Din-Kent ve Cemaat Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 7
Kötüİyi 
Ahmet Kurucan, Zaman   
20.03.2008

Ahmet KurucanBir itiraf ile başlayayım; kitap elime çok geç ulaştı. Buna gündelik işlerin yoğunluğu ve salim kafa ile okuma ısrarım da eklenince kitabı ancak bitirebildim. Ali Bulaç Bey'in "Din-Kent ve Cemaat Fethullah Gülen Örneği" isimli kitabından bahsediyorum.

Bazı kitaplar vardır, konusu size kendini okutturur. Bazı kitaplar da vardır ki; konusu ne olursa olsun yazarı okutturur. Bu kitap her ikisini üzerinde cem etmiş; Fethullah Gülen hareketi ve Ali Bulaç.

Hem ilahiyatçı hem de sosyolog kimliği ile düşünce dünyamızda oldukça önemli bir yere sahip olan yazarın bu çalışması, hem toplumu hem de hareketi farklı bir perspektiften, şimdiye kadar çok da ele alınmayan yanları itibarıyla değerlendiriyor.

"Ulus-devlet ve sekülerleşmenin" bizim gibi ülkelere bir anlamda dayatıldığı modern dönemlerde ekonomik, kültürel, sosyal ve dinî yapımız çok farklı bir karaktere bürünmüştür. Halbuki topluma dayatılan bu zihniyet, vicdanlara hapsedilmek istenen din, millî kimliğimizin en belirgin vasfını tayin eden kültür, örf-âdet ve gelenek olarak sosyal hayatımızın ayrılmaz parçası haline gelmiş değerlerimizle katiyen uyuşmamaktadır. Fıtrî ve tarihî uyuşmazlık ile hâkim gücün dayatması karşı karşıya gelince ortaya ister istemez çatışmalar, bölünmeler çıkmıştır. Nasıl çıkmasın ki; bir tarafta dinî, millî ve tarihî değerlerini korumayı varlık gayesi sayanlar, diğer tarafta sahip olduğu idarî ve siyasî gücü bu uyumsuz değerleri topluma dayatmada kullananlar. Redd-i miras bu dayatmacı zihniyeti özetlemede kullanılan enfes bir tabirdir. Bugün içinde bulunduğumuz süreç de maalesef bu redd-i miras zihniyetin ürünüdür.

Mezkûr zihnî ve fikrî çatışma ortamında diğerleri kendi kulvarlarında yol alırken, değerlerini korumayı varlık gayesi sayan insanlar da değişen demografik, siyasî, kültürel ve ekonomik yapı içinde belirledikleri yeni formlarla kendilerini ifadeye durmuşlardır. Devletinin yanında, gerektiğinde sosyal devlet ilkelerinin pratiğe taşınmasında ona yardım eden, genel-geçer evrensel değerlere muhalif davranıldığında ya da ideolojik dayatmalar söz konusu edildiğinde de devletine sivil tarzda muhalefet eden yapılar zuhur etmiştir bu süreçte. Gülen hareketi, işte bu bir cümle ile ifade edilen kulvarda yerini alan sivil destek veya muhalefeti bünyesinde barındıran bir harekettir.

Ali Bey'in ifadesiyle "dinin belirleyici, modern şartların da etkileyici" rolünü dengeleyerek insanımıza her şeye rağmen dinî, millî ve insanî kimlik kazandırıyor bu yapı. Ne mazi destankârlığına, ne bugün içine düşülen felaketten kaynaklanan çığırtkanlıklara ne de gelecek adına ümitsizlik feryatları ile velvelelere yol var bu yapıda. Aksine mevcudu olduğu gibi kabullenme, kendi değerlerine nihayetsiz bağımlılık içinde onları yeniden okuyup çağın şartları içinde yeniden yorumlama, kendini yeniden üretme var. Bireyselliğin inkarı yok, aksine "bireyin çiçek açması" ve yeni bir insan olması var. Eğer iddialı bulduysanız bu tesbiti şöyle değiştirebiliriz; yeni insanların doğmasına zemin hazırlıyor. Başka ülkelerde örneğini çok sık gördüğümüz üzere devlete karşı protesto, güç, silah, isyan, ayaklanma yok; tahrip değil tamir esas alınıyor. İktisadî şartların zorlaması ile gerçekleşen zorunlu göçler ve bunun oluşturduğu sosyalleşme ihtiyacı karşılanıyor. Ne kadar karşıladığını bugün gelinen nokta açıkça gösteriyor.

Bir Batılı araştırmacı "Neden Gülen hareketi?" sorusuna, "Toplumsal hareketleri inceleyen hiçbir sosyal bilimci Gülen hareketine gözlerini kapatamaz" demişti geçenlerde. Sosyolog ve toplum bilimci kimliği ile Gülen hareketine içeriden bakan Ali Bulaç, yaptığı bu çalışma ile sözü edilen tesbiti doğruluyor. Hocaefendi'nin aydın-ulema kimliğini şahsında cem'i gibi bazılarına daha önceden âşîna olduğumuz görüşleri ile beraber yedi ayrı bölüm halinde Hocaefendi ve hareketin incelendiği bu kitap, yerli aydınların da Batı dünyasındaki meslektaşları gibi önyargılardan, aleyhteki propagandalardan uzak, objektif bir gözlükle hareketi değerlendirebildiğinin bir göstergesidir. İlk değil elbette, son da olmayacaktır umarız.

Şu an itibarıyla ülkemiz şartlarında bir cesaret örneği sayılan ve hareketi "Türkiye'nin, küreselleşmeye karşı verdiği tek cevap" olarak niteleyen bu çalışmanın hak ettiği ilgiyi göreceğine inancım tam.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 20.03.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Selefe Saygı

Seyredin

Peygamber Efendimizin Müjdeleri

Seyredin

Rakip Değil Kardeşsin!..

Dinleyin

Şeffaf Hareket ve Anlatmaktan Bıkmamak

Dinleyin

Menemen Vaazı - 1976

İndirin

Altın Nesil Konferansı

İndirin

Hüzün umumîleştiği ölçüde Allah nezdinde değer kazanır ve gökler ötesinden teveccüh görür.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri