| Siz Oradaydınız... |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 05.06.2008 | |
|
Şefkat olsa, merhamet olsa, adalet olsa... Biz bir olimpiyat atmosferinde hissettik bu baharı, yaşadık bütün memleket ayakta iken ve ağlarken... İnanınız siz oradaydınız. Yürekler sevgi dolduğunda, yürekler gözyaşıyla ıslandığında siz oradaydınız. Aramızdaydınız... Sizi seven herkes buğulu gözlerinizi gördü, tebessümünüzü hayran hayran seyretti. İnanın, gurbetlerde değil, içimizdeydiniz. Hani siz çocukları başından öper, başlarını şöyle bir sıvazlarsınız ya... O harmandalı oynayan, halay çeken, horon tepen, bizim şarkılarımızı, bizim türkülerimizi rengarenk olup söyleyen, söylemekten öte bizi tarifsiz duygularla, heyecanlarla sarıp sarmalayan, bizim değerlerimizi kendi küçük yüreklerinde damıtıp da Anadolu'nun, dünyanın yüreğine akıtan o çocukların, teker teker başını okşarken gördüm sizi ben... Biliyorum, siz çocuk yüreklerini, genç sineleri çok önemsiyorsunuz. Çünkü onlar en saf, en masum şahitler... Hep buğulu gözlerinize baktım. Gözlerinizde engin ufuklar var, biliyorum. Baktım, çünkü daha uzaklarda, daha ötelerde nerelere bakıyor, iyilikler, güzellikler adına hangi yamaçları tarıyor, hangi bahçelerden gül deriyorsunuz diye merak ettim. Kokladığınız laleleri, zambakları, kır çiçeklerini merak ettim. Merak ettim, çünkü bu günlerde ufuklara, umutlara, heyecanlara, coşkulara ne çok ihtiyacımız var. Siz serhat şehirlerimizde, neredeyse maaşınızın tamamını Büyük Doğu'ya yatırır, ayakta kalsın, okunsun isterdiniz ya...Üstad sevinsin, mahzun olmasın diye dertlenirdiniz ya... Bir Moğol kız onun Sakarya Türküsü'nü nasıl da okudu. Okudukça, yüreğimize korlar düşürdükçe, biz seslenmek istedik; ne garibiz artık öz yurdumuzda, ne de parya.. şimdi dünyanın bütün nehirleri Sakarya... Kıyılarda Yunus'lar, Mevlânâ'lar, Hacı Bektaş'lar, Ahmet Yesevi'ler... Küçülttüler dünyayı. Ve isteyerek dönmüyorlar... Vasiyet etmişler, okul bahçelerinde kabristanları var. Dünyayı vatan etmişler, "her yerde olmalıyız, her yere ulaşmalıyız, daha gidemediğimiz ne çok yer var" diyorlar. Siz oradaydınız, biliyorum. Yüreğin konuştuğu, sevginin tellerine vurulduğu yerde artık hep sizin adınız düşüyor aklımıza. Unutmuştuk, unutturulmuştu; başkaları için yaşamanın erdem olduğunu bize siz hatırlattınız. Önde koşun ama öne çıkmayın diye siz tembih ettiniz. Siz oradaydınız, çünkü o fedakâr öğretmenler, tam da sizin arzu ettiğiniz gibi, dolu başakların eğildiği gibi tevazu sahibi idiler. Aramızdaydılar, ama görünmüyorlardı... Sahnede güzellikler büyüdükçe, onlar küçülüyor; "biz yapmıyoruz, Allah milletimize yeniden lûtfediyor, işimizi O kolaylaştırıyor, zorlukları O'nun yardımıyla aşıyoruz, bunlar O'nun ikrâmıdır" diye iki büklüm inliyorlardı... Siz oradaydınız. Dünya çocukları sevgiden atlaslar dokudukça sahnede, farklılığın ne büyük zenginlik olduğunu biz iliklerimize kadar hissettik, yaşadık. Siz oradaydınız. Çünkü biz milletçe ağlıyorduk. Biz ağlamayı, böyle ağlamayı, böyle sevinçle, umutla, kendimize güven duygusuyla ağlamayı asırlar var ki unutmuştuk. Siz oradaydınız. Ama biz size karşı daha vefalı olabilirdik. İçimizdeki düğümleri çözmede daha cesur davranabilirdik. Bilemedik... Bir hayal de ben kurdum bu mahcubiyetle. Orada eskiden olduğu gibi, o hoşgörü toplantılarının ilklerindeki gibi, siz olsaydınız en önde oturanlar arasında. Yüzünüze hasret muhabbet fedaileri, doya doya baksaydı çehrenize. Biliyorum, dualar ister hayaller, dualarla biter hasretler... |
|
| Son Güncelleme ( 05.06.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








