| Abant'ta Kürt Sorunu Çözüldü mü? |
|
|
| Mehmet Metiner, Bugün | |
| 07.07.2008 | |
![]() Mehmet Metiner Apaçık bir biçimde gördüm ki, dil/üslup o kaba ve yalın gerçeklikten çok daha anlamlı. Kürt sorununun "Biz Kürtler" ve "Siz Türkler" biçiminde keskin etnik bir ayrım üzerinden politik bir dile tercüme edilmesi, oradaki Türkler'i bilmem ama benim gibi bir Kürt'ü bile rahatsız etti. Tabii ki Kürtler ve Türkler var bu ülkede. Ama birlikte bir gelecek aramak için toplanan Kürtler'i ve Türkler'i bu şekilde kategorize edici bir retorik, sorunun çözümüne katkı sağlayan bir dil değil! ÇÖZÜM(SÜZLÜK) DİLİ Herkesin hakikati farklı... Herkes farklı hakikatler üzerinden birbirine karşı önyargılı... Farklı hakikatlerden oluşan kaskatı hassasiyetler kulakları sağır, gözleri kör etmiş... Psikolojik ve siyasal bariyerler var... Böyle bir toplumsal gerçekliğimiz var bizim ne yazık ki! Peki bu durumda nasıl bir dil üretmeliyiz? Herkesin yalnızca kendi hakikati üstüne kapandığı bir dilin çözümsüzlüğü derinleştiren bir dil olduğunu görmek gerekir öncelikle. KAYGIYI GİDERMEK... Karşılıklı kaygılar var. Karşılıklı yaşanmış acılar var. Acıyla dolu bir geçmiş var. Kürtler'in acıları çok daha büyük, biliyorum. Çünkü etnik kimlikleriyle inkar edilmişlerdir. Çünkü asimilasyon politikalarıyla baskı altına alınmışlardır. Ama Türkler'in de çocukları Kürt davası için dağa çıktığını söyleyen bir örgüt tarafından öldürülüyorlar. Kürt eşittir PKK, Kürt eşittir terör denklemi etnik Türk milliyetçiliğini derinleştiriyor. Etnik Türk milliyetçiliğinin "Kürt sorunu"nu görmezden gelen kaskatı tutumu PKK'nın beslendiği vasatı güçlendiriyor ve etnik Kürt milliyetçiliğini palazlandırıyor. İki tarafa da "durun!" diyen Kürt ve Türkler "makbul" addedilmiyor. Tek taraflı politik suçlayıcı bir dil, kaygıyı derinleştiriyor. Kaygı derinleştikçe güvensizlik artıyor ve çözüme giden yollar kapanıyor. Kaygıyı gidermeye dönük yeni bir empati diline ihtiyacımız var. DEMOKRASİYİ MERKEZE ALMAK Barış ve gelecek, iki önemli kavram. Tabii daha da önemlisi, birlikte arama önerisi... Barış diyorsak, ortada ciddi bir sorun var demektir. İşte o sorunun adı, "Kürt sorunu"dur. Devletimizin kuruluş sürecinde herkesi ırken Türk varsayan resmi ideolojisinin yarattığı bir sorundur bu. O geçmiş yeni bir geleceğe doğru evriliyor. Bu değişimi görmezlikten gelirsek haksızlık etmiş oluruz. Demokrasinin merkezine Kürt sorununu yerleştiren Kürt bakış açısı sorun üretiyor. Demokrasiyi merkeze oturtan bir yeni Kürt bakış açısına ihtiyaç var... "Kürt sorunu çözülmezse demokrasi gelmez!" denklemi yerine "Kürt sorunu ancak demokrasi içinde çözülür!" denklemini kurmak gerekir. "Kürt sorunu"nu "PKK terörü"ne indirgeyen bir Türk bakış açısı hem sorun hem kaygı üretiyor. "Kürt sorunu" ile "PKK sorunu"nu birbirinden ayıran bir Tük bakış açısına ihtiyaç var. Abant Platformu'na katılan Mümtaz'er Türköne, Naci Bostancı ve Ramazan Yelken gibi MHP/ülkücü gelenekten gelen isimlerin varlığı bu açıdan çok önemli. ANLAMADAN ÇÖZEMEYİZ! Soru şu: Kürt sorununun çözümü için demokratik ve kültürel adımlar atılsa PKK terörü biter mi? Abant'ta bu sorunun yanıtı arandı. Kürt sorununun çözümü, PKK terörünü kısa vadede bitirmeyebilir ama PKK'nın toplumsal lojistiğini keserek marjinalize olmasını sağlar. PKK, Kürt sorununun çözümsüzlüğünden besleniyor, bunu görmek lazım. Kürt sorununun çözümü, zaten dağda bulunmalarını gerektirecek hiçbir talebe sahip olmayan örgütün varlık nedenini ortadan kaldıracaktır. PKK sorunu tümden bitsin isteniyorsa, geriye bir tek formül kalıyor: "Eve dönüş" yasasını yeniden düzenlemek! Bunun için her iki tarafın akil adamları bence en doğru formülü bulabilirler. Yeter ki bu arayışın önü kesilmesin. Tek taraflı suçlamalarla varılacak yer çözümsüzlüktür. Sorunun çözümü önünde sadece devletin içindeki bir kanadın değil aynı zamanda PKK içindeki bir kanadın da engel oluşturduğunu artık Kürtler'in de görmeleri lazım. İKTİDAR SORUNU Abant'taki toplantıda şu gerçekliğin altını önemle çizme gereği duydum: "Kürt sorunu aynı zamanda bir iktidar sorunudur." Şunu demek istiyorum: PKK ideolojisine veya seküler/ laik Kürt milliyetçiliği anlayışa bağlı olanlar acaba şeriat kurallarıyla idare edilen bir Kürdistan'da yaşamak isterler mi? Veya dindar Kürtler, PKK'nın egemen olduğu bir Kürdistan'da yaşamak isterler mi? Mesele yalnızca etnik bir meselenin halli meselesi değildir. Farklılıklarımızla bir arada yaşayacağımız demokratik bir cumhuriyetten yana olmak bence çözümün en doğru adresi! Aksi takdirde aynı etnik topluluğa mensup olanlar iktidar uğruna birbirlerinin kanına ekmek doğrarlar. Farklılıkları inkar eden Cumhuriyetçi projeye duyulan haklı tepki, farklılıkları kutsayan bir yeni anlayış üzerine oturmamalı. Çünkü farklılıkların inkarı üzerinden yapılan siyasetler kadar farklılıklar üzerinden yapılan siyasetler de ayrıştırıcı ve çatıştırıcıdır. Çözüm; Peygamberimiz Hz. Muhammed'in herkesi bir tarağın dişleri gibi eşit gören yaklaşımını demokrasinin özgür ve eşit vatandaşlık anlayışıyla buluşturabilmekten geçiyor bence. Abant'ta Kürt sorununun hem nasıl çözülebileceğini hem nasıl çözülemeyeceğini gördüm. Batı toplumları için üretilen sosyolojik kimi kavramların kafa karıştırmanın ötesinde bir işe yaramadığını görmek beni yeniden düşünmeye sevk etti. Abant Platformu'nun değerli yöneticilerine ve katılımcılarına bu yüzden teşekkürü bir borç biliyorum. |
|
| Son Güncelleme ( 08.07.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








