|
Medyamız böyle başlık atmış ortaya çıkan ses ve görüntü kayıtlarının kaynağının Fethullah Gülen olduğunu ima ederek. Mâlûm olduğu üzere YÖK eski başkanı Erdoğan Teziç'e ait ses kayıtlarından sonra savcı Salim Demirci'ye ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı Internet ortamında yayınlandı. Demirci'ye ait olduğu ve 2006 yılında kaydedildiği iddia edilen görüntü ve ses kayıtlarında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiyelilik" çıkışı ve dönemin Diyarbakır Valisi Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ağır sözlerle eleştiriliyordu. Salim Demirci, 'O kişi ben değilim (…) Bir cemaat lideri için mahkemenin kararını temyize gönderdim. Ancak bunlar bende yılgınlık yaratmaz' diyerek kendisini müdafaa etti.
Elbette insanların özel hayatlarının didiklenmesi tasvip edilemez. Özel hayatın masûniyeti bir esastır ve herkes -hangi düşüncede olursa olsun- bu masûniyet zırhına sahip olmalıdır. Bu kaide Fethullah Gülen için ayrı Salim Demirci için ayrı düşünülemez. Yani kaydı ben yaparsam 'gazetecilik başarısı, Gülen'in gizli kasetleri elimizde!' diye yaygara koparılırken başkası yaptığında 'Hocaefendi'ye Dokunan Yanıyor' diye bağırıp da kimse Fethullah Gülen'i zan altında bırakmamalıdır. Hem Salim Demirci'nin Fethullah Gülen dâvâsını temyiziyle bu ses kaydının ortaya çıkışı arasında tam 2 sene var. Zaten geçtiğimiz günlerde Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Fethullah Gülen dâvâsında beraat kararı veren mahkemenin kararını da onamıştı. Hatırlayacaksınız Fethullah Gülen'in avukatları Orhan Erdemli ve Abdülkadir Aksoy 7 Mart 2006 tarihinde kanunlardaki değişiklikleri gerekçe göstererek müvekkillerinin örgüt kurmakla suçlandığı davanın, değişen kanunlar göz önüne alınarak yeniden karara bağlanması talebiyle Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurmuşlardı. Mahkeme, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'ndaki değişiklikleri dikkate alarak, Gülen'in avukatlarının beraat talebini 10 Mayıs 2006'da kabul etmişti. Savcı Salim Demirci ise o tarihten sonraki günlerde bu dâvâyı temyiz etmişti. Yani 'Gülenciler' tarafından 2006'da yapıldığı ima edilen ses kaydı neden o tarihlerde Gülen lehine kullanılmamış da her şey olup-bittikten sonra bugünlerde Yargıtay'dan da onama kararı varken ortaya çıkmış sormak gerekmez mi? Yine eski DGM savcısı Nuh Mete Yüksel'in bir kadınla çekilen görüntüleri sonrası tenzil-i rütbeyle başka bir yere atanması ve 'Kanla Abdest Alanlar' isimli kitabın yazarı Ergün Poyraz'ın 'Ergenekon Çetesi' soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuklanmasını da Fethullah Gülen'le irtibatlandırıyorlar. Yani Türk polisinde Gülen'e sempati duyanlar bu işi yapıyorlar iddiasında necip basınımızın bir kısmı. Savcı Nuh Mete Yüksel'in gizli görüntüleri 7 Haziran 2002 tarihinde ortaya çıktı. Yüksel'in DGM savcılığından bu görüntüler sebebiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan aldığı kınama cezası sonrası ayrılma tarihi ise 22 Ekim 2002. Yani Gülen dâvâsının neticelendirilmesinden yaklaşık 5 ay önce. Hem Yüksel'in yerine bakan savcı Hamza Keleş de Gülen hakkında beraat talebinde bulunmamıştı 10 Mart 2003'te neticelenen dâvâda. Hasılı, 'Savcı Yüksel, Yazar Poyraz ve son olarak Savcı Demirci'nin başlarına gelenleri büyük bir komplonun parçaları olarak yorumlanabilmesi' için müdellel konuşmak-yazmak gerekiyor. Senin kasetin kötü benimkisi iyi mantığı yanlıştır. Yanlış yanlıştır her zaman. Hukuk işlemeli ve Salim Demirci'ye ait olduğu iddia edilen bu kaydı yapanlar bulunup cezalandırılmalıdır. Eğer kayıtlar savcıya aitse onun gereğini yine hukuk sistemimiz yapar. Basınımızın bir kısmının savcı-hakim rolüne soyunmasına gerek yok. Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır. İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.
|