Pennsylvania'da Bir İkindi Sohbeti Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 40
Kötüİyi 
İslam Doğru, haber7.com   
09.04.2008

İslam DoğruOraya gitmek için kalabalığı terketmeniz gerek. Gökdelenler ufukta, şehir ardınızda kaybolmalı. Tek şeritli yolda, arabanızın camından önce dağı taşı temaşa etmeli, ırmakları soğuk köprülerden aşmalısınız. Eğer yolda ciğerlerinizde mis gibi havayı, yüreğinizde memleketi hissetmeye başlamamışsanız, haritanıza bir daha bakmanız gerekebilir.

Küçücük bir kasaba içinde sonunda ulaşmak istediğiniz o geçide ulaşırsınız. Geçit dediysek… Ne içerisini saklayacak kadar muhkem, ne de her önüne gelene 'geç' diyecek kadar lakayıt. Girişte, hemen solda, biraz tepede duran o iki katlı, sade, kahverengimsi evdekidir işte buraya özelliğini veren. Evin dışına çıkıntılı camekanlı yemekhanesinden gelen nefis kokular ilk sizi içeri davet eder. Kimi yemek yer, kimi bir köşede çay üzerine muhabbet demler. Siz deyin bir üniversite yurdu, ben diyeyim modern bir dergah.. Burada kim misafir kim ev sahibi belli değildir.

O kadar ziyaretçi ağırlanmasına rağmen etrafta ilk göze çarpan intizam ve temizlik olur. Bir de duvarlarında Fuzuli'den, Yunus Emre'den hat sanatı ile yazılı beyitler. Üst kata doğru çıkıldıkça okuma salonlarındaki kitaplar dikkatinizi çeker. Her oda bir kütüphane. Denildiğine göre o zat ikinci katta biro dada kalır. Ama katlar arasında öyle pek fark yoktur, bazen hangisinde olduğunuzu bile şaşırırsınız. Belli zamanlarda sohbet edilen o salon daha bir hislidir, o kadar. Arka duvar boydan boya kitap kaplı, üstünde ziyaretçilerin getirdiği memlekete ait ufak tefek hediyeler (hatta küçük bir THY uçak maketi bile var), duvarlarda hat işlemeli çeşit çeşit levhalar…

İkindi vakti. Koridora serilen seccadeye yavaş yavaş gelir imam. TV'lerde göründüğünden sanki biraz daha yapılı.. Ama hep aynı suskunluk, aynı hüzün. Görüntüsünün aksine duvarları titretien o tok ses ile namazı kıldırır.. Fakat o davudi ses, haftalık ikindi sohbeti için yan odaya geçildiğinde naivleşir, havada uçuşan bir tüy olur.

Odada huşu içinde bir sessizlik, sadece tek tük öksürük sesleri. İki gencin çay ve baklava ikram etmesini beklediği için midir, önce dakikalarca buğulu gözlerle etrafi seyreder. Bütün gözler onda. Gözü değenin ise yüzü yere eğilir. Zikr ile hemhal olsa gerek, dudakları sadece en yakınındakinin farkedeceği şekilde her daim kıpır kıpır. Kalabalık içinde bir münzevi. Sonra kısık bir ses ile konuşmaya başlar. Önce acaba önde oturanlara bir şeyler mi söylüyor diye düşünürsünüz. Hayır, sohbet başlamıştır. Odadaki sessizlik de diz çökünce artık yürekler kulak olur, o söyler onlar dinler. Vaaz değildir. Bir konferans, seminer? Hiç biri. Eski ile yeni dilin, klasik ilim ile gündemin, doğu ile batının harmanlandığı, kıyaslandığı, ayrıştırıldığı bir konuşma, işte. Gözlerinde yağmurlar yağdı yağacak. Elleri mahçupça. Nadiren bazı şeyleri hatırlayamadığında bir çocuk telaşı sevimliliğinde elini başındaki takkeyi atar, düzeltir. Konuşma soru cevap üzerine sürer.

Sonu duadır. Bazen baş önde, eller mahzunca göğe dönük. Odada kimse yokmuş gibi.. Baş göğe kalktıkça kollar daha açılır, yakarış artar. Sonra yan taraftaki kapıdan usulca çıkar gider.

Burası orman içinde, ıssız, sade bir yer. Etrafta ilk göze çarpanlar; misafirleri ağırlamak için yapılmış ve hala yapımı süren bir kaç misafirhane. Kenarları elektrik fenerli yol.. Çocuklar için yapılmış oyun alanı.. Aşağıda ufak bir göl. Yanında küçük bir çay.. Nazlı nazlı yüzen iki ördek.. Bu mekanın efendisinin bu doğal alana hatır bela odasından çıkıp bir kere indiği söylenirken, şehirden kaçıp gelmiş misafirlerin uğrak yeridir. Kimi doktor.. Kimi esnaf.. Kimi öğrenci.. Herkes bir o kadar başka, bir o kadar aynı. Ama bütün yüzlerde aynı o ahenk.. Benim gibi bu öğretinin dışından gelmiş biri için hissedilebilinen ama kaleme yar olmayan o kadar şey var ki burada; teslimiyet, saygı, adanış...

Haklarında atılıp tutulanlara bakılınca "İnsan, bilmediğinin düşmanıdır" hakikatını hatırlamamak elde değildir.

Bir de, gönül(lü)lerin dünyayı fethetmesi için o yüreğin nasıl bu ıssız bölgede ufacık bir odada yıllardır gönüllü bir sürgünlüğe bedel ödediği gerçeğini...

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
hasret  - ÖZLEDİK...   |2008-04-09 23:58:31
Gecelerime dokunuyor gidişn
Umutlarımı bitiriyor
Sensiz olma korkusu sarıyor
Beni öldürüyorr

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 09.04.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Geçmiş Kavimler ve Ümit Atlasımız

Seyredin

Kurban İbadeti ve Câhillerin Hezeyanları

Seyredin

Kurban ve Güneydoğu

Dinleyin

Hatıralarla Hac ve Kurban

Dinleyin

Bakırköy Vaazı - 1989

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri