Tuncay Güney'i Kendinize Referans Sayıyorsanız...

Tuncay Güney'i Kendinize Referans Sayıyorsanız...

Tuncay Güney ile Milli İstihbarat (MİT) arasındaki ilişkiyi belgeleyen bir haber yayınlandı geçen hafta. Sabah'ta yer alan haber üzerine gözler MİT'e çevrildi. Belge yalanlanabilirdi. Ancak MİT ilginç ...

Semâdan Koç İner Gibi

Semâdan Koç İner Gibi

Maalesef 2005 Mart ayında Romanya'daki derin bir menfaat şebekesi, bir çıkar çetesi, birtakım işlerini örtbas ettirebilmek, borçlarını kapattırmak, durumlarını düzeltmek için Irak'taki bazı gruplarl...

Sıra Dışı Zamanlar ve Sıra Dışı İnsanlar

Sıra Dışı Zamanlar ve Sıra Dışı İnsanlar

Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar vesilesiyle monotonluğun kısırdöngüsü kırılıyor. Alışılmışlığın görülmez hale getirdiği bin bir güzellik yeniden keşfediliyor.

Bölgenin Ankara'sı Erbil

Bölgenin Ankara'sı Erbil

22 Kasım Cumartesi gününün en önemli programı elbette Işık Üniversitesi'nin açılışıydı; tam tamına söylemek gerekirse Türkiye'nin Ortadoğu coğrafyasında açtığı ilk Türk üniversitesi.

Milliyet Gazetesi Çıldırmış Olmalı!

Milliyet Gazetesi Çıldırmış Olmalı!

Dün Mesut Yılmaz'la ilgili Cumhuriyet'te yalan bir haber yer aldı. Yılmaz, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili kendisine atfen yayınlanan sözlerin gerçekleri yansıtmadığını açıkladı. Fakat Milliyet yal...

"Gizledin, Gizledim; Kulum Seni Affettim!"

Şahsen, bir insanın hata, kusur ve günahlarını yazıp kaydetmesine taraftar değilim. Onları herkes kendi zihnine yazmalı; başka kimseye açmamalı.

Hira Dergisi'nin Toplantısına Gönderdiği Mesaj

Hira Dergisi'nin Toplantısına Gönderdiği Mesaj

Fethullah Gülen Hocaefendi 12 Kasım 2008'de Mısır'ın başkenti Kahire'de yapılan Hira Dergisi'nin tanıtım toplantısına bir mesaj gönderdi. Gülen mesajında….

Mücadele Ruhu Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.05.1985

Her türlü muvaffâkiyetin ilk şartı îman ve mücadele gücüdür. Gönlünü inançla donatıp, dimağını yüksek düşüncelerin meşcereliği hâline getiren kimseler, hayatın her dönemecinde ayrı bir huzur, ayrı bir hazza ererek kendilerini âdeta cennet bahçelerinde hissederler. Bu îman ve mücâdele gücünden mahrum gönüller ise, en küçük zorluklar karşısında sarsılıp ümitsizliğe düşmeye, cesaretlerini yitirip devre dışı kalmaya mahkûmdurlar.

Hayat bir bakıma, baştanbaşa çalışma, gayret ve mücâdele demektir. Çalışmak için güce, gayret için ümide ve kavga için de maddî-manevî hazırlıklı olmaya ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı hesaba katmadan, hayatın çok çetin ve zikzaklı labirentlerinden geçmeye kalkanlar, ya dökülür yollarda kalırlar veya bir gölge gibi hep başkalarını takip eder dururlar. Her iki halde de zelîl, derbeder ve tutarsızdırlar. Ara sıra yalancı bir saâdet elde edip onunla aydınlığa ermiş görünseler bile, hemen her zaman zillet ve sefâlet içindedirler.

Böyleleri saray ve mâlikânelere, deste deste para ve külçe külçe altınlara sahip olsalar dahi yine sefil, yine dilencidirler. Altın ve gümüş, özüyle bütünleşmiş yüksek ruhlar için iyi birer hizmetkâr ise de, kendini idrak edememiş talihsizler için çok kötü ve zararlı birer efendi sayılırlar.

İnsanlar, ekseriyet îtibariyle, kolay ve rahatlıkla elde edilebilen zevklerin kucağına atılmakla, gayret ve samîmiyet isteyen, meşakkat ve zorluklarla kazanılan büyük ve sürekli nimetlerden kendilerini mahrum etmektedirler. Bu öldürücü düşünce ile, gününü gün etmek isteyen nice kimseler vardır ki, hayatlarını hep iniş aşağı yaşamak ister; bir kerecik olsun herhangi bir zorlukla karşılaşmayı kat'iyen arzu etmezler. İnanç ve idealden mahrum, hasbilik ve diğergamlık bilmeyen bu karanlık ve fersiz ruhlar, çalışmayı sevmez, sıkıntıya gelmez, zamanı değerlendirmesini bilmez 'menn-ü selvâ' bekler gibi gözleri hep hârikalar kuşağında.. ümitleri sığ, irâdeleri mefluçtur. Yüreksiz, günübirlikçi ve menfaatlerine düşkün olduklarından, bütün bir hayat boyu başkalarının dümen suyuna göre hareket eder ve onların dublesi olarak yaşarlar. Bu îtibarla da durmadan yer değiştirir, kalıptan kalıba girerler.

Ne var ki, bu hercaîlikle öz ve benliklerini koruyup kendileri olarak kalamayacakları gibi, mevcûd saâdet ve mutluluklarını da koruyamayacaklardır. Kendi içinden beslenemeyen bir göl gibi, yavaş yavaş çekilecek, kuruyacak ve yok olacaklardır.

