktaydı. Günümüzde ise, hizmetler sektörü, bilgi üretimi ve yüksek nitelikli insangücü, imalat sanayinin ekonomideki etkinliğini zayıflatmış, mal yerine bilgi üretimi ön plana çıkmıştır. Öyle ki, bir cd'ye sıkıştırılan yazılım programı ile elde edilen kâr, koca koca fabrikalarla elde edilen kârı katlayabilmektedir.

Evet, günümüzde ve daha da önem kazanarak önümüzdeki yıllarda, diğer sahalarda olduğu gibi ekonomi sahasında da geleceğin rotasını belirleyecek olan dinamizm; bilgi, bilginin değerlendirilmesi ve bilginin üretimi konuları olacaktır.

İşte bu noktada bu okullardan mezun olup Türkiye'yi seven, onu yakından tanıyan, kültürüne aşina olan, Türk insanıyla gönül bağı bulunan yüksek nitelikli insan potansiyeliyle yurt dışındaki Türk okullarının hem bulunduğu devlet, hem de ülkemiz için ciddi bir imkan ve fırsat olduğu ve ikili ticarî ilişkilerde çok önemli bir köprü misyonu eda edeceği anlaşılmaktadır.

Zira bu kolej ve üniversitelerden mezun olanlar genelde 2-3 dili ileri seviyede öğrenmiş bir şekilde mezun olmaktadırlar. Ayrıca hem modern çağın gerektirdiği bilgi ve donanıma sahip bulunmaları ve hem de aynı zamanda ahlaken mazbut, temel insanî değerlerle yüklü, dürüst ve güvenilir olmaları kendilerini tercih edilir kılmaktadır. Öyle ki, yurt dışındaki bu müesseselerde görev yapan bir idarecinin ifadeleri içinde, Türk liselerinden mezun öğrenciler henüz üniversite tahsilini tamamlamadan, 3.-4. sınıfta büyük ve önemli yerli ve yabancı şirketlerden iş teklifleri almaktadırlar.

Ümit ederiz, bizim dünyamız sanayi çağında bir şok, teknoloji çağında ikinci bir şok yediği gibi bilgi çağında üçüncü bir şok yemez. Bu ve benzeri eğitim ve bilime yapılan yatırımlarla geleceği kucaklar, kendini ona göre hazırlar ve sömürülen-güdülen, sadece "pazar" olarak görülen/tüketen bir toplum yerine geleceğin dünyasında aktif rol üstlenen, gözünün içine bakılan, bilim, eğitim, teknoloji sahalarında söz sahibi olan bir konumla geleceğe yürür.

İş ve İstihdam Sahası

Herkesin bildiği üzere ülkemiz genç bir nüfus yapısına sahiptir. 2006 yılında 73 milyona yaklaşan ülke nüfusunun 26 milyonunun 15 ila 34 yaşları arasında olduğu ifade edilmektedir. Her ne kadar önümüzdeki on beş yıl boyunca gençlerin genel nüfustaki oranı çok küçük bir azalma gösterse de, Türkiye'nin Avrupa'daki en genç ülke olmaya devam edeceği tahmin ediliyor.

Bu genç nüfusla birlikte dikkat çekilmesi gereken ayrı bir husus da, milletimizin sosyologların ifadesiyle "uranyum atomu" gibi dinamik ve hareketli karakteristik bir yapıya sahip olmasıdır.

İşte bu genç ve dinamik nüfusa iş ve istihdam sahası bulunmadığında, önce durgun sular gibi içten içe kokuşup çürümeye, daha sonra da bu durumun bir sonucu olarak her an patlamaya hazır bir şiddet kaynağına dönüşebilmektedir.

Bu sebeple, sağlam ve güçlü bir ekonomiye sahip olmayı isteyen Türkiye aynı zamanda huzurlu ve dengeli bir toplum yapısı için de işsizlik sorununa alternatif çözüm yolları arama ve bulma mecburiyetindedir.

İşte bu çözüm yollarının en önemlilerinden biri de yurt dışına açılımın gerçekleşmesidir. Günümüz dünyasında, hangi sahada olursa olsun içe kapanan, yurt içiyle iktifa eden sektör bugün olmasa da yarın tıkanmaya, daralmaya kendini mahkum etmiş demektir. Bu noktada yurt dışındaki eğitim müesseseleri hem bir istihdam sahası açmış oluyor, hem de, bundan da önemlisi, çok farklı ülkelerde nazar-ı dikkati celbeden bir başarı çizgisi yakalamasıyla, farklı saha ve sektörlerde yurt dışında yatırım yapmak isteyen kişiler için bir moral ve cesaret kaynağı fonksiyonu görüyor, dışarıda iş yapılması, yatırımda bulunulması adına zihinlerde bulunan korku duvarının aşılmasına, yabancılara yönelik aşağılık kompleksinin ortadan kaldırılmasına vesile oluyor.

Hasılı önyargısız bir şekilde meseleye bakıldığında, ülkemizin dünyayla entegrasyonu adına küresel bir kazanım olan bu tecrübenin iktisat alanında da nice güzel ufuklar vaadettiği açık bir şekilde görülmektedir. Dolayısıyla 'Türk ekonomisine ciddi manada katkılar sağlayan ve sağlayacak olan bu imkan ve fırsata sırf gayz ve nefretlerinden dolayı karşı çıkanların, bu hareketi şu veya bu sebeple baltalamaya çalışanların, ülkemize, halkımıza ve dahi kendilerine nasıl bir kötülükte bulunduklarını, ne büyük çapta bir zarar ve ziyana sebebiyet verdiklerini anlatmak bilmem ki mümkün olacak mı?' diye kendi kendime sormadan edemiyorum.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
yusuf soylu  - keşke   |2008-02-11 20:50:38
keşke bu okullara turk okulları yerine sevgi okulları desek.ha yanlış anlaşılmasın ben turk oğlu turkum.sadece bana gore bu okullar sevgi
okulları diye tanımlanması lazım oyle lanse edilmesi lazım cunku sevgi uzerinde kurulmustur hedefte Allahın rızası olmasaydı bunlar olurmuydu
hiç?o okullardan mezun olan biri olarak sadece bir yorumla da olsa mearmımı bildirmek istedim.Allaha emanet olun

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 11.02.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Temsil Öncelikli Tebliğ

Seyredin

Sahâbe Efendilerimizin Hizmet Düşüncesi

Seyredin

Hizmet Mâzeret Değil!..

Dinleyin

Kalb Kasveti ve İnşirah Vesileleri

Dinleyin

Altunizade Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

İnsan, açıklamada bulunmaya lüzum görülen yerlerde kendisine düşeni anlatmalı; boş yere kalbinin kapağını açarak sırlarını fâşetmekten de kat’iyen sakınmalıdır. Öyle, her yerde, ulu orta kalbindeki sırları saçıp gezenlerin, günün birinde hem kendilerini, hem de içinde bulundukları toplumu önünü alamayacakları bir ölüme sürükleyecekleri, kat’iyen hatırdan çıkarılmamalıdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri