| Terörle Mücadele ve Gelecek Umutları |
|
|
| Cemal Uşşak, Bugün | |
| 24.05.2008 | |
|
Burada bulunuşumuzun vesilesi, "5. Uluslararası Anti-terör Birliği"nin toplantısına katılmak. Bu forumda özellikle tartışılacak konu, "Terörizme ve Radikalizme karşı dinler ve kültürlerarası Diyalogun önemi". Türkiye heyetinde bendenizin dışında, İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Şinasi Gündüz, İzmit Üniversitesi'nden Prof. Dr. Samir Salha ve Diyalog Avrasya Platformu Genel Sekreteri Erkam Tufan Aytav katılımcı olarak yer alıyor. Yüzü aşkın katılımcının büyük çoğunluğu bölge ülkelerinin ilim adamları, gazeteciler, yazarlar ve sivil kuruluşların temsilcileri. Toplantının açılışında, Kiev Uluslararası Meridyen Koleji öğrencilerinin, barışı, kardeşliği ve birlikte yaşamayı simgeleyen performansı bütün salondakileri büyülüyor. Nitekim Ukrayna Parlamento temsilcisi Andrey Sergeyoviç, "Çocuklarımızın seremonisi ve özellikle masum yüzleri nice sözden daha etkili bir mesaj veriyor" diyor. Uluslararası terör, belli bir gölgeyi değil, tüm insanlığı tehdit eden bir tehlike olarak algılanıyor. Zihnimizde ise sorular iç içe: Terörün hedef aldığı ülkeler var. Terörü doğrudan veya dolaylı olarak destekleyen ülkeler var. Terörle mücadeleyi, kimi siyasi ve ekonomik hegemonyalarını genişletmenin aracı olarak kullanan ülkeler var. Bizce, Ukrayna bu üç kategoriye de girmez gözüküyor. Öyle ise, beşinci defadır "Anti-terör Forumu"na ev sahipliği yapmanın, ilk nazarda kavrayamadığımız derin anlamı ne ola ki deyip, toplantı organizatörlerine soruyoruz. Aldığımız cevap özetle şöyle: Terör tüm uluslar için bir tehdittir. Bulgaristan'dan gelen bir konuşmacı, bildik fakat anlamsız bir nakaratı tekrar ediyor: "Elbette bütün Müslümanlar terörist değildir ama ne yazık ki teröristlerin büyük çoğunluğu Müslüman'dır." Esasen, kimi siyasi emelleri kamufle etmek üzere şal olarak örtülmek istenen bu sözüm ona tespit (!) şu temel gerçekleri göz ardı ediyor: - Enerji havzalarının büyük çoğunluğu İslam ülkelerinde. - Bu ülkelerin en kritik bölgede bulunan üç tanesi, fiziki ve fiili olarak işgal altında. - İki İsrail Devlet başkanı birer "fanatik Yahudi", yani terörist tarafından öldürülmüştür. Bulgar katılımcıya cevap bir başka katılımcıdan geliyor: "Terörün dini yoktur. Ne Müslüman, ne de Hıristiyan terörizmi vardır; sadece insanlığa karşı işlenmiş suçlar vardır". Konuşmamda, terörle mücadelede zecri güvenlik tedbirlerinin bir noktaya kadar etkili olabileceğini; kalıcı tedbirin eğitim ve kültürler arası diyalog olduğunu; kimi hegemonik güçlerin, terörle mücadeleyi de araçsallaştırdığını, bundan dolayı terör yüzünden hayatını kaybeden insan sayısının kat kat fazlasının bu "terörle mücadele esnasında" can verdiğini, milyonlarca insanın evsiz ve yurtsuz kaldığını anlatmaya çalışıyorum. Çatışmadan nemalanan güçlerin mutlak surette bir "Düşman öteki"ne ihtiyaç hissettiklerini; bu sanal düşmanlıkları yok etmenin yolunun birlikte yaşama tecrübelerinin yaygınlaşmasından geçtiğini ifade ile farklı coğrafyalarda, yüzden fazla ülkede yetmiş iki millete, bir arada eğitim fırsatı sunan Türk okullarını örnek olarak sunmaya gayret ediyorum. Bir Türkiye tecrübesi, adeta "yerli malı, yurdun malı" ama uluslar arası mahiyete bürünmüş olan bir projenin takdimi demek olan konuşmamın, kimi bilim adamlarının nezdinde gördüğü ilgi beni gelecek adına umutlandırıyor. Ve Fethullah Gülen Hocaefendi'nin toplantıya gönderdiği mesaj, hemen her gün felaket haberlerini duyduğumuz şu günlerde kalbimize inşirah veriyor: "Öyle inanıyor ve ümit ediyorum ki, önümüzdeki günler, korkulduğunun aksine, en azından önceki asırlardan daha mutlu, daha âdil ve daha merhametli bir dünya va'd etmektedir... Global bir köy halini alan dünyamızda diyalog gayretleri mecbûrî bir süreç olarak gelişecek ve büyük dinlerin mensupları, mutlaka birbirleriyle yakınlaşma ve yardımlaşma yollarını bulacaklardır. Ancak kalbî maneviyatla doygun, kafası ilimlerle aydın, devrin içtimaî, iktisadî ve siyasî çemberini çok iyi bilen, her türlü insanî, ahlâkî değerlerle bezeli, gerçekten münevver nesiller, ihtiyar dünyamıza ölümünden önce bir bahar yaşatacaktır." Gelecek umutlarımızın tekrar yeşermesine vesile oldukları için, Forum organizatörleri Sayın Prof. Dr. Aleksander Diçek'e ve Onursal Başkan Prof. Dr. Vasil Hrutov'a binlerce teşekkür. |
|
| Son Güncelleme ( 24.05.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








