Gülen Tehdit mi veya Cunta, Darbe, Kan Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 44
Kötüİyi 
fgulen.com   
02.04.2008

Gülen Tehdit mi veya Cunta, Darbe, KanEnteresan bir şekilde karartma günleri parodisini oynuyor birileri. Büyük bir gürültüyle ağlayarak hem de. Milletin de ağlamasını bekliyorlar ellerinde mendillerle.

Olacak şey değil! Yoksulluk, yolsuzluktan bahsetmek için program yapıyorsun ama cehalete, fakirliğe, ayrılığa savaş açmış bir insanı ve O'na sempati duyanları karalama programına dönüştürüyorsun işi, küçük de olsa bir mum yakmak yerine.

Fethullah Gülen bu devlet için nasıl bir tehdit olarak görülebilir? Sürekli barış mesajları veren, devamlı sevgiden bahseden, nefretten nefret etmeyi bir ders olarak mütemadiyen haykıran birisinin tersi bir düşüncede olsa yetmiş senelik hayatında küçük bir açık vermesi gerekmez mi?

Meselâ Fethullah Gülen ve O'nu sevenler şimdiye kadar hiç şiddet eylemlerine dolaylı veya doğrudan katılmışlar mı? En basitinden uzaktan da olsa destek vermişler mi? Ülkeyi karanlığa sürükleyecek provokasyonlar içinde yer almışlar mı? Meselâ bir gazeteye peşi-peşine bomba, molotof kokteyli atmış veya attırmışlar mı? Ülke aydınlarını öldürtüp suçu karşı tarafa yıkma düşüncesinde olmuşlar mı? 'Kansız olmaz, darbe de lazım' diyerek irili ufaklı kanlı cuntalar içinde yer almışlar mı? Ülkeyi destabilize etmek adına büyük mitingler tertip edip, bu mitinglerde yalancıktan gözyaşı dökmüş, ağız dolusu laf etmişler mi?

Ama ne acıdır ki, tabiatları düşmanlığa, tecavüze, anarşiye, iftiraya kilitlenmiş marjinal bir kesim; güçleri ve tesirlerindeki fevkalâdelikleri tahrip yanlısı olmalarında ve çığırtkanlıklarında marjinal bir kesim, gulyabanîler gibi yolları tuttu ve kendi aklıyla hareket etmeyen bir kısım mütehayyir ve müteredditleri de yanlarına alarak kendi yaptırdıkları anket neticelerine göre toplumun yüzde seksen beş doksanının çok olumlu bulduğu bu mübarek süreci kundaklamaya kalktılar. Onunla da yetinmeyip, bu bir fırsattır diyerek dine hücum etti ve bütün dindarları karaladılar. Hemen herkesi bir ideolojinin insanı gibi göstererek, kimini dinci -o da ne demekse- adı altında, kimini de bir tarikat mensubu gibi göstererek irtica çığırtkanlığıyla her yerde fitne ateşleri yaktılar ve bir zaman kızıl bayraklar altında toplanıp millete, devlete yağdırdıkları aynı küfürleri bu defa da dindarlara karşı kullandı ve içlerini boşalttılar. Tutup tutmaması ayrı bir konu,

Zalimin zulmü varsa, mazlumun da Allah'ı var;
Bugün halka cevretmek kolay, yarın Hakk'ın divanı var.

Sükûtumuz, üslûbumuza emanet.. misliyle mukabele, bizim kitabımızda zalimce bir kaide.. dövene elsiz, sövene dilsiz davranma, vicdanlarımızla aramızdaki mukavelenin gereği.. ne yapalım, Allah, ısırmak için bir diş, parçalamak için de vahşî bir pençe vermemiş, elimizden bir şey gelmez ki...! Ayrıca, herkes kendi karakterinin gereğini sergiler, karakterimize rağmen farklı bir tavır takınmayı kendimize karşı saygısızlık saydık ve böyle bir saygısızlığı irtikâp etmemek için, gürül gürül konuşacağımız bir yerde sadece yutkunmakla iktifa ettik.

Aslında, bizim şuna-buna mukabelede bulunmamıza da ihtiyaç kalmamıştı; zira onca yaygaraya rağmen, toplumun yüzde seksen küsuru, yapılanları birer çığırtkanlık olarak görmüş ve soylu bir millete yakışan o muhteşem tavrını bir kere daha ortaya koymuştu; koymuş ve bizi üslûbumuza aykırı hareket etme mecbûriyetinde bırakmamıştı. Biz de, son bir kez daha "cebrî lûtfî", kendi afv u safh çerçevemizde kalarak, herkesi sevgiyle kucaklama ahd ü peymanımızı bozmamış oluyorduk. (Fethullah Gülen)

Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasında geçen iddiaların buraya tamamını yazsak hiç birini Fethullah Gülen Hareketi'yle irtibatlandırmak mümkün olmayacak. Buna aklî muvazenesini kaybetmiş birisini bile inandırmak mümkün değil çünkü. Karanlık nasıl ışıkla bir arada olmaz onun gibi bir şey bu.

O zaman mütemadiyen bunu tekrar edip durmalarının bir sebebi olmalı?

  1. Fethullah Gülen'in devlet içinde bir gücü olduğuna inanıyorlar. Bu gücü kullanarak Ergenekon soruşturmasıyla saçılıp-dökülen pislikleri O'nun ortaya çıkardığına inanıyorlar.
  2. Müteaddid cuntaların, darbe teşebbüslerinin Fethullah Gülen'in devreye girmesiyle bertaraf edildiğini düşünüp kızıyorlar.
  3. Daha büyük komplolar peşindeler ve Fethullah Gülen'i güçlü göstererek bunları perdelemek istiyorlar.
  4. Fethullah Gülen'in, Türkiye'ye gelmesini istemiyorlar. Yurt dışında ölsün, hattâ cenazesi bile gelmesin. Dirisi-ölüsü gelirse Türkiye karışır diye korkuyorlar. Bunun için de sürekli olarak Fethullah Gülen korkusunu pompalıyorlar.
  5. Sonuncusu ve belki en basiti Fethullah Gülen dâvâsında savcının itiraz etmesini, beraat kararının Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda görüşülüp beraat kararının bozulmasını istiyorlar.
Dönersem kendim gibi, Ramiz Efendi'nin üç şerefeli camide imamlık yapan oğlu gibi dönerim. Size komik gelebilir ama döndüğüm zaman acaba bana yine o camide imamlık verirler mi, yine aynı pencerede kalsam; ya da Kestane Pazarı'nda idarecilik vermeseler bile, tahta kulübem gibi bir kulübede kalmama müsaade ederler mi diye düşünüyorum. Bir diğer düşüncem de, bütün samimiyetimle ifade edeyim, köyümde, dedelerimin arsası üzerinde yapılmış bir misafirhane var, gitsem orada kalsam diyorum. Doğduğum, büyüdüğüm köyde bir köylü gibi ölsem. (Fethullah Gülen)

Fethullah Gülen, Allah'tan başka kimseye dayanıp-güvenmiyor. Dolayısıyla ilk 2 tezin O'nun için bir mânâsı yok ve bu görüşte olanların da buna göre düşüncelerini gözden geçirmeleri gerekiyor.

Son 3 tezin bir hakikat olduğunu cümle âlem biliyor. Ama Fethullah Gülen ismini kirli işlerinde kullananlar şimdiye kadar muvaffak olamadılar. Allah'a dayanıp-güvenen birisine karşı bu mücadeleyi ömür boyu verseler yine muvaffak olamazlar. Bu noktada da bir düşünce tadiline ihtiyaçları var bu insanların.

Diğer yandan ulusalcılığın tehlike olmadığını ispatlama sadedinde topu ofsayttan kaleye yuvarlama gayretindekilere ne demeli? Hayatlarının hiçbir döneminde kendi çalıp kendi oynama dışında bir şeye muvaffak olamamış bu insanlar işe yine Fethullah Gülen'i sokma telaşıyla mevzu ile alâkalı her yazıda Fethullah Gülen'in 18.10.2005 tarihinde, yani yaklaşık 3 sene önce Aktüel dergisine verdiği bir mülâkatta söylediği sözleri gündeme getiriyor ve 'Gülen bu sözleriyle sadece Amerika ya da AB ile değil "emniyetle" de aynı safta olduğunu ima ediyordu' diye bağlıyor.

Dünyada hemen her yerde geniş istikbal vaad eden girişimler belli dirençlerle karşılaşır. Bu bazen bu girişimlerin uzun vadedeki müspet neticelerini kestiremeyen kesimlerden gelir, bazen de belli bir menfaat etrafında kümelenmiş kimselerden. Onlar bu tür girişimlerin kendi menfaatlerini haleldâr edeceği endişesini taşır sürekli. Türkiye'nin dünya ile kucaklaşması, buluşması kaçınılmaz bir süreç. Teknoloji, eğitim, ekonomi ve ticaret, her şey hızla küreselleşiyor, kucaklaşıyor. Bu sürece karşı tek başına, dünyadan tecrit edilmişlik içinde yaşayamazsınız. Belki bu sürece kendiniz, kendi iradeniz ve kendi kültürel temelleriniz ile müdahil olmak en akıllıca iş. Ben bu milletin uzun, köklü ve derin tarihi kültürel değerlerine güveniyorum. Orada kendinize güveni inşa edecek yeterli maddi, manevi, toplumsal ve kültürel dinamik mevcut. Bizim dış dünyaya verebileceğimiz çok şeyimiz var. Bu bir inanç, azim ve ideal meselesi. Tarih boyunca milletimiz dışarıya doğru açılmış, yürümüş. Şimdi önümüzde daha geniş, kapsamlı ve kompleks bir süreç var. Dolayısıyla direnç noktaları daha fazla sancı oluşturabilir. AB sürecinde son günlerde yaşanan kavga ve tartışmalara bir bakıverin. Ölseler bir araya gelmeyecek kimseler ulusal cephe adı altında suni bir kitlesel dalga oluşturmaya çalışıyor. Kimlikleri, söylemleri, hassasiyet ve dünya görüşleri bu derece farklı, üstelik birbirleriyle hiçbir diyalog geliştirme niyet ve isteği olmayan insanlar muvakkaten bir araya geliyor. Gerçekten her söz ve hareketleri sun'i ve iğreti duruyor. Elbette daha derinden milletin ruhunu ve temel dinamiklerini örselemeye yönelik çabalar da vardır. Bunların kolay kolay pes edeceğini sanmıyorum. Onlar her türlü açıklığın ve şeffaflığın karşısında. Toplum ve siyaset ilişkileri şeffaflaştıkça belki de deşifre olmaktan korkuyorlar. Türkiye büyük bir ülke. İradeli, azimli ve kararlı olursa sancıları aşar. Sancısız bir gelişme beklememeli. Milli ve bölgesel menfaatlerimizin korunması önemli ama kimin nerede, niçin ve hangi gayeyle durduğuna iyi bakmalı. Suni ya da iç menfaat ilişkileri er geç kendini mutlaka ele verir. Ulusal cephe adı altında oluşturulmaya çalışılan dalganın sınırları belli değil. Hedefi, niyeti ve çağrı yaptığı hassasiyetleri farklı farklıdır. Kemiksiz, kimliksiz ve hedefsiz bir dalga. Her açıdan manipülatif bir organizasyon olduğu belli. Ama sancılar olacaktır. Kararlı, sabırlı ve samimi olmalı. Bu milletin irfanı, vicdanı ve sağduyusu bunları aşabilecek genişlik ve derinlikte. (Fethullah Gülen)

Bakar mısınız lâfa? Gülen her zaman asayiş ve emniyetin yanında oldu. Askeri ve emniyeti her zaman destekledi. Hiçbir zaman aleyhlerinde olmadı. Aleyhlerinde en küçük bir lâfın söylenmesine müsaade etmedi. Cunta, darbe ve kan isteyenleri ortaya çıkaran Emniyet'in yanında her Türk vatandaşı gibi O'nun da olmasından daha tabii ne olabilir ki? Hem bu 'ima' meselesi nereden çıkıyor ki? Bu sözlerin söylendiği tarihlerde kanlı provokasyonlar gırla gidiyordu. İşin içinde emniyet, adliye falan yoktu.

Fethullah Gülen'i devlete tehdit olarak göstermek büyük bir vebaldir. Bunun yerine içine girdikleri pislikleri temizleyip nasıl pâk hale geleceklerini araştırsınlar.

Arkadaşlar, evvel ve ahir yani ne şimdi ne de daha sonra idareye asla talip olmasınlar, siyasete girmesinler, dünya saltanatı ve debdebesi ayaklarının önüne kadar gelmiş olsa bile, beni seven ve tavsiyelerimi kabul eden arkadaşlarım elinin tersiyle onu itmekte tereddüt etmesinler. Başkaları anlamasa da Allah rızası desinler, Allah'ın adını yüceltme istikametinde bir an bile duraksamadan samimane gayret etsinler. (Fethullah Gülen)

Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır.
İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
kadir arı  - az kaldı hocam   |2008-04-05 00:35:33
size uzanan dillere size uzanan kelimelere size layık olmayan bu iftiraların bitmesine az kaldı onlar abdest almayı bilmeyen laiklik diye ulu
önder atatürkün arkasına sıgınan zavallılar menfaatleri için sizi bile rahat bırakmayan bu kişiler son çırpınmalarını yaşıyo insanlar
gerçegi görmeye başladı artıkk fazla kalmaz milletimiz onlara dersini hem sandıkte hem tv de hemde gazetede hayırlı cumalar hocam
hasret  - seni sevmek mii   |2008-04-04 21:08:20
seni sevmek ne kelime bu farklı bir duygu farklı bir his bir aşk belki bir tutku..
okan er  - hocama...   |2008-04-04 06:23:56
gerçekten günahların içine batmış bi adamım...ama nedendir bilinmez size bişey denince içimde bişey sızlar...akmasada gözyaşlarım
eminmki rabbim bu sızıyı bilir...eminim ki ta burdan amerikaya da uzanır bu sesssiz inilti...hocam duacınız...sizlerde eksik etmeyin...
mustafa  - allah sizi başımızdan eksik etmesin   |2008-04-03 20:29:47
hocam sizide onlarıda herkes biliyor sizin için duacıyız tek duamız allah sizi başımızdan eksik etmesin

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 02.04.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Nasıl Keyfiyet Kazanılır?

Seyredin

Peygamberlerin Hususiyetleri

Seyredin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Secde İzindeki Tehlike

Dinleyin

Edremit Vaazı - 1974

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

İnsan, çok söz söylemekle değil, söylediği sözlerin yerinde ve faydalı olmasıyla kadrini, kıymetini yükseltir. Aksine, her yerde ulu orta konuşan kimse, hele konuştuğu şeyler de yüce mefhumlara ve uzmanlık isteyen mevzulara dairse, hem bir sürü hatalara düşer, hem de kendi değerini düşürmüş olur. “Çok konuşanın çok sakatatı olur” sözü ne kadar yerinde ve kıymetli bir sözdür.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri