F Tipi Tehlike (!) Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Birol Topuz, herkul.org   
02.06.2008

Yıllar var ki olağan dışı şeyler hep olağanmış gibi oynandı güzel ülkemde. Değişmeyen figüranlar, sabit kalan dekor, kadrolu seyirciler hiç değişmedi. Oyun Türk sinemasının 70'li yıllarındaki senoryalardandı hep. Gerekli malzeme belliydi bu oyun için. Çokça masraf yapmaya gerek de yoktu hani. Ne de olsa laiklik, demokrasi, egemenlik, şeriat ve elden giden ülke ses getiren malzemeydi. Perdeye bunlardan hangisi aksederse aksetsin izleyicileri sahneye çivilemek işten bile değildi.

Gün olur sadece biri yeterdi bunun için. Gün olur birkaçı arka arkaya sürülürdü sahneye ihtiyaca göre. Kaybedenler baştan belli, kazanan talihlilerse hep sinemanın sevilen tipleriydi.

Tehlikenin ilk gösterime sunulduğu ismi B Tipi tehlike idi. Bediüzzaman Hazretlerinden kurtarıldı devlet önce koskoca devlet erkanı tarafından. Öyle ya, elinin altındaki müritlerle devleti al aşağı edebilecek bir donanıma sahipti bu adam. Bu işin şakaya gelir yanı yoktu hani. Bu uğurda devlet yeri geldi sahip olduğu 4 uçaktan birini ona tahsis etti takip için. Hakkında 1000'den fazla dava açıldı. Mazlum, bu davalar yüzünden 28 yıl o hapishane senin bu mahpushane benim gezdirildi durdu.

Ve anlaşıldı ki nihayetinde bunların cümlesi birer iftira imiş. Hepsinden beraat etti Bediüzzaman sonunda. 28 yıldır çektikleri yanında kâr kaldı sadece. Ne bir özür, ne iade-i itibar verildi kendisine daha sonraları. Zaten o da bunların derdinde değildi hani. Hakkını da helal etmişti bu kendini bilmezlerin hayatını kendisine zehir etmelerine.

Bu yalan yanlış bilgi ve belgelerle o dönemin iktidarına yüklenmişlerdi onun üzerinden. Öyle ya, onun yandaşları vardı hakim partinin içinde. Onlarla bir iş çeviriyor olmalıydı Hazret. Ne haberler, ne manşetler… Gün yoktu ki Üstad malum medyanın bir yerinde arzı endam ettirilmesin. Her gün yeni bir haber, her gün yeni bir iftira. Meğer bunlar ilk demokrasi fetreti öncesi hazır edilen malzemelermiş. O yüzden hummalı bir hazırlık varmış… Daha sonraları anlaşıldı bunlar tabi… Oysa hakkında ne sabitleşmiş bir suça sahipti, ne de hüküm giydiği bir cezası vardı. Kalkıp demedi ki 'Sahi benim suçum neydi' diye sonraları. O adil kadere sığınmıştı zira, tenezzül edip de tek çift laf bile etmedi ona eza ve cefayı müstehak görenlere. Sadece Allah'a havale etti onları. Onlar da Allah'larından buldular zaten sonraları, kimi çöp kamyonunda elveda dedi dünyaya, kimi ise intihar etti. İşte bu ilk gösterimdi ve filmin adı 'B Tipi Tehlike' idi.

Bu olmayan tehlike ile 1940 – 80 arası kurtarıldı. Herkes hissesine düşen payı aldı bu sayede. Şimdilerde öğreniyoruz onları da yavaş yavaş, meğer kiminin nasip payına filolar, kiminin nasip payına da holdingler düşmüştü.

Hazret için hak vaki olmuş ve dar-ı bekaya gitmişti. Ama onlar için büyüyüp duran bu pastanın istikbal adına muhafazası mühimdi. Yeni bir suçsuz (!) suçlu lazımdı onlara. Aynı rolü yapabilecek, etrafa sözü geçen, konuştuğunda dinlenen, işaret ettiğinde etrafını o istikamete doğru harekete geçirebilen biri. İnsanların nereye ve neden hareket ettiklerinin pek de önemi yoktu hani. Hareket etsinler kafi idi. Bu hareket uygun kılıflara büründürülüp yeri geldiğinde birkaç efekt ile arzu edilen şekliyle takdim edilebilirdi. Ne de olsa teknoloji hayli gelişmişti. Bu hiç de zor değildi ne de olsa. Bir de bu kişi, anahtar kelimelere uygun söylemlere de aşina olmalıydı. Ne için ve nerede kullandığı mühim değil; şeriat, laiklik, demokrasi vb kavramları kullanması kafi idi onlar için. Cemaat, tarikat, türban ise vazgeçilmezlerdendi. Ve derken böyle birisi bulundu nihayetinde: Fethullah Gülen.

Tam da aranılan tipti. İstenilen tüm özellikler kedisinde mevcuttu hani. Biraz mütevazı olduğu için pek de bilinmiyordu önceleri. Bu yönü telafi edilmeliydi gelecek için. Bu amaçla kameralar kapısında gün geldi nöbete gönderildi. Her hafta sırayla malum medya kendisiyle röportaj kuyruğuna girdi. Canlı yayın arabaları kapısında bekletildi. Yukarıdaki kavramlarla üzerine gidildikçe gidildi. İstenilen malzemeye bu ortamda erişilemeyince, pes edilmedi. Yeri geldi teknoloji sayesinde o koskoca bir dev gibi takdim ettikleri mütevazı zatı, koskocaman bir tehlikeye dönüştürüverdiler.

Güya o emniyeti baştan ayağı hakimiyeti altına almıştı. Valiler ona göre atanır olmuştu. Üniversiteli gençlik onun için gizli bir güçtü. Okullar almış başını gitmiş ve bu da yetmezmiş gibi madalya üstüne madalya getirir olmuştu. Devlet erkanı olmadı kapısından ayrılmaz olmuşmuş. Medyada ciddi bir güç halini almış. Yetmedi bir de ülke dışında açtırdığı okullarla ne yapacağı kestirilemez olmuş. Olmadı orduya bile el atmıştı. Ciddi tehlikeydi hem de çok ciddi (!)…

Bir kasetle iş güya bitmişti. Malum grup devleti bu kez de bu zat-ı muhteremden korumasını bilmişti. İşte bu da F Tipi bir tehlike idi. Bakmayın siz sakin haline. Aslında o ne art niyetliydi (!)

Sonra, gelsin bankalar, gitsin 28 Şubatlar. Yeni dengeler, yeni devreler, yeni güç merkezleri. Ama unutulan bazı şeyler de yok değildi hani:

Bu halk eski halk mıydı?

Emniyet 60-80 arasında olduğu kadar donanımsız mıydı?

Medya eskisi kadar tek tip mi çıkarıyordu sesini artık? Öyle ya, bir yalan en fazla birkaç saat gizli kalabiliyor, hemen bir yerden yalanlanıyor aynıyla.

Üniversiteler, bilim harici her şeyi yapan, yeri geldiğinde cübbe dahi giyip hiç üzerine vazife olmadığı halde yerli yersiz sokaklara düşenlerden mi müteşekkildi son zaman dilimlerinde? Yoksa, bu tipler artık iyiden iyiye sırıtır mı olmaya başlamışlardı camia arasında.

Hukuk, sadece bir zümreye ait ve onun sultasında mı, yoksa bir hadise karşısında, hem de bizzat anayasaya dayanarak işin doğrusunu söyleyenler de mi peydahlanmıştı iyiden iyiye.

Onları bırakın, şu 113 ülkeden gelenlere ne demeli? İşte bu adamlar burada haklı, ülke hiçbir dönemde bu kadar tehdit altına alınmamıştı. Birinci dünya savaşında bile bu kadar çok ülke atılmamıştı ülkemizin üzerine (!) peki bunlar tehlike değiller miydi?

Evet, tüm bunlara öyle ya da böyle bir şekilde bulaştırılan Gülen, onlar için büyük tehlike. Baksanız ya, ülke baştan aşağıya, yemeyen-yedirmeyen, ezmeyen-ezdirmeyen, korkmayan-dik duran, dönmeyen-baş eğmeyen, çalmayan-çaldırmayanlarla dolmuş.

Bunların bazıları da karşı konulmaz olmuş. Şimdi kalkıp da elin ülkesinin şirin çocuklarına ne diyeceksin ki, değil mi? Adam olsalar gider tartışırsın. Ne istiyorsun kardeşim dersin. Olmadı sudan bahane ile kavga çıkarır hıncını alırsın. Ama dilini öğrenen, şarkını söyleyen bu veletlere(!) ne diyeceksin şimdi. Adamlar göz göre göre gelip ülkeyi işgal etmediler mi? Meclis, bakanlık, Çankaya her yere girdiler. Allah'tan, belli başlı kurumlar kapılarını açmadılar da şimdilik koruma altındalar. Ya karargahlara da alınsalardı, Anayasa Mahkemesinde Anayasa kitapçığını çalsalardı, ana muhalefete uğrayıp asırlık devletimize ait dokümanlara el uzatsalardı… Allah'tan onlar basiretli (!) davrandılar da bunlara kapıları açmadılar. Buralar olsun güvencede kaldı. Daha ne yapılsın tehlikenin farkına varmak için!.

Şimdi Sayın Gülen ya bu çocuklar sayesinde bu yerlerle alakalı projelerini gerçekleştirirse? Evrakları ordan aldırıp, yerine kendi dokümanlarını sokarsa, sokturursa. Kim bilecek değil mi? Bence bu vatanı ezelden tapulamışlar için mantıklı bir gerekçe bunlar bile. Ben olsam medya ile bu haberleri şimdiden ısıtır, ekranlarla süsler, siyasi kanadımla açıklama yapar ülkeyi bu akla yatkın gerekçeyle bir kez daha kurtarırdım. Yoksa, önceki kurtarıştan beri cepte para kalmadı… nereye kadar değil mi?

Ama bu kez de ordu ne ses verir, eskisi gibi tek tip mi hala? Öyle ya en son 80'de iş yapmıştık onlarla, hayli zaman oldu, hem egzersiz de yapamadılar son 30 yıldır, acaba becerebilirler mi? Emniyet ne der, üniversiteler nasıl bakar bilemem. Rakip medya işi anlamadan bizimkiler hızla işi bitirmeli ki yalanlama fırsatı verilemesin karşı tarafa. Halk önceden işin en kolay kısmı idi ama şimdi onlar için de bir şeyler düşünülmeli. Allah'tan adalet (!) yanımızda. Yoksa hepten yalnız kalmıştık hani.

Şimdi sizce de F Tipi Tehlike hakikaten tehlike değil mi? Baksanız ya, halkı ayartmış, kimse gösterdiğimiz tarafa doğru seri bir biçimde gitmiyor artık. Medyayı çoğunlukla bizden koparmış, artık yalan haber yapamaz olduk, herkes işi olduğu gibi aktarıyor bunun da bize faydası yok. Üniversiteler desen, her geçen gün cübbeli sayımız azalıyor. Emniyet sanki bize karşı gece gündüz uğraşıyor, ne bir bomba patlattırıyor ne bir suikasta izin veriyor. Olmadı şebekelerimiz bir bir çökertiliyor. Hatta içeri alınan bir parti lideri de bunu beyan etmedi mi geçenlerde, bu örgütleri F Tipi emniyetçiler bulup çıkarıyor diye… Hükümet desen, zaten onlardan bize fayda yok. Eee, şimdi bu değil de sizce ne tehlike?

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi yaptığı işi beğenme bir münafıklık alâmetidir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri