| En Büyük Yazarlarımız |
|
|
| Tahir Taner, fgulen.com | |
| 12.06.2008 | |
Ulul azm ve diğer peygamberler, asfiya, evliya ve diğer beşere yol gösteren mümtaz insanların en belirgin vasıfları, üstün sıfatları (sadakat, ismet, fetânet, merhamet vs.) yansıtan halleridir. Onların oturması, kalkması, konuşması, ibadetleri hep Allah'ı (cc) hatırlatır. Zira onlar her ne kadar halk içinde insanlarla beraber olsalar da hakikatte hep Allah'la (cc) beraberdirler. Allah da onlarla beraberdir… Muhterem hocamızın kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplara dikkat ettiğimizde ya Kur'ân'dan veya Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) kutlu beyanlarından asrın ihtiyaçlarına ve idrakine, sosyolojisine, psikolojisine uygun açıklamalarla izahatta bulunduğunu görürüz. İşin doğrusu herkul.org'ta muhterem hocamızın günümüzde yaşanan psikolojik rahatsızlıklarla ilgili cevabını bir eğitimci gözüyle dinlerken cevabın muhtevasına (haddim olmayarak) konu başlıklarına ve doyuruculuğuna hayran kaldım. Evet, günümüzde hayatın zorlukları, ihtiyaçların çokluğu ve bu ihtiyaçlara ulaşma isteğinin yaşattığı sıkıntılar, insanlarda bazı ruhî sıkıntılara yol açıyor. Her meslekte, varlık içinde de, yokluk içinde de insanoğlu ciddi sıkıntılar yaşayabiliyor. İnsanın tatmini çok zor duyguları o insanda "mutmaine" hissini yaşatacak bir imanla sınırlandırılmazsa hayat yolu hep hafakanlarla dolu bir cendere halini alıyor. Muhterem hocamızın konuşmasında belirttiği gibi: Günümüzde bu hafakanlardan uzak yaşamak için imanlı, ahlâklı; 'Başını bir gayeye satmış kahraman gibi…' insanlarla olmak, insanı bu hafakanlardan uzak tutan en sağlam yoldur. İnsan yaşama duygusunun yanında yaşatma duygusuna da sahip olmazsa sonunda varacağı yol, kendi egosunda, kendi dar dünyasında kaybolup gitmektir. Yaşatma hissi, iman ve Kur'ân endeksli olunca en büyük mecrasını; sonsuzu bulmuş demektir. Bu yoldaki cehd sonsuzla irtibatlı olduğu için insana öbür âleme ait çok büyük şeyler kazandırabilir. Fakat her yolun kendine göre avantajlarıyla orantılı zorlukları da vardır. Muhterem hocamızın ifadesiyle "İnsan kazanma kuşağındayken kaybedenlerden olabilir." Bu sözü: "İnsan kazanma kuşağındayken kaybedenlerden olabilir." sözünü iman yolunda kitabet ve hitabetleriyle hizmet etme düşüncesinde olanlar için ele alıp yazının başlığındaki Muhterem M. Fethullah Gülen Hocamıza ait sözü tekrar hatırlayalım:
Peygamber Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) "İnsanlar helak oldu âlimler kaldı. Onlar da helak oldu ilmiyle amel edenler kaldı. Onlar da helak oldu muhlis olanlar kaldı. Muhlis olmaksa çok zor bir iştir." Mealindeki hadisi elbette bütün insanlar ve bütün meslekler için geçerlidir. Yazarlık sanatçılık veya hitabet yoluyla insanlara bir şeyler anlatmak belki şöhrete, beğenilme duygularına diğer mesleklere göre daha açık olduğundan hadisin orijinal ifadesindeki "hatar" bu mesleklerde olanlar için daha zorludur. Beyan talâkati, insanları bir yere kadar etkileyip coştursa da kalıcı olan hâl dilidir. Yahudi âlimi Abdullah bin Selam'ın Müslümanlığı seçmesine vesile, Efendimizin "Göz değince Allah'ı hatırlatan siması, halidir." Onun Müslümanlığı tercihinde beyan yoktur, konuşan sadece "Yaşayan Kur'ân" olan Zülf-ü Siyah, Rahmeten lil âlemin Muhammed Mustafa'dır (asm). İmalı nesillerin yetişmesine vesile olan insanların en bariz vasfı Kur'ân'ın hedef gösterdiği: "Allahın ahlakıyla ahlaklı olmalarıdır." Muhterem Hocamızın ifadesiyle temsil, tebliğin önündedir. Temsil'in olmadığı, lafzın, lafazanlığın, tumturaklı sözlerin ön planda olduğu bir tebliğ "Kuruca bir emektir." Dinimize hizmet yolunda kalemin; kitabet ve hitabetin bir önemi olsa da kendini aşamamış insanlardan sadır olan, özle bütünleşmeyen sözler Hak katında bir değer ifade etmeyecektir. İnsanın kendisindeki kabiliyetlere dair dahli nedir? Sesi güzel olan bu sesi - sesinin tonunu, rengini- kendisi mi ayarlamıştır? Yazarlık, şairlik de böyle değil midir? Necip Fazıl'a kulak verelim:
Evet, eskiden birçok yazar, şair imzasının yerine "Fakir" tabirini koymuş. Aslında yazarlıkta kıymetli büyüğümüzün ideali de budur. Keşke isimsiz yazmayı "Fakir"liği tercihi başarabilsek. Hayati Kalaycılar gibi, Mehmet Özyurtlar gibi Hacı Kemal ağabeyler gibi hâl dilinin silinmez imzalarını atıp en büyük sanatkârlık olan kulluğa erebilsek. Her hâlimizde her anımızda O'nun (cc) yolunda olabilsek...
|
|
| Son Güncelleme ( 12.06.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








