ABD'li İlim Adamlarını En Çok Etkileyen Olay Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 11
Kötüİyi 
Bayram Kusursuz, herkul.org   
14.07.2008

Biliyorsunuz, yakın zamanda, Millî Takım'ımız ülkemizi Dünya arenasında, Avrupa'da en güzel şekilde temsil etti. Milyonlar, millî marşımızı dinledi, güzel ülkemizin adını duydu, sevgiyle ve inançla çarpan yüreğimizi gördü. Öyle ya da böyle, bu konuda Avrupa'nın devlerini geçip, ilk sıralara girdik. Bazen üzüldük, kimi zaman sıkıldık, bazen de terledik… ama sonunda hep coştuk, hep koştuk ve hep sevindik. Bizimle beraber koca bir dünya, belki Kuzey Afrika, Orta Doğu, Balkanlar, Orta Asya… tâ Pasifik'e kadar yüz binlerce vatandaşımız, ya da dostumuz da sevindi, gözyaşı döktü, coştu…

Bu nedir? Beklenen ve özlenen nedir? Bu insanlar niçin sevinç gözyaşı döküyorlar? Güzel bir ülkemiz var. Muazzam bir târihimiz var, yüreği sevgiyle çarpan insanımız var, nezâketli bir anlayışımız var, ölümsüz kültürel değerlerimiz var… Bizler de ülke olarak sevinmek istiyoruz. Asırlık kavgalardan bıktık-usandık. Gülmek, coşmak, ilerlemek istiyoruz. Sevinmek, bu çileli toprakların mahzun insanının da hakkı. Ülke olarak, insanımız olarak önümüzün açılmasını istiyoruz. Ve bu konuda ter dökenlere de her yönüyle müteşekkiriz. Allah aşkına, böyle güzel şeylerde sevinmemek elde mi! Sevinmeyenin anlayışında ciddi bir problem yok mudur sizce de! Bu gibi durumlarda gözü yaşarmayanın yüreğinde, iflah olmaz bir sorun vardır, bence.

Geçende, genç ve başarılı bir işadamı arkadaşımız, "benim" diyor, "Düşman olarak lanse edilen herhangi bir ülkeden müşterilerim var. Bizden ürün satın alıyor, Dolar-Euro getiriyor, ülkeme para kazandırıyorlar. Dostuz biz. Öncekiler şöyle yapmış, böyle yapmış. Birileri şöyle demiş, böyle demiş! Bir yönüyle bütün bunlar beni alâkadar etmiyor! Önemli olan, ben bugünün dünyasında, bugünün ülkesinde, bugünün şartlarında yaşıyorum. Benim ülkemin her yönden kazanması lâzım. Ekonomik olarak güçlü olmamız lâzım. Bu yüzden, kimseye karşı kin ve nefret beslemeden, işimizi yapmak istiyorum." diyor.

Bazı yeni nesil işadamlarımızın anlayışı bu ve elbette ki yerinde. Şimdilerde ülkemiz -bir yönüyle- iyiye güzele doğru değişiyor, zihniyetler müspet anlamda yenileniyor, önceliklerimiz farklılaşıyor. Yeni nesil, helâlinden kazanmak, ülkesine faydalı olmak ve mutlu kalmak istiyor. Dünya ile yarışta, ülkemize hepimiz yardımcı olmalıyız. Bu ülkeye çelme takmamalı, taktırmamalıyız. Kendi kendimize kıymamalı, kıydırmamalıyız. Dar görüşlerden, basit düşüncelerden, sığ anlayışlardan bir an önce sıyrılmalı ve ufuklu bakabilmeyi öğrenmeliyiz. İnsanımız birbiriyle barışık bir şekilde, saygı içinde, beraberce yaşamak ve daha çok ilerilere gitmek istiyor. Kardeş kavgası olmadan yaşamak ve dünya ile barışmak, yarışmak arzu ediyor. Yeni nesil, üretmek istiyor; üretip, ülkesine hizmet etmek istiyor. Bütün bunları iyi görmek lâzım. Yeni nesil, bu yeni dönemde, duânın, mâneviyâtın, inancın yerini iyi kavramış, çatışmadan uzak, doğruluk, dostluk ve dürüstlük arıyor. Kendi, insanlığa hizmet eksenli yaşantısına odaklanmış, hem kazanmak hem de kazandırmak istiyor. Elbette ki böyleleri henüz az. Allah (celle celâluhu) bizi o azlardan etsin! İyilerin oranı zaten hep böyledir. Azdır, ama o azlardan çoklar da nasiptâr olur. Birileri böyle olmalı, birileri de bu az'ları görüp sağdan hizaya geçmeli. O zaman hayat, daha yaşanabilir olacaktır, muhakkak.

Şahsen, bu gibi güzel insanları gördükçe, hep ümitlenirim. Eğer onlar, müspet bir dâvâya sâhip çıkıyorlarsa, Allah'ın izn ü inâyetiyle önümüz aydınlık demektir. Hani belki duymuşsunuzdur Amerikalı akademisyenler küçük bir Anadolu şehrimize giderler. Oradaki eğitim kurumlarını, bazı hizmet müesseselerini ziyâret ederler. Ayrıca, dünya çapındaki bu hayırlı işlerin ardındaki fedâkâr insanları da görmek istiyorlar. Bu maksatla, orada küçük çaplı bir esnafımıza da uğruyorlar. Adını bilemediğim bu güzel insan, demircilikle uğraşıyormuş. Detaylarda ufak-tefek aktarım farkı ve hatası olabilir. Ama meselenin özü şu: Demircilikle uğraşan bu fedâkâr esnafımıza ziyâret edilince, Amerikalılar merakla ona soruyorlar: "Hâliniz nicedir?" diye. Yani onu konuşturmak, bu eğitim işleriyle olan ilgisini öğrenmek istiyorlar. Şöyle diyor bu güzel insan: "Hâlimize bin şükür. İşte burada çalışıyorum, üç-beş kuruş kazanmaya gayret ediyorum. Ocağın başında, gördüğünüz gibi sıcak demir dövüyorum. Ama mutluyum, umutluyum. Helâlinden kazandığımı düşünüyorum. Şu sıcak demire her vurdukça, Afrika'daki falanca ülkedeki öğretmenlerimizi düşünüyorum, okullarımızı tahayyül ediyorum, oradaki siyah incilerimizi düşlüyorum ve gerçekten de çok mutlu oluyorum. O gurbetteki kardeşlerimi düşündükçe, bu iş bana hafif geliyor; onlara faydalı olabilmek için, daha çok çalışmam gerektiğini anlıyorum. Onlardan aldığım mânevî güç ve hazla, hayata tutunmaya gayret ediyorum. İşte böyleyim!" diyor.

Gezi dönüşü, Amerika'dan gelen bu hocalara sorarlar: "Sizi, Türkiye'de en çok hangi olay etkiledi!" Bazıları şöyle cevap verir: "En çok etkilendiğimiz şey, o demirci vardı ya, işte odur. Adamın üstü başı siyahlar içinde; zor bir işte çalışıyor. Belli ki geçim sıkıntısı da var. Ancak o hâliyle, o zor şartlar içinde, Afrika'daki eğitimci arkadaşlarını ve talebelerini düşünüyor. Bu gibi özverili insanlar oldukça, bu güzel hareketin ve bu muhteşem ülkenin önü açıktır. Bunlar sâyesinde bu hizmetler çok daha büyüyecektir. O adam bizi gerçekten çok etkiledi. O daracık dükkânında, o zor şartlarda böyle ufuklu bir düşünceye nasıl sahip olabiliyor, hayret doğrusu! Eğer iş bu gibi kimselere kaldıysa, bunların başaramayacağı hiçbir şey olamaz…" Tabii ki biz ekliyoruz: Her şey Allah'ın izn ü inâyetiyle oluyor. Hepimiz birer küçük sebep ve vesileyiz. Herkes kendisine düşeni elbette ki yapacak; herkes, kendi konumunun hakkını tabii ki verecek. Esnafımız esnaflığını, varlıklı varlığını gösterecek, eğitimcilerimiz de hocalığını. Ve inşaallah bu sâyede, ufuklarımız daha aydın, günlerimiz daha bereketli, çalışmalarımız da kalıcı olacak. Bi-inâyetillâh bu akışın önünde hiçbir engel duramayacak. Kültürümüz, anlayışımız, sevgimiz, insanlığımız, eninde-sonunda gidip bütün insanlığa mâl olacak.

Devlet-kuşu gibi başımıza konan bu emânet, yüzyılın, belki âhirzamanın en son ve en kudsî lütfu ve emânetidir. İnsanlığın başka yerlerden hiçbir beklentisi kalmamıştır. Dünyayı gezip görenler bilirler. Şurasının burasının insanlığa vereceği ciddi bir şeyi yoktur. İnsanlık ülkemizi, sevgimizi, yüreğimizi beklemektedir. Bu büyük emânete bilerek ya da bilmeyerek düşmanlık yapanlar, neye düşmanlık yaptıklarını iyi düşünmelidirler. Bu güzellikler, kimbilir, hem bu ülkenin, hem de yeryüzünün son şansıdır. Bunun dışında yaşamaya değecek başka hiçbir sebep de yoktur. Aha geldik, aha gidiyoruz. Ezbere düşmanlıklarla birbirimizi kıymayalım.

Yakında, -bir vesileyle- genç bir esnafla görüşmüştüm. Bana, "Falanca Zât'ın başörtüsü hakkındaki fikrini beğenmiyorum" demesin mi! Dedim ki, "Lütfen bana bu konuda o Zât'ın nasıl bir düşüncesi varmış, yazılı bir şey gösterir misin? Hangi sözünü eleştiriyorsan, lütfen bana o sözü bulup, göster!" Allah'a yemin ederim, aradı-taradı, düşündü-taşındı, öyle olumsuz bir cümle bulamadı, gösteremedi. Çünkü öyle bir şey yoktu, hiçbir zaman olmadı, olamazdı. Peki bu tip insanlar, sanal ve ezbere konuşmaya, aslı astarı olmayan şeylerle bu güzel hakikatleri incitmeye nasıl cesaret edebiliyorlar! Kim, ne adına yönlendiriyor bunları böyle! Böyle bir davranış, Müslüman ahlâkıyla bağdaşır mı! Nerede kaldı gıybet, sû-i zan, tahkik edip de öylece konuşmak, nerede kaldı! Ömr-ü hayatını ilme-irfana adamış hizmet adamları, -en azından- senin kadar düşünemiyorlar mı bunu! Sen ki, şurada iki suntayı birleştirip derme çatma bir şeyler yapmaya çalışıyorken kalkıp, insanlığın en önemli ve en tesirli kişilerini ezbere karalıyorsun! Evet, böyleleri de var. Ama biz, bunlara da işin doğrusunu, inançla ve sabırla aktarmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki, her şeyin temelinde cehâlet var, bilmemek var, hatalı alışkanlıklar var, nefis var, düşünmemek var, sevgisizlik var… Rabbimizin izn ü inâyetiyle, hayırlı işlerin bütün muzır mânilerini aşacağımızı ümit ediyorum…

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi yaptığı işi beğenme bir münafıklık alâmetidir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri