| "Beni Gerekirse Bağlayarak Ameliyat Edin" |
|
|
| Abdullah Aymaz, Zaman | |
| 10.08.2008 | |
![]() Abdullah Aymaz "Afrika ülkelerinde yapılacak sağlık hizmetleri için bilhassa Türk okullarının bünyesinde teşkil edilecek revir ve poliklinikler için gerekli tıbbî malzemeler Türkiye'den kolayca temin edilebilir. Şöyle ki; ülkemizdeki doktorların muayenehanelerini hızla kapatıyor olmaları neticesinde çok sayıda hekimin ultrason cihazı, tansiyon aleti, (steteskop) dinleme aleti, EKG cihazı, otoskop (kulak, burun, boğaz için), oftalmoskop (göz için), santrifüj, mikroskop, sünnet setleri, küçük cerrahi setler, teraziler ve başka cihazlar hızla boşta kalmıştır. Bunların şu anda alıcısı da, ikinci el piyasası da yoktur. Yani depolarda çürüyecekler. Eğer bu aletler Türk okullarında açılacak revirlere konulacak olursa, bu revirler bilhassa Afrika ülkelerindeki birçok mahalli hastaneden, daha ileri seviyede ve donanımlı olacaktır. Yani böyle bir revire sahip olan okulların itibar ve prestijinin de çok çok artacağı da ortadadır." "Açılan bu revir veya polikliniklerine doktor teminine gelince, her ay veya on beş günde bir olmak üzere duruma göre, iki veya üç hekim gidecektir. Bunların branşları da ona göre uygun biçimde ayarlanacaktır. Böylece, şimdilik oralar bu usulle doktorsuz bırakılmayacaktır. Yani gönüllü hekimler bir planlama ile sırayla kendi mecburi mesailerini Türkiye'de aksatmadan sağlık hizmetleri için koşturmuş olacaklardır. Öncelikle öğretmen, öğrenci, veli, çevre ile muayene ve tedaviler yapılacak. Zaman zaman günübirlik bazı yerlere de gidilecektir. Her ay farklı doktorlar gidip gelirken, bu işlere sempati duyan hekimleri de ziyaret için yanlarına götürmeye çalışacak, onların da zamanla katılmaları için durumdan haberdar edeceklerdir. Bu isteklendirmeler, bu gönüllüler ordusunu durmadan büyütecektir, inşallah... İnanıyorum ki, zamanla bu doktorların içinde, adanmışlık ruhu iyice gelişecek ve oralarda daha uzun kalmalar, hatta hicret edip yerleşmeler dönemi başlayacaktır." "Artık bu dönemden sonra revir ve poliklinikler hastanelere dönüştürülebilir. Bütün bu güzel ve gönülden faaliyetler için oralarda okul açan şirket ve vakıflarla görüşülerek bilgi alınmalı ve tecrübelerinden bol bol faydalanılmalıdır. Böylece oralardaki resmi makamlarla görüşüp kurulacak sağlık şirketlerinin ve vakıfların, sözleşmeşlerine veya kuruluş yapılarına gerekli maddelerin konulması sağlanmalıdır. Bu mevzuda pek problem çıkacağını zannetmiyorum. Bütün bu işlerin güzelce organize edilmesi için aslında Afrika'nın durumuna göre İngilizce veya Fransızca bilen bir koordinatöre ihtiyaç var. Artık bunu sağlık hizmetleri gönüllüleri kendi aralarında düşünmelidirler." "Bu işler bizim dedelerimizden kalan boynumuza bir borçtur. Anadolu insanından bu fedakârlık beklenilmektedir. Mesela Nijerliler bir problemin çözüleceğine inanırlarsa "Bu problemin çözümü için bir Abdülaziz lâzım" diyorlar. Eğer hiç çözülemeyecek bir problemse o zaman "Bu problemi Abdülaziz de gelse çözemez!" diyorlar. Malum bu darb-ı mesel, Sultan Abdülaziz'in problem çözmek için gönderdiği adamıyla ilgili..." "Nijer'de dokuz on yaşlarındaki Hüseyin'in fıtığını ameliyat edecektik. Ama onbeş yaşından aşağı olanların belden anestezi yapılamadığı için, başka imkânımız olmadığından fıtık bölgesini iğne ile uyuşturarak lokal anestezi ile ameliyat planladık. Ancak ilaç yeterli olmamış ki, derisini neşterle keserken çocuk ağrı duydu. Biraz daha uyuşturucu yaptık ama yeterli olmadı. Hemen ameliyata devam etmeme kararı aldık. Kestiğimiz yeri tekrar dikip bırakacaktık. Bunu tercümanla Hüseyin'e söyledik. Tercüman, "Hüseyin masadan kalkmak istemiyor, 'Ben bir daha doktor bulup bulamayacağımı bilmiyorum. Masaya yatmışken bu şansımı kullanmak istiyorum. Türk doktorlara söyle, ben dayanırım. Gerekirse beni bağlasınlar' diyor." dedi. Bu ameliyatı göz yaşları ile tamamladık..." Gerisi, Hızîriyet'in temsilcilerine kalıyor...
İlgili Yazılar
|
|
| Son Güncelleme ( 13.08.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