Aslında, özü koruma istikâmetinde gösterilen her gayret, hem yüksek bir zevk, hem de gelecek mutluluğun teminatı olması îtibariyle mukaddes bir hamledir. Ancak, bu zevki idrâk edebilmek için de yine, ruh köküne bağlılığa, mâzî esintili ilhamlara, inanç ve fazilete ihtiyaç vardır. Düşünce dünyasını bu esaslar üzerine oturtamamış kimselerin, bu yüksek zevki duymalarına imkân yoktur.

Bizce, günümüzde mühimlerden mühim bir mesele varsa o da; her düşünceye yahşi çeken ideâlsiz nesillere; inanç, fazilet, sabır, çalışma aşkı, mâzi hayranlığı ve geleceği hallaç etme iştiyâkı aşılayarak onları yeniden inşâ etmektir. Bu düşünce platformunda gösterilen her gayret, hem bugünü hem de yarınları âbâd edecek ve gelecek nesiller arasında bir 'yâd-ı cemîl' olarak kalıp gidecektir.

Tarlaya tohum saçmadan topraktan bir şeyler beklemek abes olduğu gibi; genç kuşakların insanlığa yükseltilmesi istikâmetinde, bazı fedâkârlıklara katlanmadan gidip hedefe ulaşmaya da imkân yoktur. İnsan, almadan önce vermesini bilmelidir ki, alma mevsiminde de kat kat alabilsin...

Bir bahçıvan, şâyet bahçesine değer veriyorsa, toprağının en küçük parçasını dahi ihmal etmeden onu işler, hallaç eder; meyveli ağaçlardan bitkilere, onlardan da güller, çiçekler ve süs ağaçlarına kadar bir sürü şey diker. Sonra da onları, su ile, gübre ile besler.. yer yer çapa yapıp yabanî otları koparır ve toprağın hava, güneş ve değişik boydaki esintilerle temasını temin eder ki; bütün bunlar, bahçe sevgisiyle pratiğin bütünleşmesi mânâsına gelir.

Şimdi acaba sizler de, bu bahçıvan gibi, hayatınız ve nesillerin hayatına müdâhale edip onu çeşitli erozyonlardan koruyabiliyor musunuz? Her taraftan hücum eden zararlılara karşı göğsünüzü siper yapıp onu müdâfaa edebiliyor musunuz? Ve bu uğurdaki gayretlerinizde fevkalâde bir inanç ve azimle iradenizin hakkını verebiliyor musunuz?

Evet, isteseniz sizler de, hayatınızı yeni baştan inşâ edip, ona değişik buutlar kazandırarak başkalaşabilir; eşya ve hadiselere bir başka zâviyeden bakıp bir başka şekilde müdâhale edebilir.. daha irâdeli, daha derli toplu olabilirsiniz. Olabilirsiniz ama; bütün bu (olma)ların bir tek yolu vardır, o da; Hakk'ın lütuflarını irâdenizin çehresinde tecellî ettirebilmektir.

Evet, içinde yaşadığınız dünyayı kendi şartlarıyla idrâk edebiliyor, ümit ve irâde balansını Kudret-i Sonsuz'a göre ayarlayıp rûhunuzdaki dinamizmle varolduğunuzu gösterebiliyorsanız, vız gelir size her şey.. seller, fırtınalar, zelzeleler... Böyle bir durumda sizi ne kılıçlar yaralayabilir, ne top gülleleri sarsabilir, ne de ateşler yakabilir... Mevsimler peşi peşine gelir geçer; renkler ve şekiller değişir; bahar ve yazları, sonbaharlar, kışlar tâkip eder durur; sizler, inanç, ümit ve mücâdele ruhunun oluşturduğu zebercetten ikliminizle hep pırıl pırıl ve yepyeni kalırsınız.

Sızıntı, Mayıs 1985, Cilt 7, Sayı 76

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Sükûtun Çığlıkları

Bir Bakış AçısıBir Bakış Açısı

Kendine ve çevresine bakmasını bilenler için her zaman dalga dalga gelip gözlere akan, damla damla gönüllere süzülen varlığın...Okuyun

Kürsü

"Bir Şey Yapamam" Ahirette Sizin Adınıza Bir Şey Yapamam

Derin bir muhasebe insanı olan İki Cihan Güneşi, şahsi hayatının her ânını, bu duygu ve düşünceye bağlı kalarak yaşamıştır.Okuyun

Bamteli

Ümit AtlasımızGeçmiş Kavimler ve Ümit Atlasımız

Geçmiş kavimlerin, şimdiki ruhî çözülüşün öşrüyle yerin dibine geçirildiği ve bugünkü hayâsızlığın çeyreğiyle sulara gark edildiği...Seyredin

Asrın Getirdiği Tereddütler



Günah işleyen bir kişi kendi iradesine uyarak mı günah işler, yoksa Cenab-ı Hakk'ın irâde-i külliyesi mi günah işletir? Okuyun...

Tahrip Edilen Tabiat

Tahrip Edilen Tabiat

Şayet insanlar, nizamını bozup kirlettikleri bu dünyâyı, yeniden imâr edip eski güzellik ve ihtişamına ulaştırmazlarsa, Nuh Tufanı gibi...Okuyun...

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâşuka ait emârelerin şafağına uyanan âşıklar, dudaklarında kıpkızıl kan, sînelerinde alev alev bir tûfan, kendilerini bir ateş çemberi içinde bulurlar. Bir daha da bu zevkli cehennemden dışarı çıkmak istemezler.
Fethullah Gülen Web Siteleri