| Hakikatin Beraati |
|
|
| Mehmet Kamış, Zaman | |
| 25.06.2008 | |
|
Makedonya'nın Gostivar, Kalkandelen, Ohri ve Radoviş şehirlerinde yaşananlar da bundan farksızdı. Hele Mostar. Mostar'ın keyfine diyecek yoktu. Arnavutluk, Azerbaycan, Kosova, Irak ve en önemlisi Filistin. Kim bilir daha dünyanın neresinde hangi ülkede Türk Milli Takımı'nın Avrupa Şampiyonası'nda elde ettiği başarı için kimler dua etti, kimler sevinç çığlıkları attı. Ajanslara yansımayan ne kutlamalar oldu da biz haberdar olamadık. Belki orta Asya steplerinin kuş uçmaz kervan geçmez yerlerindeki bir okulda kimselerin duymadığı sevinç çığlıkları koptu. Ya da Afrika'nın kavurucu sıcaklarında ezilmiş, sömürülmüş insanlara yardım elini uzatanların sevinç çığlıkları Amazon ormanlarında ya da çöl kumlarında yankılandı. Başarabilmeyi ne kadar da özlemişiz. Allah'ın bize de başarı nasip etmesine ne kadar da susamışız. Bir küçük başarı bile ezilenlerin dünyasına ne kadar da büyük umutlar aşılayabiliyor. Türkiye'nin başarılı olması bu nedenle çok önem arz ediyor. Başarının yolu da önce büyük düşünmekten geçiyor. Fethullah Gülen bu ülke insanına büyük düşünmeyi öğretti. Daha önce sadece belirli bir kesimin yapabildiği pek çok şeyi bütün Türkiye'nin de yapabileceğini gösterdi. Anadolu'nun sıradan insanlarına başarabilme duygusunu aşıladı. Kendisini dinleyenlere, çocuklarını Kur'an kurslarında değil kolejlerde okutmalarını öğütledi. Hatırını sayan işadamlarından okullar açmasını isteyerek yeni nesillerin dünya standartlarında iyi eğitim almasını sağladı. Kapıkule ile Habur arasında sıkışan ufkumuzu dünyaya açtı. Eskiden sadece işçi ve vasıfsız eleman ihraç eden Türkiye artık yurtdışına öğretmen, sanayici, işadamı veya üst düzey yönetici gönderen bir ülke oldu. Gülen, Afrika'dan Pasifik ülkelerine kadar yüzlerce ülke ile ticaret yapan binlerce işadamının ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Anadolu zenginleşiyordu. Türkiye'nin başını kaldırmaması için çıkartılan her türlü kargaşaya ve kutuplaşmaya karşı ısrarla diyaloğu ve barışı savundu. Bu ülkede yaşayan herkesi kendisi gibi kabul edip el uzattı. Açılmasına vesile olduğu okullar sayesinde Türkçe bir dünya dile haline geldi. Türkçe olimpiyatlarındaki manzara herkesi coştururken, kendi kendimize başarmaya ne kadar da susamışız diye düşündük. Tıpkı Milli Takım gibi. Dün, Türkiye'nin en anlamsız davalarından birisi daha beraatla sonuçlandı. Türkiye için hiçbir şey yapmayanlar, yapılan hiçbir güzelliği de cezasız bırakmıyorlardı ama hakikat er geç kendi mecrasıyla buluşuyordu. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin davası; kamuoyunda Rahşan affı diye bilinen 4616 sayılı kanunla yeni bir merhaleye girmişti. Şartla salıverilme ve cezaların ertelenmesi olarak özetleyeceğimiz bu kanundan 45 binden fazla insan yararlandı. Gülen'in de yargılandığı 313. madde de kanun kapsamındaydı ve süren mahkemelerin durdurulması, kesin hüküm verilmesinin ertelenmesi sağlanıyordu. Gülen, avukatları aracılığıyla yargılamanın devamı ve aklanma hakkını kullanmak istedi. Temel insan hakkı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere bütün hukuk düzenlerinin esası olan bu talep yerine getirilerek yargılama tamamlandı ve Gülen haksız suçlamalardan aklandı. Artık hiç kimse Fethullah Gülen'in insanlık için yaptıklarını suç olarak göremeyecek. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









