Rahmân, 55/17 Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
25.05.2006

رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ

"(O) iki doğunun ve iki batının Rabbidir." (Rahmân sûresi, 55/17)

İlk nazarda bu âyet-i kerime, iki nihaî doğu ve batının sınırlarını gösteriyor.

Meselâ, yazın güneşin doğup-battığı yerler ile kışın güneşin doğup-battığı yerler farklı farklıdır. Güneş yazın en nihaî noktada batıyor ve en nihaî noktada doğuyor. Kışın, en kısa günlerde de en ednâ noktadan doğuyor ve yine en ednâ noktada batıyor. O zaman her gün güneş değişik maşrıkta doğuyor, "şuruk-i şems" oluyor, değişik mağripte batıyor ve "gurub-u şems" oluyor. Böylece en nihaî şuruk ve gurup açıları içinde değişik maşrıkler ve mağripler bulunuyor demektir. Onun için "İki doğunun ve iki batının Rabbi." deniliyor.

Evet bu mülâhazaya göre, her gün için ayrı bir doğuş ve batış noktası söz konusu olsa da nihayet sınırların zikri ile aradaki nisbî maşrıkler ve mağripler, yakın oldukları kutuplara irca edilerek mesele iki maşrık ve iki mağrip şeklinde ele alınmıştır. Aslında Kur'ân-ı Kerim bütün buudları nazar-ı itibara alarak çoğul kipiyle:

فَلاَ أُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ

"Hayır, hayır! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki..."[1] demiş, esas ve mebde olan doğu buudunun yanında, tâbi ve doğu buudunun bir devamı sayılan batı buudunu da zikretmiştir.

Ayrıca burada ay ve güneşle beraber, teker teker küre-i arza göre doğup batan bütün ecrâm-ı semaviyenin şuruk ve gurub çerçevelerine de işaret edilmiş olabilir. Hatta meselenin sadece arz açısından ele alınıp onun dönüşüyle meydana gelen ihtilaf-ı metâli' ve ihtilaf-ı meğârib mülâhazası da nazara verilmek için böyle bir üslûp seçilmiş olabilir.

Bundan başka, arzın güneşin etrafında, güneşin de kehkeşan içinde belli bir yörüngede dönerek yoluna devam etmesiyle her zaman bize geniş iki maşrık ve iki mağrip sunmaları söz konusudur ki, bu iki ilâhî mekik doğrudan doğruya -diğerlerininki dolaylı yoldan olsa da- bize Cenâb-ı Hakk'ın hem kudretini hem de nimetini hatırlatmaktadır. Kudret, Cennet ve ebediyetin teminatı olması, nimet de ruhanî ve cismanî arzu ve emellerimize cevap vermesi bakımından şükretmeyi ve nankörlüğe düşmemeyi gerektirmesi açısından, tulû ve gurubların çağrıştırmasıyla gözlerimizi her açıp kapayışta kendi kendimize: "Şimdi Rabbinizin hangi eltâfını yalan sayacaksınız?"[2] der, şükranla geriliriz.

اَللّٰهُ أَعْلَمُ بِالصَّوَابِ وَإِلَيْهِ الْمَرْجِعُ وَالْمَاٰبُ

[1] Meâric sûresi, 70/40
[2] Rahmân sûresi, 55/18

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 14.06.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Geçmiş Kavimler ve Ümit Atlasımız

Seyredin

Kurban İbadeti ve Câhillerin Hezeyanları

Seyredin

Kurban ve Güneydoğu

Dinleyin

Hatıralarla Hac ve Kurban

Dinleyin

Bakırköy Vaazı - 1989

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri