Kürt Sorununu 'Bürokratik Elit'in Tavrı Derinleştiriyor Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 4
Kötüİyi 
Zaman   
05.07.2008

‘Tarihî Arka Plan’ başlıklı oturumda Kürt sorununda din ve dilin önemi konuşuldu.Abant Platformu'nun "Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak" konulu 17. toplantısı dün başladı.

Toplantının açış konuşmasını yapan Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar, bürokratik elitin tavrına dikkat çekti. Kürt sorununun Türkiye'ye ayak bağı olduğunu ifade eden Vali Akpınar, "Bürokratik elitin yaptığı bir kısım uygulamalar halkların arasındaki ayrılığı artırdı. Türkiye'deki en büyük problem, Türk-Kürt problemi. Bu problem, sayıları 3-5 bin arasındaki bürokratik elitle halkın arasında yaşanıyor." şeklinde konuştu. AK Parti Milletvekili Abdurrahman Kurt, "Kendimi bildim bileli aynı sorunları tartışıyoruz." derken, yazar Ali Bulaç, Türkler ve Kürtler arasındaki en güçlü ortak paydanın din faktörü olduğuna işaret etti. Demirel'in 1990'lı yıllarda 'Kürt realitesini tanıyoruz' de-diğini hatırlatan Prof. Dr. Levent Köker, hâlâ mesafe alınamadığını kaydetti. Gazeteci-yazar Şahin Alpay da, 1930'lu yıllarda geliştirilen kimlik politikaları iflas ettiğini söyledi.

"Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak" başlığıyla toplanan Abant Platformu dün başladı. Açılışta en dikkat çekici konuşmalardan birini Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar yaptı. Akpınar, devletin Kürtlere yaptığı uygulamaların yetersizliğini anlatırken yardım derneklerini örnek göstererek; "Kimse Yok mu, Deniz Feneri gibi dernekler devletin yaptığından çok daha fazlasını yapıyor." dedi. Kürt sorununun temelinde bürokratik elitin yaptığı bazı uygulamalar olduğuna dikkat çeken Akpınar, "Türk-Kürt problemi sayıları 3-5 bin arasındaki bürokratik elitle halkın arasında yaşanıyor." dedi. Valilik yaşamındaki 19 yılın 9'unu Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da geçirdiğini söyleyen Halil İbrahim Akpınar, "9 yıl boyunca ayrı devlet kurmak isteyen bir kişiye rastlamadım. Ağrı'da bir kahvehane toplantısında karşılaştığım bir amca dahi 'Bunu isteyen bir ahmak yok.' diyor." şeklinde konuştu.

Açılışta konuşan Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya ise yaşanan krizin derinleşmesinin yaratacağı olumsuzluğu şu ifadelerle dile getirdi: "Birbirinin elini bile sıkmayan yöneticilerin olduğu bir ortamda çözüm oldukça önemli. Bugün içinde bulunduğumuz krizin derinleşmesi ve uzun sürmesi halinde yaratacağı yıkım, yüzyıllardır birbirine üstünlük çabası göstermeden, müdahale etmeden yaşayan insanları karşı karşıya getirecektir." Kürt sorununun uluslararası alana taşınması halinde daha büyük problemler meydana getireceğini savunan Kaya, "Tarih göstermiştir ki, çözmeyip uluslararası alana taşıdığımız sorunlar bize yıkım olarak geri dönmüştür." dedi.

Abant Platformu'nun vazgeçilmez isimleri arasında yer alan Prof. Dr. Mete Tunçay ise Kürt sorununun yeni bir sorun olmadığını vurgularken izlenen politikaların Güneydoğu'yu yoksullaştırdığına dikkat çekti. Çözüm olarak sunulan GAP projesinin başarısızlığına değinen Tunçay, Kürtlerin geç kalmış bir milliyetçiliğin havasına girdiğini belirtti.

"Kendimi bildim bileli aynı sorunları tartışıyoruz." diyen AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, her şeye rağmen umutlu olduğunu söyledi. Hak-İş Başkanı Salim Uslu ise, "Türkiye'nin rol model ülke olduğunu çok duyar olduk. Bu gerçekten böyle. Ama Türkiye kendi içindeki Kürt problemini çözmedikçe model ülke olamaz." ifadelerini kullandı.

Din, en güçlü ortak payda

Gazeteci-yazar Ali Bulaç: Din faktörü, Türkler ve Kürtler arasındaki en güçlü ortak payda. Din faktörü, etkisini evliliklerde de gösteriyor. Türkiye'deki istatistiklere göre bugüne kadar etnik kökenden dolayı bir boşanma görülmemiştir.

Prof. Dr. Levent Köker: Demirel, 1990'lı yılların sonlarında 'Herkes birinci sınıf vatandaş olacak', 'Kürt realitesini tanıyoruz' demişti. Üzerinden yıllar geçti, Türkiye'de hâlâ bir mesafe alınmış değil. Türkçeden başka dili öğretebilirsiniz ama anadilde yapamazsınız deniyor.

Gazeteci-Yazar Şahin Alpay: Bizim meselemiz Kürt meselesi değil, kimlik sorunu. 1930'larda, o zamanın şartlarına uygun olarak geliştirilen kimlik politikaları artık iflas etti. Kimlik politikaları, laiklik ve kültür üzerinde yükseliyor. Çok kültürle başa çıkan ülkeler var. Bizim de başa çıkmayı başarmamız gerek.

HAK-PAR Onursal Başkanı Abdülmelik Fırat: Biz yorgun savaşçıyız. Ben yalnızca 50 sene bir zulme düçar kalmadım. Aile olarak 9. kuşaktan gelen bir zulmün son halkası olarak konuşuyorum. Türk aydınları, demokratik bir anayasa ortaya çıkarmazsa Kürtlere hiçbir şey veremez.

Yazar Mehmet Metiner: Güneydoğu'da yaşayanlar kesin bir çözüm beklentisinde. Din olgusu, sorunun çözümünde etkili olur, ancak yalnızca din üzerinden çözüm arayışı çözümsüzlükle sonuçlanır.

Eski Milletvekili Haşim Haşimi: Devlet, çözüm önerilerinde bulunan hiç kimseye güvenmiyor. Sorunu çözecek olan siyasi irade, kararlı olmalı.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 05.07.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri