| Myanmar'da Bakanla Yardım Dağıtan Türkler |
|
|
| Aksiyon | |
| 02.06.2008 | |
|
Myanmarlı çiftçi, kendisine ulaşan ilk gıda yardımının ardından gözyaşlarını tutamıyor. Nargis kasırgasıyla ailesini nasıl kaybettiğini anlatıyor Türk yardım ekibine: "Fırtınayı fark edince eşim ve iki çocuğumu alıp evime girdim. Ama suların gittikçe yükseldiğini fark ettik. Evin üst kısmına çıktık. Kasırga evin çatısını da uçurunca iyice çaresiz durumda kaldık. Önce eşim dayanamayıp suya düştü. Elerimle çocuklarımı tutuğum için ona yardım edemedim. Sular daha fazla yükselince 4 yaşındaki büyük çocuğumu suya düşürdüm. Onu zifiri karanlıkta ararken 2 yaşındaki yavrumu kaybettim. Saatlerce kendimden geçmiş bir şekilde ailemi aradım. Tam 3 gün boyunca su bile içmeden…" 3 Mayıs'ta yaşanan felaketin ardından Myanmar'a dışardan ilk giren yardım kuruluşu Kimse Yok mu Derneği'nin Temsilcisi Ercan Ülgür'e kulak veriyoruz bu kez: "Kasırganın en çok etkilediği İrravaddi deltasındaki kırsal köylere gıda yardımında bulunmak üzere yola çıkmıştık. Yol boyunca sadece bakışlarıyla bizden gıda isteyenlerle karşılaştık. İnsanlar ölüm sınırında açtı. Ama o günün en korkunç tablosu, köprüler yıkıldığı için botla geçtiğimiz nehirde karşıladı bizi. Üç felaketzedenin deforme olmuş cesediyle karşılaştık. O koku ve o görüntü hâlâ zihnimde. İmkânsızlıktan dolayı onları insana yakışır bir şekilde defnedememiş olmanın hüznünü yaşıyorum." İLK GİREN NGO, KİMSE YOK MU DERNEĞİ Felaketin ardından Adnan Avcı ile Myanmar'a gelen Ülgür, karşı karşıya kaldıkları manzaranın anlatılanlardan daha kötü olduğunu dile getiriyor. Myanmar'daki yardım faaliyetlerini sürdüren Kimse Yok mu Derneği temsilcileri ve onlara bu amaç doğrultusunda maddi manevi destek olan Uluslararası Ufuk Türk Koleji yetkilileriyle yardım izlenimlerini konuştuk. Myanmar hükümeti, kasırganın hemen ardından yıkıma uğrayan güney bölgelerinde acil yardım çalışmalarına başlar. Zengin iş adamları da bölgeye yardım için sevk edilir, her bakana belli bir bölge zimmetlenir. Felaket sonrası ilk 10 gün, yabancı yardımlara soğuk bakılır. Ancak ölü ve kayıp sayısının 130 bini aşması ve yerel organların iç bölgelere yardım götürmede yetersiz kalması üzerine askerî yönetim yabancılara da ülkeye giriş izni verme durumunda kalır. Bu izin kararını Bangkok'ta bekleyen yardım ekiplerinden biri olan Kimse Yok mu, 14 Mayıs'ta ülkeye girmeyi başarır. Türk ekibi böylece ülkeye giren ilk yabancı NGO olur. Ülkede 8 yıldır faaliyet gösteren Türk okullarının da desteğiyle hemen çalışmalara girişen Kimse Yok mu ekibi, yerel dili ve bölgeyi bilen Türk öğretmenlerini de bünyesine katarak ön hazırlık ve saha taramasını üç gün içersinde tamamlar. Ardından ikiye ayrılan 9 kişilik Türk yardım ekibi, yıkımın daha fazla yaşandığı kırsal bölgelerdeki köylere gıda ve giyim başta olmak üzere acil yardım paketlerini 17 Mayıs'ta dağıtmaya başlar. Yardımların ilk hedefi Pane Hne Kone, Nat Sin Kone, Let Khite ve Dah Main köyleriydi. Ekip burada evleri yıkıldığı için açıkta yaşayan ve ölüm derecesinde açlık çeken 20 bin felaketzedeye ulaştı. Türk yardım ekibi, yardım faaliyetlerini artırarak devam ettiriyor; ancak felaketzedeler için tablo yine de oldukça karanlık. ULAŞILAMAYAN 1 MİLYON FELAKETZEDE VAR Resmî rakamlara göre devlet ve sivil toplum kuruluşları kanalıyla bugüne kadar yapılan yardımlar ancak felaketzedelerin yüzde 50'sine ulaştı. BM'ye göre yardımları alanların sayısı 1 milyonu buldu, ancak ölüm sınırında bir bu kadar daha felaketzede bulunuyor. Myanmar Türk Okulları Genel Müdürü Murat Kücükdüğenci de iç açıcı olmayan genel fotoğrafı doğruluyor. Kasırganın ardından geçen bir aya rağmen kırsaldaki birçok yerleşim birimine ulaşılamadığını vurguluyor. Felaketzedelerin açlığın yanı sıra salgın hastalık tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu ifade ediyor: "Yıkımın olduğu bölgelerde açıkta birçok ceset var. Sıcak havalar bu cesetleri çok çabuk deforme ediyor. Bazı Myanmarlı hayırseverler para karşılığında bu cesetleri gömdürüyor; ama bu girişim çok yetersiz. Salgın hastalıktan korkuyoruz. Zaten bırakın içme suyunu, kullanma suyu bile yok. Felaket bölgelerinde insanlar yağmur sularıyla hayatta kalmaya çalışıyor. Bu sular kirli, içilmesi imkânsız, hatta kullanılması bile sakıncalı; ama başka imkânları da yok. Çamur ve sağanak yağmurlardan dolayı yardım araçları iç bölgelere ulaşamıyor. Birçok köyde de insanların başlarını sokabilecekleri bir mekânları yok. İnsanlar camileri, Budist tapınaklarını ve okulları işgal etmişlerdi. Şimdi buralardan da çıkarılıyorlar. Dağıtılan çadırlar da yeterli değil. Bu bölgelerde durum çok ciddi gerçekten." Ülkede 2,4 milyon kişiyi evsiz bırakan kasırga, yoları da tahrip etmiş. Sağanak yağmurların doldurduğu yollardaki derin çukurlar da insanlar için ölüm tuzakları olmuş adeta. Kimse Yok mu ekibinden Adnan Avcı, felaketzedelere ulaşmak için risk aldıklarını söylüyor. Kasırga ağaçtan yapılan köprüleri yıktığı için ulaşımda büyük güçlük yaşandığını belirtiyor. Sağanak yağmurlardan dolayı çöken ve bataklığa dönen yollarda araçların saplanıp kaldığını aktarıyor: "Riski göze alıp çıktık dağıtıma. Kırsal bölgelerde neyle karşılaşacağımızı bilmiyorduk çünkü. İki ayrı minibüsü makarna, pirinç, yağ, mercimek ve elbise paketleriyle doldurduk. Bozulan çamurlu yolar ve dolan su kanallarından dolayı bölgeye ulaşmak oldukça güç oldu. Kırsal bölgelere doğru yol alırken birkaç kez de askerler tarafından durdurulduk. Yanımızdaki Türk öğretmenler sayesinde gerekli izni aldık. İlk Ayeyarwady bölgesine ulaştık ve 200 aileye hem gıda hem de giyecek yardımı yaptık. Yüzlerce kişi yardım için yola çıkmıştı, dileniyorlardı; ama elleriyle değil gözleriyle istiyorlardı yardımları. O gün 3 bin dolarlık yardım dağıttık." BAKAN, TÜRK YARDIMSEVERLERİ VE OKULLARI ÖVDÜ İç bölgedeki diğer köylerde açlık çekenlerin daha fazla olduğunu öğrenen Türk ekibi, yeni bir sefer için hazırlıklarını tamamlar. Ama keşif için gönderilen takımdan, felaketzedelerin yardım dağıtanlara saldırdığı haberi gelir. Bu duyumun ardından tedirgin olan ekibin yardımına Spor Bakanı Tümgeneral Thura Aye Myint yetişir. Türklerin yardım için ülkeye geldiğini duyan Bakan Myint, daha önceden tanıdığı Türk Okulu yetkililerine, iç bölgelere birlikte yardım götürmeyi teklif eder. Türk ekibi bu teklifi memnuniyetle kabul eder. Ercan Ülgür, bakanın teklifi karşısında duygulu anlar yaşadıklarını söylüyor: "Spor bakanının birlikte yardım dağıtalım teklifi bizi çok rahatlattı, mutlu etti. Askerlerin eskortluğunda daha güvenli ve rahat ulaştık köylere. Daha önce hiçbir ekip askerlerle birlikte dağıtım yapamamış. Türkiye'nin bu konuda iyi olduğunu öğrenmişler, ondan dolayı bize kolaylık sağladılar. Bakan ile birlikte 4 köy ile bir hastaneyi ziyaret ettik. Köylere gıda ve giyim yardımında bulunduk, hastanede de yaralılara para dağıttık. Bakan her gittiğimiz köyde halka seslendi ve bu merasimlerde bizden bolca bahsetti. Türkiye'yi anlattı. Konuşmalarında sözü Türk okullarına getirip Türk öğretmenlerin fedakârlığına değindi. Onca mağduriyete ve sıkıntıya rağmen insanların bizi tebessümle karşılaması o kadar hoşumuza gitti ki." Yardım dağıtımı sırasında Türk ekibiyle derdini, sıkıntısını paylaşan Myanmarlılar da olur. Ailesini kaybeden çiftçi gibi üzüntüden kendinden geçmiş, günlerce ağzına bir lokma koymamış felaketzedelerin çok olduğunu söylüyor yardım ekibinden Kasım öğretmen: "Yardımda bulunduğumuz bir felaketzede, eşini sulara kaptırmış. Sanırım o günden beri de sıkıntısını, üzüntüsünü hep içine atmış, biz yardım paketini verdikten sonra nasılsın diye sorunca o gece yaşadıklarını bize anlattı." TÜRKİYE'DEN OKUL YARDIMI İSTİYORLAR 25 Mayıs'ta eski başkent Yangon'da BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un da katılımıyla düzenlenen uluslararası yardım konferansı, askerî yönetimin dışa ilk açılımı özelliği de taşıyordu. Konferansta Myanmar'a akredite Tayland büyükelçimiz Mehmet Çınar Aldemir'in yanı sıra Türk Kızılayı, Kimse Yok mu ve Myanmar Türk Okulları temsilcileri de hazır bulundu. Konferansta çeşitli ülkelerden on milyonlarca dolarlık yardım sözü verildi. Türkiye de ilk etapta 1 milyon dolarlık gıda ve nakdi yardımda bulunacağını belirtti. Konferansı izleyen Türk Okulları Genel Müdürü Murat Küçükdüğenci, 8 yıldır bulunduğu Yangon'da ilk defa bu ölçekli bir konferansın yapıldığına dikkat çekiyor. Yönetimin tüm ülkelerden gelen delegelere çok yumuşak davrandığını aktarıyor: "Konferans bana göre çok verimli geçti. Kalıcı yardımların önemine vurgu yaptı hükümet. Biz de Türk Okulları olarak Kimse Yok mu Derneği ile okul projeleri üzerine proje geliştirdik. Zaten Spor Bakanı Thura Aye Myint de bizi bu yönde teşvik ediyor. Bize, 'ev yerine okul yaparsanız daha çok kimse faydalanmış olur' diyor. Kalıcı olarak okul yapma arzusundayız. Bazılarını da yeniden onarmayı hedefliyoruz. Bu konuda Anadolu esnafından da destek bekliyoruz. Eğer imkân olursa bir hastane de düşünülebilir." Myanmar hükümeti, Türklerin daha önce tamamladığı kalıcı yardımlardan oldukça memnun. 6 Türk okulunun yanı sıra, hastaneye bağışlanan su artıma sistemi hem halkı hem de yönetimi oldukça memnun etmiş. Kasırganın okulların yüzde 85'ini kullanılamaz hâle getirdiği düşünülürse okul projeleri daha bir anlam kazanıyor aslında. Ercan Ülgür de felaketzedelerin kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için kalıcı yardımların şart olduğunu vurguluyor. 53 milyonluk ülkede en az 10 milyon kişinin yeniden rehabilitasyona ihtiyacı olduğunu düşünüyor. "Bize verilen resmî rakamlara göre, 78 bin kişi öldü, 59 bin kişiden de haber alınamıyor. Maddi kayıp ise 11 milyar doları aştı. Ve acı olan şu ki rakamlar artmaya devam ediyor. Bizim gıda ve giyim yardımlarımız sadece bugünü kurtarıyor. Bu insanların uzun vadede daha büyük ihtiyaçları olacaktır." diyor. Birçok ülkede kalıcı projelere imza atan Türkiye ve Türkiyeli gönüllüler, Myanmar'da çoktan kolları sıvamış durumda. TÜRKİYE'DEN GELEN MYANMARLI DOKTOR DA TÜRK EKİBİNE KATILDI Türkiye'den Myanmar'a yardım için koşanlardan biri de Dr. Zarni Htway. Aslında o kendi vatanı, kendi insanı için yola çıkmış. Çünkü aslen Myanmarlı. İslam Kalkınma Bankası'ndan aldığı bursla 2001'de Ankara'ya gelen Doktor Zarni Htway, Hacettepe Tıp'ı bitirmiş. 2007'de tamamladığı eğitimin ardından uzmanlık sınavını da kazanmış. Bugünlerde Haseki Hastanesi'nde çalışıyor. Myanmar'daki yüzde 5'lik Müslüman azınlıktan olan Dr. Zarni, kasırganın hemen ardından ülkeye koşmuş. Türk Okulları ile yardım dağıtmış, Yangon'daki Müslüman Hastanesi doktorlarıyla birlikte kamplardaki yaralılara müdahale etmiş. 10 gün boyunca sürdürdüğü yardım çalışmalarının ardından yaraların çok çabuk sarılamayacağını düşünüyor: " Felaket bölgelerine ulaştığımda iki farklı grupla karşılaştım. Sadece kasırganın vurduğu aileler ile, hem kasırga hem de sellerin vurduğu aileler. Can kayıpları sellerden olmuş. Bu bölgelerde hemen hemen her evden birkaç fert sulara gömülmüş. Aklını kaybedenleri gördüm. Hâlâ travmadaydılar.Halkın psikolojisi bozuk. Bir de zenginlerin hâli hüzünlendirdi beni. Bir günde fakirleşen bu insanlar yardım isteyemiyorlardı." Felaketzedelerin Türkiye'den gelen yardım ekibine şükran duyduğunu söylüyor: "Türkleri Müslüman sınıfında değerlendiriyorlar. Budistler namaz kılan insanı çok güvenilir olarak görür. Türkiye ile Türk Okulu şimdi daha çok biliniyor ülkede." Kimse Yok Mu Genel Başkanı Mehmet Özkara: HEDEFİMİZ KALICI YARDIMLAR Ülkeye ilk giren yabancı yardım kurumu olma gururunu taşıdıklarını aktarıyor Kimse Yok mu Derneği Genel Başkanı Mehmet Özkara. Asıl büyük hedeflerini de açıklıyor: "Myanmar'daki ekibimizle sık sık görüşüp durum değerlendirmesi yapıyoruz. Felaketzedelere şu ana kadar yaklaşık 50 bin dolarlık acil gıda ve giyim yardımı dağıttık. Ancak asıl hedefimiz kalıcı yardımlar. Bir okul inşa projesini masaya yatırdık, gelecek yardımlara göre bunu hayata geçirmeye çalışacağız. Hükümetin isteği de kalıcı yardımlardan yana. Eğer imkânlarımız olursa hastane gibi hayati projeleri hayata geçirmeye çalışacağız. Yardımsever milletimizin zor durumdaki Myanmar halkı için Pakistan ve Endonezya'da olduğu gibi seferber olacağını ümit ediyoruz." CİM BOM'LU FELAKETZEDE Yardım ekibinden Ercan Ülgür, dağıtım yaptığı köylerin birinde Galatasaray forması giyen bir felaketzedeyle karşılaşır. Çocuğuyla yardım almaya gelen bu Cim-Bom'lu ile konuşmaya çalışır. Ama kulağı duymadığı için konuşamadığını öğrenir. Beden diliyle giydiği formanın Türkiye'de şampiyon olan takıma ait olduğunu anlatır. Felaketzedenin tavrından Galatasaray'ı bildiği izlenimine kapılır. Daha sonra Hakan Şükür ile Galatasaray'ın UEFA Şampiyonası'ndan dolayı ülkede bilindiğini öğrenir. |
|
| Son Güncelleme ( 04.06.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








