| Anadolu'dan Nijer'e Ab-ı Hayat Kuyuları |
|
|
| Aksiyon | |
| 14.07.2008 | |
|
Bir yardım derneğinin toplantısından yeni ayrılmıştı. Saat 16.00 sularıydı İstanbul Şirinevler'de buluştuğumuzda. "Nijer'de durumlar nasıl?" diye sorduğumuzda önce durdu biraz. Sonra önündeki yemeğe baktı ve elindeki kaşığı masaya bıraktı. Bir bardak su içti. "Onlar bu bir bardak suya bile hasret." diyerek kalktı yemek masasından. Çehresi gibi sesi da hüzünlüydü: "Nijer tok karınla anlatılabilecek bir yer değil. Onların hissiyatı ancak açlıkla anlaşılır. Gel şimdi konuşalım." Çoğumuzun yerini dahi bilmediği Nijer'de yaşayan 30 Türk'ten biri Adnan Alkış. 2003 yılından bu yana Nijer'de faaliyet gösteren Türk okullarını yönetiyor. 2006'da gelen yöneticilik teklifine, eşinin şeker hastalığını ve yabancı lisan bilmemesini bahane etmeden "evet" der. Eşi ve çocuklarıyla Batı Afrika ülkesinin yolunu tutar. 3 çocuğu ile 2 yıldır Nijer'de ikamet ediyor. "Vazife teklif edilince, 1990'larda koşarcasına Orta Asya'ya giden arkadaşlarım geldi aklıma. Hep onlara imreniyordum. Düşünmeden kabul ettim. Nijer'e indiğimizde çocukluğumun geçtiği Karapınar'ın (Konya) kumlu yolları yine karşıma çıkmıştı. Sanki öz yurdumdaydım." BM'YE GÖRE DÜNYANIN EN FAKİR ÜLKESİ Kuzey Batı Afrika'daki Nijer, BM raporlarına göre dünyanın en fakir ülkesi. Dili, kültürü ve yönetim sistemi 1960'ta bağımsızlığını kazandığı Fransa'dan kopya. Fransızca kamu kurumları ve okullarda mecburi. Halk kendi arasında daha ziyade kabile dilleriyle anlaşıyor. 13 milyonluk nüfusun yüzde 95'i Müslüman, yüzde 3'ü ise Hıristiyan. Toprakları Türkiye'nin 1,5 katı; ama yüzde 88'i çöl. Tarım ve yaşam yüzölçümün yüzde 2'sine sıkışmış. Halkın yüzde 70'i açlık sınırında. Hayatlarını elektrik ve sudan mahrum genellikle toprak veya ağaç dallarından inşa edilen tek odalı evlerde sürdürüyorlar. En iyi yemekleri ise 'milet' adı verilen mısır köküne benzer bir bitki. Fakirliğine rağmen Afrika'nın en güvenilir ülkelerinden biri Nijer. Sıradan hırsızlıklara bile halkın tahammülü yok. Yüzde 20'lik orta kesim küçük esnaf ve memur ailelerinden oluşuyor. Yüzde 10'luk bölüm ise çok zengin. Başkent Niamey'in çoğu toprak sokaklarında Porche ve Ferrari gibi lüks arabalar görmek mümkün. OSMANLI'NIN NİJER ÇÖLLERİNDEKİ TÜRK KÖYÜ Dünyanın üçüncü büyük uranyum rezervine sahip Nijer'de, yakın zamana kadar madenleri sadece Fransızlar işletmiş. Son dönemde ise ABD ile Çin piyasaya girmiş. Avrupalı ülkeleri de açtıkları yüzlerce misyoner okulu ile varlıklarını gösteriyor ülkede. Tarihî bağlara rağmen Türkiye'nin Nijer'e girmede geç kaldığı görülüyor. Adnan Alkış, Osmanlı'nın başkent Niamey'in 700 kilometre kuzeyindeki Agadez şehrine temsilciler gönderdiğini, hatta o bölgede kurulan bir Türk köyünün bugün bile varlığını koruduğunu anlatıyor. Bu bölgedeki camilerde bugün bile Osmanlı sultanları adına cuma hutbeleri okunduğunu belirtiyor: "Ecdat, Nijer'in kuzey üst bölgelerine kadar gelebilmiş. Çölün ortasındaki Agadez şehrine gelen bu temsilci, oraya yerleşmiş. Halk onu daha sonra manevi önder olarak görmeye başlamış. O bölgede kurulan Türk köyü hâlâ varlığını sürdürüyor. Ellerinde şecereleri bulunan sultanlar bugün de itibar görüyor. Osmanlı'dan ötürü Türkiye'yi de biliyorlar." Osmanlı'nın ardından bu çöl ülkesine gelen Türk öğretmenler de sıcak karşılanmış. Diğer beyazlardan farklı olarak bu öğretmenlerin evlerini ziyaret etmeleri, kendilerine sarılmaları Nijerlileri mest etmiş. İtimadın bir göstergesi olarak başta cumhurbaşkanı olmak üzere birçok üst düzey yetkili çocuklarını Bedir Türk Okulları'na göndermiş. Millî Eğitim Bakanı her yerde Bedir Türk Okulları'nı örnek göstermiş. TÜRK OKULLARI MİSYONERLERİN ETKİSİNİ KIRIYOR 5 yıl gibi kısa sürede okulların sayısı 4'e, yurtların sayısı da biri kız diğeri erkek olmak üzere 2'ye yükselir. Ancak "ilk" okulun açılması hiç de kolay olmaz. Komşu Nijerya'daki Türk okullarında çalışan bir Türk öğretmen Nijer'de de okul açılabileceğini düşünür. Nijer'e geçerek önce Fransızca kursuna kaydolur. Bu sırada okul açabilmek için yerel girişimciler arar. Dil kursundaki Fransızca hocası ona destek olur. Bir yıl gibi kısa sürede ilk Türk okulu başkentte açılır. İlk yıl 40 öğrenciye eğitim verilir. Bugünlerde ise anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere toplam 4 okulda 635 öğrenci, 11'i Türk, toplam 70 öğretmen tarafından eğitiliyor. Okul ve yurtlar tam kapasite ile çalışıyor. Adnan Alkış, bu büyük ilgiyi iki hususa bağlıyor: "Birincisi biz onlar için çok güveniliriz. İkincisi ise Fransızcanın yanı sıra İngilizce, Türkçe ve Arapça öğretiyoruz. Öğrencilerimiz mezun olduğunda 4-5 dili konuşabiliyor. Bu ülke şartlarında çok önemli bir kazanç. Ancak mevcut binalarımız ihtiyaca cevap vermiyor. Daha fazla okula ihtiyaç var." Sadece başkent Niamey'de, aralarında yaklaşık bir asırdır hizmet verenler de dâhil 300 misyoner okulunun bulunduğu düşünüldüğünde Alkış'ın sözleri daha bir anlam kazanıyor. Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD, Kanada, İran ve değişik Arap ülkeleri de okul açmış Nijer'de. 70 yıldır faaliyet gösteren Fransız kız koleji mezunları devlette önemli mevkilere gelmiş. Nijerliler Bedir Okulları'nın açılmasını sevinçle karşılamış. Çocuklarını Avrupalı okullara vermek istemeyen bazı aileler, çocuklarının kaydını Türk okullarına aldırmış. Okulu incelemeye gelen bir üst düzey yetkili hissiyatını Adnan Alkış'a şöyle ifade etmiş: "Bize gelecek yüzlerce milyon dolar yardımdan ziyade ülkemize açtığınız Bedir Okulları daha evladır. İyi ki bu okulları açtınız." ÜÇÜNCÜ NESİL TÜRKLER NİAMEY KÜTÜĞÜNE KAYDOLUYOR Çöl ikliminden dolayı yer yer 55-60 dereceyi bulan sıcaklarda ders anlatmak güç olsa da Türk öğretmenler azimle vazifelerini sürdürüyor. Dersleri sıkı tutuyorlar. Bundan dolayı okullar hem ulusal hem de uluslararası yarışmalarda başarılı oluyor. Bu yıl ABD ve Rusya'daki olimpiyatlardan madalya ile dönen Türk Okulları ülkede günlerce takdirle konuşulmuş. Türk Okulları Genel Müdürü Alkış, fiziki ve manevi zorluklara rağmen Türk öğretmenlerin geri dönmeyi düşünmediğini aktarıyor. Hatta Nijer'de doğan çocuklarını bu ülke nüfusuna kaydettiriyorlar. Nijer-Türkiye arasında bir köprü vazifesi üstlenen Türk okulları sadece eğitimle de sınırlandırmamış faaliyetlerini. Türkiye'deki yardım kuruluşlarını bölgeye çeken okullar, Nijer halkı için kalıcı yardım projeleri yürütüyor. Okulların son dönemde giriştiği önemli projelerden biri de su kuyuları. 10 BİN DOLARA AÇILAN 60 YILLIK HÂSANE KUYULARI Susuzluk da eğitim gibi Nijerlilerin en büyük sorunlarından biri. Sadece içme değil, kullanma suyunda da ciddi sıkıntı yaşanıyor. Suyun değeri en iyi burada anlaşılıyor. Köylerde su imkânı olup olmadığı çocukların üst başlarından anlaşılıyor. Su bulunan köylerdeki hayvanların bile daha farklı olduğu görülüyor. Çoğu Nijerli her gün 10-15 litre su için yaklaşık 20 kilometre yol katediyor. Yolculuğun sonunda elde edilen su ise ya kirli gölet suyu veya yağmur birikintileri oluyor. Hayvanların da serinlemek için kullandığı bu suları evlerine taşıyan Nijerliler salgın hastalıklardan kurtulamıyor. Hastalık saçan sular ülkeyi çocuk ölümlerinde de ilk sıraya taşıyor. Aslında ülke yeraltı su kaynakları bakımından zengin; ama halkın bu suları yeryüzüne çıkarabilme imkânı yok. Acı tablo karşısında kayıtsız kalamayan Türk okulları ile Kimse Yok mu Derneği, ülkedeki susuzluğa bir nebze de olsa çare olabilmek için Mart ayında 'su kuyuları açma projesi' başlatır. Genel Müdür Adnan Alkış'ın talebi doğrultusunda bölgeye giderek jeolojik incelemelerde bulunan Kimse Yok mu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ferhan Merter başkanlığındaki ekip, çoğu bölgede 30-40 metre derinlikte suya ulaşıldığını tespit eder. Suyun yeryüzüne bu kadar yakın mesafede çıkması maliyeti düşürdüğü için ekibi sevindirir. 'BİZDE HER GÜN TSUNAMİ' Su kuyuları aç projesi hakkında bilgi veren Merter, Türk okullarının da desteği ile 3 ay gibi kısa bir sürede 35 ayrı beldeye açılan kuyularla suya kavuşturduklarını söylüyor. Yılsonuna kadar da 15 farklı bölgedeki kuyu çalışmalarını bitirmeyi hedeflediklerini belirtiyor. Elle kazılarak açılan bu kuyulara 'Keson kuyu' adı veriliyor. Teknik destek gerekmemesi ve kullanımın kolay olması nedeniyle halk genelde Keson kuyuları tercih ediyor. Zeminin kum olması kuyu açma süresini uzatıyor ama 2-3 ayda tamamlanıyor, 8-9 bin dolara mal oluyor. Bölgenin zeminine göre 25-40 metrede temiz suya ulaşılıyor. Sondaj tipi kuyular ise en az 20 bin dolara mal oluyor. Açılan kuyular en az 60 yıl ihtiyaca cevap verebiliyor. Türk ekipleri kuyu açmak için girdiği köylerde âdeta bayram coşkusuyla karşılanıyor. Kuyu için vurulan ilk kazmayla birlikte herkesin pürtelaş kendilerine şükran duygularını ifade etme yarışına girdiğini söylüyor Merter: "Kuyu için ilk kazma vurulduğunda Nijerliler sevinç gözyaşlarıyla bildikleri bütün duaları bir çırpıda bizim için okumaya başlıyor. İlk suyun çıkışı ve kovalara doldurularak evlere telaş içinde taşınması bizi de gözyaşlarına boğuyor. Kendinizi dünyanın en şanslı insanları olarak hissediyorsunuz. Su Kaynakları ve Çevre Bakanı Tassiou Aminou, "Tsunami Endonezya'yı bir kez vurdu, bizi her gün vuruyor." diyor. Gerçekten Nijerlilerin her gün felakette olduğunu, her gün aç, susuz olduğunu gözlerimle gördüm. Bu açıdan kuyular onlara için bir can hükmünde." Gelen yoğun talep karşısında daha fazla kuyunun açılması gerektiğini düşünen Türk yetkililer, Türkiye'de başlatılan yardım kampanyasına hız verdi. Bu kuruluşlara ek olarak Başbakanlığa bağlı TİKA ile İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve Deniz Feneri de Nijer'in farklı bölgelerinde su kuyuları açıyor. EVLENEMEYENLERE PARA, İŞSİZE MAKİNE YARDIMI Anadolu insanının desteğini arkasına alan Türk okulları Nijerlilere daha birçok alanda yardım elini uzatıyor. Gıda ve giyim yardımlarının yanı sıra sanatkâr işsizlere makine alınıyor, imkânsızlıktan dolayı evlenmeyen çiftlere de para yardımı yapılıyor. Engelli sandalyelerle de, eve kapanan Nijerliler yeniden topluma kazandırılıyor. Daha çok kalıcı ve gelecek vadeden projeleri 'balık vermek yerine balık tutmayı öğretme' deyimiyle açıklıyor Adnan Alkış. Türk okullarının 'yetim' hissiyatı içinde olan Nijer halkını yüreklendirmeye çalıştıklarını vurguluyor: "Biz uzun soluklu, ülkenin geleceği adına pozitif etkiler oluşturacak projelere ağırlık veriyoruz. Başta eğitim kurumları olmazsa olmazlardan. Çünkü cesareti kırılmış, ümidini yitirmiş kişilerin üzerine hiçbir şey eklemek mümkün olmuyor. Biz Nijerlilerin yere eğilen yüzlerini kaldırmaya çabalıyoruz." TUSKON NİJER'E UZANDI Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu da (TUSKON) Nijer'de aktif projeler yürütüyor. TUSKON'un başlattığı diyalog girişimleriyle 2 yıl içinde ciddi iş bağlantıları kurulur. Bakanlar seviyesinde ziyaretler ile karşılıklı imkânların masaya yatırıldığı toplantılar ticaret hacmini daha da artırır. Nijer'den bu sene TUSKON zirvesiyle Türkiye'ye gelen 22 iş adamından bağlantı kurmadan ülkeye geri dönen olmaz. Hatta hemen malını konteynırını yükleyip Nijer'e gönderir birkaç iş adamı. Türkiye'de gördükleri misafirperverlik ve ilgi karşısında gözyaşlarını tutamayanlar da olur. |
|
| Son Güncelleme ( 15.07.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









