İnfak Seferberliği Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 20
Kötüİyi 
Musa Hûb, fgulen.com   
10.06.2008

Musa HûbEğitim Hizmetlerine Sahip Çıkmak Ne Demektir?

14. İnfak Seferberliğinde Ahiret Zengini Olmak ve Ehl-i İnfak Olarak Cennet'e Girmektir

Mevlâ'mız bizleri günah zengini, sevap fakiri etmesin; dünya zengini, ahiret fakiri de eylemesin… Eğitim hizmetlerine elindeki imkânlarıyla sahip çıkmak, imkânları infak seferberliğinde sarfetmektir, ferdî-mâlî ibâdetleri umumî infâk ve cihat ufkunda edâ etmektir. İnce bir firasetin, ileri bir basiretin, aşkın bir azm ü gayretin ifadesi olarak. Büyük işler seferberlik ilan edilerek imece usûlüyle gerçekleştirilir. Tek başına vermeye nefsini razı edemeyenlerin ruhları, bir sehavet meclisinde özgürlüğüne kavuşur. Nefislerin te'dib, terbiye, teâli ve terakkîsine sarfedilen gayretler, mâlî fedâkârlıklarla "Allah yolunda infak" buudu kazanır, sahipleri de ehl-i infak sınıfı içerisinde mütalaa edilerek "münfikûn"un ahiretteki vâridatına nâil olur.

"Sen ey Resulüm! O alçak gönüllü, samimi ve ihlâslı olanları müjdele! Onlar ki; yanlarında Allah anıldığında kalpleri saygı ile ürperir. Başlarına gelen dertlere sabrederler. Namazlarını hakkıyla ifa eder, Allah'ın kendilerine nasib ettiği nimetlerden, O'nun rızası uğrunda harcayıp dururlar, infak ederler." (Hacc 22/34-35). Âyet infak tacı ile taçlandırılmıştır. Esasen bu taç, mahşerde ehl-i infâkın başına konulacaktır. Zira dünyada iman ve amel fukarası olanlar bile hasbelkader emanetçisi oldukları dünyalıklarını hakiki sahibine fîsebîlillah sarfetmekle ahirette ecr ü mükafat ağniyâsı olurlar.

Bu noktada ahiret kazancına bakan yönüyle "şirket-i maneviye" dediğimiz sevgi ve vefa özlü mefkûre birliktelikleri, eşi-menendi olmayan bir sevap fabrikasıdır. Kişi ihlâsı, çilesi ve fedâkârlığı nispetinde o şirkete ortak olur, uhrevî kazancı da o ölçüde ziyade olur. Şirket-i maneviyenin topluluklar halinde belli bir gönül birliğiyle gerçekleştirdiği maddî-manevî yardımlar, bir infak seferberliğidir. İnfak seferberliği ise birleri binlere ulaştırır, azları çok eder, çokları sonsuzlaştırır. Kendi başına on sevabı olan bir hayır, böyle cemaatle birlikte olunca yüz derece, yüzbin derece katmerli kazanç sağlar.

Müjdeyi bizzat Kur'an veriyor: "Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak verip her başağında yüz dâne bulunan bir dânenin haline benzer. Allah dilediğine kat kat fazlasını da verir. Allah'ın lütfu geniştir, ilmi her şeyi kaplar. Mallarını Allah yolunda harcayıp da infaklarının ardından minnet etmeyenler, (karşılığında teşekkür, hürmet vs. bekleyerek kimseye) rahatsızlık vermeyenler yok mu, işte onların Rab'leri katında mükâfatları vardır. Onlara hiç bir endişe yoktur ve onlar üzüntü de duymayacaklardır." (Bakara 2/261-262).

"Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihat edin!" emr-i ilahîsini tutan, tutup da malıyla i'lâ-yı kelimetullah için mücahede eden insan, Müslümanlar arasındaki en akıllı insanlardandır. Çünkü "akıllı kimse, nefsini aşağı gören ve ölümden sonrası için amel edendir." buyuran Allah Resulü, bu akıllılığı ise ahirete yatırım yapmaya hasretmiştir. İmam Gazâlî'nin tasnifiyle dünyaya çalışan akıl (akl-ı meâş) ile ahirete çalışan aklı (akl-ı meâd) adeta beyinlerinin sağ ve sol tarafları olarak kafalarında birleştirerek, dünyaya dünya kadar, ahirete ahiret kadar değer veren bu akıl sahipleri, bütün insanların en akıllılarıdırlar.

En akıllılar ise en hayırlılardır. En hayırlılar ise?.. Cevabı yine fem-i mübarekten öğrenelim: "İnsanların en hayırlısı, Allah yolunda canıyla malıyla cihad eden mü'mindir." (Buhari, Cihâd 2). Bedeniyle hak uğrunda terlemek ve gönlüyle hak yolunda ağlamak her mü'minin, mallarıyla yardım etmek ise imkânı olanların velayet ufkudur, hizmet yoludur, kulluk borcudur. Çağın en akıllıları, kendilerini insanlığın kurtuluşuna armağan ve emanet eden civanmert ruhlardır dersek, bunda ne mübalağa vardır, ne hamaset, ne de edebiyat. Bu başka değil, ancak hakikattir hakikat!

Modern hayatın ben merkezli egosantrik felsefesinin tam aksine olarak, 'ben'i de, 'biz'i de aşarak bütün bir ümmeti ve hatta beşeriyeti kucaklayacak gönül zenginliğiyle hareket edenleri, kendini aşamayanlar akılsızlıkla, aldatılma ve kullanılmayla itham ederek aldatamazlar, kınamalarıyla kandıramazlar. Onlar 'hemen şimdi'ye bağlı yaşayan basiretsiz nefislerin ve kör tutkuların ahtapot kollarından kurtularak hürriyet semasında pervaz ederken, kafa gözlerinin ötesinde gönül gözleriyle verâların verâlarına nazar ederler. Onlar, akıllılığı akla takılıp kalmamakta gören iman gözlülerdir, basiret dürbünlülerdir. Ve onlar, akıllarını da aşklarına satmış, akıl üstü ufukların mesut üveyikleridirler. Dûn dünyanın çamurlu elleri onların ayaklarını tutamaz, onları aşağı hayat tabakasına çekemez. Onlar bilirler ki:

İnfak ehli dediğin; yedirir, içirir, giydirir, barındırır, verebileceğini verir; veremeyeceği kadarsa, verebilecekleri bulur; olmadı, bulmaya söz verir ve bütün bir ömrünü vermeye niyetli, dağıtmaya kilitli, bulmaya ayarlı bir hummalı faaliyet maratonu içerisinde geçirir. "Ver Allahım!" derken, dağıtmak için ister. Verilenlerden de kendine ve ailesine ihtiyaçları kadar vakit ayırır, ihtiyaçları kadar harcama yapar. İhtiyaç fazlalarını ise hep başkalarına harcar, başkalarında ve başkalarıyla kendini kurtarır; akıllı davranır, servetini ahiret bankasında biriktirir.

İşte hayatını böyle hep vere vere sürekli infak ufkunda yaşayan kullarına Cenâb-ı Cevvâd ve Ğaniyy-i Mutlak olan Mevlâ'mız öyle tarifsiz, dile gelmez, söze sığmaz, rakamlar almaz bir cömertlikle lütf u ihsanlarda bulunur verir ki, sevincin doruklarına ulaşan kullar üzüleceklerse "Niçin daha fazla vermedik ki!?." diyerek kârdan zarar yapanlar misali üzülürler.  Onlar ki Allah katında "ehl-i infâk" olarak yazılırlar ve Cennet'e de her şeyleri Hz. Peygamber'in davası için harcamış Ebu Bekir'lerle, Ömer'lerle, Osman'larla, Ali'lerle –Allah onlardan razı olsun ve şefaatlerine nail eylesin- birlikte kendilerine has münfikûn kapısından girerler. Kendi verdiklerinin azlığı ve kendilerine verilenlerin sonsuzluğu ve sınırsızlığı karşısında ise ebedî medyuniyet ve meşkuriyetle sonsuz ve sınırsız saadetlere gark olurlar.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 16.07.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Güneydoğu'da Cereyan Eden Hadiseler

Seyredin

O'na El Aç, Kullarına Değil!..

Dinleyin

Cennet'in Etrafındaki Sur

Dinleyin

Uşak Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi çizginizi korurken başkalarıyla münasebetlerinizi bozmamanız da firasetinizin ayrı bir yanı olmalıdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri