| Kapatma Davası Gülen Cemaati ve Milli Görüş... |
|
|
| Sibel Eraslan, Anadolu'da Vakit | |
| 05.04.2008 | |
|
Afganistan'a operasyonel amaçlı asker göndermeyeceğimiz Cumhurbaşkanımız tarafından resmen açıklandı. çoğu dış politika yazarı bu konuyu ABD ilişkileri açısından kötümser bir tabloda sunuyor, hatta yaşadığımız son yargısal darbenin bile ABD onaylı olup olmadığı tartışılırken, tıpkı Mart Tezkeresi'nin reddinde olduğu gibi Afganistan'a asker göndermemenin de ABD'yi kızdırdığı yorumları var... Biliyorsunuz, daha evvel "sınırötesi operasyon"da da aynı ABD gölgesi-ilişkisi uzun uzun konuşulmuştu. Bendeniz böylesi bir ilişkinin olup olmadığı konusunu tartışmıyorum. Ama sadece bu tartışmanın bu kadar ağırlıklı bir gündeme oturmuş olması bile kaygı verici. Türkiye hakikaten zannedildiği gibi kukla-robot bir ülke midir? Siyasetinden ekonomisine, gündelik hayattan entelektüel mizanpajına kadar ABD servisi ile ilgili bu birebir ilişkilendirme ne kadar gerçekçidir? Son kapatma davası mesela, ABD'nin desteği olmasaydı açılamaz mıydı? Bu sorulara verilecek cevaplardan çok, bu soruları niçin sorduğumuzdur esas önemli olan... Kapatma davası ile su yüzüne çıkan hesaplaşmanın uluslararası boyutları elbette vardır, eski içe kapalı ulus devletler dizaynı yok dünyanın. Kaldı ki eski günlerde de dış ilişkiler her zaman iç politikanın gündeminde yer almıştır. Ne ki şu anda geminin üzerine oturduğu kumul, dıştan çok bir iç hesaplaşmadır. Hatta görünüşte bir siyasi partiyi kapatma gibi dursa da kendi bürokratik iç yapılanmalarını feda etmeye yanaşmayan eski, yalama ve dejenere yapıların verdiği bir varoluş savaşımı ile karşı karşıyayız. İddianame evet gayriciddi bir metin olarak yazılmıştır yazılmasına da sadece iddianamedeki suçlayıcı dilin hedef aldığı kesimleri gördüğünüzde bile, kapatmanın yalnızca AK Parti'ye açılmış bir bayrak olmadığı ortaya çıkacaktır. İddianamedeki MİLLİ GÖRÜŞ ve GÜLEN CEMAATİ vurgusu bunun en açık örneğidir. AK Parti, Milli Görüş ile yollarını ayırmış bir parti olarak, geçmişe yürütülen bir suçlama çarkıyla itham ediliyor da, peki Milli Görüş ne yapmıştır? Yasal çerçeve içinde parti kurup, yine yasal çerçeve içinde seçimlere katılmış, bazılarından galip çıkmış, bazılarını kaybetmiş, hükümet kurmuş, hükümet ortağı olmuş, muhalefet partisi olmuş, yerel ve merkezi idarede yine yasal çerçevede kazandığı seçimlerle Türkiye siyasetinde tam kırk yıldır var olan bir hareket... Ha evet birkaç kere partisi kapatılmış, siyasi yasaklara maruz kalmış, başka? Demirel ve Ecevit'in hatta Deniz Baykal'ın, Alpaslan Türkeş'in de partileri kapatılmış, yargılanmış hatta hapis cezası dahi çekmemişler miydi? Siyasi bir hareketseniz, demokrasisi henüz yerleşmemiş bir ülkede bunların hepsi başınıza gelebilecek işlerden değil mi? Peki Milli Görüş'ün diğerlerinden farkı nedir? Niçin ayrıca cezalandırılmalıdır? Dışişleri Bakanlığı döneminde Sn. Abdullah Gül'ün deşifre edilen kriptoları üzerinden Gülen Cemaati ile ilgili yakın ilişkisi, bugünkü kapatma davasında suç delili olarak sunuluyor. Suç delili olarak ileri sürülen gizli belgelerin nasıl ele geçtiği ayrı bir sorun ama her şeyden evvel Fethullah Gülen'in ve cemaatinin hangi suçu işlediği konusu daha da ayrı ve vahim bir iş... Sahi, suçu nedir Fethullah Gülen'in? Hakkında hangi yasal işlemler yapılmış da suçlu ilan edilmiştir Kapatma Davası'nda? İnsanları iyi ahlaka, erdeme ve vatan hizmetine çağırması mıdır suç olan? Yazdığı kitaplar, şiirler, riyazetle geçen dervişmeşrep bir ömür müdür onu tehlikeli kılan? Talebelerinin açtıkları okullar, fen liseleri, matematik kulüpleri, Afrika'dan Hindistan'a uzanan ve bahçesinde Türk bayrakları dalgalanan dünya çapında liseler midir asap bozan? Uyuşturucu kullanmayan, çetelerin arasına yuvarlanmamış, büyüklerine saygı duyup kendinden küçük herkese yardım eden gençler midir Fethullah Gülen'i Kapatma Davası'nda suç unsuru eyleyen? Gülen Hareketi ve Milli Görüş; biri geliştirdiği eğitim ve ahlaki metot, diğeri ise siyasal atılım açısından kitleselleşmiş ve toplum tarafından benimsenmiş iki mühim hareket geleneğini işaret ediyor da ondan suçludurlar... Ve bu iki hareket; ister beğenin ister beğenmeyin, Türkiye merkezli, vatan ve millet sevgisine atıflı, şiddet karşıtı, güçlü ve önder Türkiye fikriyle atılımcı ve gelişimci, ahlakçı ve değer yargılarını haiz söylemle dikkat çeken yine aynı zamanda demokrat ve Türkiye Sağı'nı şekillendiren yapılarıyla karşımızdalar. Nereden baksanız bakın; Türkiye'nin son yarım yüzyılına damgasını vurmuş bu iki kitle hareketi, aslında Türkiye'nin şu anki nüfus tablosu olduğu kadar, daha çok Türkiye'nin geleceğinin resmidir de ondan dolayı suçlanmaktadırlar... Hukuk dışı çeteleşmiş yapılanmalar, şu anda ciddi sıkıntı içindedir. Hiçbir çuvala sığdıramayacakları yolsuzluk mızraklarını artık Türkiye'nin geleceğine doğru yöneltmişlerdir. Benden sonrası tufan darbımeseline uygun olarak kotarılmaya çalışılan son darbenin derdi ne laiklik ne demokrasidir... Darbe; Türkiye'nin genç geleceği ile ilgilidir... Amerika'ya değil, sokaklara bakın, televizyona değil hayatın içine bakın, kısacası kendinize bakın... Bu dava sadece AK Parti'yi değil, hepimizi kapatmak için açıldı. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







