| Ya Sevgi Öğretmenleri?... |
|
|
| Mehmet Yılmaz, Aksiyon | |
| 02.06.2008 | |
|
Yazarlar, çizerler, aydınlar günlerdir tartışıyor Prof. Mardin ne demek istedi bununla diye… Ne demek istediğini bir yıl sonra yapacağı üçüncü bir konuşma ile öğreniriz herhâlde! "Neden?" diye sormayın lütfen. Çünkü… Dünyaca ünlü sosyologumuz bu son değerlendirmesini, "mahalle baskısı" kavramını dile getirmesinin sene-i devriyesi vesilesiyle düzenlenen "Ne demek istedim" konulu toplantıda yaptı da ondan… *** Mardin hoca, "Mahalle baskısı kavramını politik sürecin içine sokmadan önce kavramın kendisini anlamak lazım." diyor. Ardından da ekliyor: -Bu kavramın AK Parti'ye kuşkuyla bakan kesimler tarafından kullanılması beni rahatsız etti. Yani… Mahalle baskısı kavramının yanlış değerlendirildiğini söylüyor Prof. Şerif Mardin… Ne zaman? Tam bir yıl sonra… O zaman sormazlar mı adama… Madem ortaya attığınız kavram yanlış yorumlanıyor, niye yaşanan sürece sessiz kalarak göz yumdunuz? Madem bu kavram siyasi bir amaç için kullanılıyor endişesi hâkim olmaya başladı sizde, o hâlde niçin anında tekzip etmediniz? En önemlisi de duyduğunuz rahatsızlığı dile getirmek için neden bir yıl beklediniz? Sahi neden? *** Prof. Mardin'in bu sorulara vereceği bir cevabının olduğunu sanmıyorum. Olsaydı zaten, baştan bilim adamı hassasiyetiyle hareket eder, bir yıl önce Hürriyet gazetesine verdiği demecin çarpıtıldığını söylerdi. Bunların hiçbirini yapmadı. Üstelik meseleyi bir başka boyuta taşıdı. Ben Şerif Mardin'in "karşıtlık" üzerine kurduğu bu yaklaşımı doğru bulmuyorum. Bulmadığım için de Mardin hocanın mahalle baskısı çıkışının da öğretmenler imamlara yenildi analizinin de amacı çok aşan üzücü bir konjonktürel değerlendirme subjektifliği ile ilgili olabileceğini düşünüyorum. *** Hatırlarsanız, mahalle baskısı kavramı ortaya atıldığında AK Parti hakkında kapatma davası açılmamıştı henüz. Mardin hocanın kavramıyla birlikte Türkiye bir anda kendini, "Malezya mı olacağız yoksa İran mı?" tartışmaları içinde buldu. Güya toplumsal baskı had safhaya çıkmıştı AK Parti iktidarıyla birlikte. Karşıtlık tezi üzerine kurulan bu tartışmalar, 22 Temmuz'da iki seçmenden birinin oyunu alan AK Parti'yi kapatmak için zemin hazırladı. Şimdi de öğretmenlerle imamlar karşı karşıya getirilmek isteniyor. AK Parti kapatıldığı takdirde toplumsal zeminde oluşturulabilecek muhtemel bir kamplaşma için zemin yoklaması yapılıyor sanki. *** Mardin hoca şu gerçeği bizden daha iyi bilir: Anadolu coğrafyasında ne imamlar öğretmenlere karşıdır, ne de öğretmenler imamlara… Ne demokratlar cumhuriyet değerlerine karşıdır, ne de cumhuriyetçiler demokratik değerlere… Ne Kürtler Türklere karşıdır, ne de Türkler Kürtlere… Ne Aleviler Sünnilere karşıdır, ne de Sünniler Alevilere… Kamplaşmalar sunidir bu topraklarda. Dolayısıyla, Şerif Mardin'in AK Parti hakkında kapatma davası açıldıktan sonraki beyanları hiç de inandırıcı gelmiyor bana. Aksine, imamlar ve öğretmenler üzerinden yaptığı gelenek-modernite değerlendirmesinin Bediüzzaman Said Nursi'yi çalışan bir sosyolog olarak kendisine yakışmadığını düşünüyorum. Düşünüyorum, çünkü Mardin'in din ile bilim çatışır tezine dayalı "öğretmen-imam" analojisini ortaya atmadan önce bu toprakların yetiştirdiği en önemli mütefekkirlerden Bediüzzaman'ın fen bilimleri ile dinî ilimleri mezcetme adına yaptığı gayretleri görmezden geldiğine dikkat çekmek istiyorum. Ve bu talihsiz değerlendirmeyle hem öğretmenlere hem de imamlara haksızlık yaptığı kanaatindeyim. Ayrıca, Mardin hoca bu yorumu yapmadan önce dünyanın dört bir yanında Türkiye'nin çağdaş yönünü canhıraş bir gayretle temsil eden kahraman öğretmenleri de dikkate alsaydı keşke. Onların rehberliğinde Türkçe konuşmayı başaran, Türk kültürünü öğrenen öğrencileri tanımış olsaydı. Belki o zaman daha farklı bir analiz yapabilirdi. İyi haftalar. |
|
| Son Güncelleme ( 03.06.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








