Türkiye'yi Sevda Haline Getirenler Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 6
Kötüİyi 
Cemal Uşşak, Bugün   
07.06.2008

Cemal UşşakYine kısır siyasi tartışmaların, "Dinleme" ve "Dinlenme" skandallarının ruhlarımızı bunalttığı bir zamanda, bir "ebr-i nisan" gibi, bir bahar meltemi gibi esip geçti, "yeryüzü çiçekleri".

Hasbelkader, yirmi küsur yıldır kendimce yazmakta, duygu ve düşüncelerimi satırlara dökmeye çalışmaktayım. Duygu sağanağı içinden geçtiğim, meramımı yazıya dökmekte zorlandığım, kelimelerin kifayetsiz kaldığı nice demler lütfetti Rabbim bana. Ama ben böylesini hiç yaşamamıştım. Kalemi de, kelamı da benden çok çok güçlü çok güzel olanların birçok yazısı yayınlandı gazete ve dergilerde. Ama ben her şeye rağmen yazmazsam, kendimi "kadirnaşinas"lık içinde göreceğim.

Hangi birinden söz etmeli ki?

Şarkı yarışması birincisi Hatice Alizade'yi mi, Necip Fazıl Kısakürek'in Sakarya şiirini mükemmel bir şekilde okuyan Moğolistanlı Dolgurma Bayer'i mi, "Ben babamı orada kaybettim. Ağabeylerim ve öğretmenlerim babamın yokluğunu bana hissettirmediler. Ben de Tanzanya'da üniversite açıp babamın hayalini gerçekleştireceğim' diyen Merhum Erkan Çağıl'ın oğlu Haluk'u mu, Arif Nihat Asya'nın Naat'ını tüm anlam nüanslarına riayet ederek okuyan Arnavutluk'tan Adile Selime'yi mi, "Asrın Türküsü"nü çığıran Endonezya'lı Enise Fıtriye'yi mi, "Türküler Dolusu" mesaj veren Sudan'lı Walaa Tarık Mohamed'i mi, Mozambikli Henrik'i mi, Kenya'lı Samuel'in Cem Karaca'dan söylediği 'Allah Yar'ı mı, halayları mı, semahları mı, Vietnamlı efeleri mi, Mozambikli "Çayda çıra" ekibini mi veya Endonezyalı Mehter Takımını mı?

Daha düne kadar, "Bu okullarda İngilizce eğitim vererek, Amerikan hegemonyasına hizmet ediliyor" yaftasını yapıştıran kimi bahtsızlar bu muhteşem manzara karşısında, bu kez de "Ne var bunda! Alt tarafı Türkçe ve halk oyunları öğretmek" demekte imişler. Diyebilirler. Dilin kemiği mi var?

Endonezyalı mehter takımının,"Gafil ne bilir neşve-i pür şevk-i vegayı!" haykırışı sanki bunlara söylenmiş gibi.

Mesele elbette "dil, şarkı ve oyun eğitimi"nden öte bir Evrensel Barış Projesi'dir.

Sadece iki misal:

Geçtiğimiz yıl, gördüğü muhteşem manzara karşısında himmeti kabaran (adının açıklanmasını istemeyen) bir işadamımız, yetkililerden birisine, "Olimpiyatta dereceye giren-girmeyen herkese 1000'er dolar vermek istiyorum. Çocuklar ülkelerine gönülleri kırık gitmesinler" demişti. Ve bu müjdeyi de TBMM Başkanı Bülent Arınç duygu dolu sözlerle kürsüden ilan etmekte idi. Bendeniz o sırada, kuliste, her birini kucaklamaktan ve koklamaktan asla doyamayacağınız "yeryüzü çiçekleri"nin arasında idim. Mükafatı nasıl değerlendireceklerini konuşuyorlardı.

İçlerinden biri"Bu paranın hepsini ben alamam. Çünkü benim iki kardeşim daha var. 300'er dolar onlara vereceğim. 400 dolar da bana kalır. Benim 100 dolar fazla almama da onlar bir şey demez.".

Bir diğeri: "Ben parayı olduğu gibi anneme veririm. Eğer o izin verirse, bir bisiklet ve bir laptop almak istiyorum." Uzayıp giden konuşmalar, hep diğergamlık ve paylaşma kokuyordu.

Aradan üç gün geçmişti. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nda, kurumu ziyarete gelen ABD'li bir ziyaretçi grubuna birer fincan takımı hediye etmekte idim. Sıranın sonunda esmerce bir genç vardı. Ona da uzattım. "Estağfurullah Abi! Benim için zahmet etmeseniz" dedi. "Sen kimsin yahu?" dedim. "Ben Türkçe olimpiyatına katılmak için gelmiştim. Adım Roberto" dedi.

Sahi kim öğretmişti onlara, diğergamlığı, paylaşmayı, tevazuyu ve mahviyeti?

Mesele elbette dil öğreniminden öteye, "dil içre" bir gönül sevdasının ilmek ilmek işlenmesi idi.

Binlerce minnet ve şükran onlara bu ruhu üfleyen eğitim sevdalılarına, kalem kahramanlarına ve elbette ki bu ateşi gönüllerde yakan, "sevgi halesinin pişdarı ve mimarı" Fethullah Gülen Hocaefendi'ye.

İrina, Buruna, Michani, Aissatou, Mintou, Tomanbay, Michele, William, Samuel, Richard, Walla-Nur, Halmedova, Kurbanova, Mohammed ve daha yüzlercesi! Sizi asla unutmayacağız. "Sizi sevduğumizi tünyalara pildireceğuz. He mi?"

İnanıyoruz ki sizin de kalbinizin bir parçası da Türkiye'de kaldı.

Kutsal Kitaplar'da yer aldığı gibi, eğer Kıyamet kopmadan önce yeryüzü bir bahar yaşayacaksa; eğer bir gün "sulh-u umumi" gerçekleşecek ve "kurtla kuzu yan yana gidecek"se, herhalde bu "Biz dünya çocuklarıyız, bir ağacın dalıyız, evreni kucaklayan, sevgi ile barışığız" deyip barış şarkıları söyleyen sevgi çiçeklerinin sorumluluk almasıyla olacaktır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
Adem  - Gozler   |2008-06-07 16:18:15
Bazen bir tebessum, bazen bir bakis , bazen de sadece bir bakish.Onlar Bize boyle ogrettiler.Konushmadilar, sadce yashadilar.Onlari gozleri her sheyi
anlatti bize, gece uyumayip dua eden gozleri.
Butun hamd, sena, sukur ve minnet Allaha mahsusdur.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 07.06.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Küçük bir şey başarınca her şeyi başaracağını zannetmek şeytanî bir vehimdir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri