Kongo'da Beyaz Adamın da İyilik Yapabileceğini Gösterdik Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 22
Kötüİyi 
Serhat Şeftali, Zaman   
05.09.2008
İbrahim Tatar, 2005 yılında eğitim hizmetleri için Kongo'ya ilk gidenlerden. Her dört çocuktan bir tanesinin sıtmadan öldüğü, genel yaş ortalamasının 40 olduğu Kongo'da yaşadıklarını, İbrahim Tatar'ın kendi dilinden okuyalım..

Nevşehir Ürgüp 1971 doğumluyum. İlkokulu köyde okuduktan sonra, liseyi yatılı Mersin İHL'de okudum. Daha sonra Marmara İlahiyat Fakültesi'ni kazandım. 6 yıl kadar öğretmenlik yaptım. 3 çocuğum var. Şu an hayatımızı Kongo'da devam ettiriyoruz. 2005 yılında öğretmenlik yaparken Kongo sayfası açılmış oldu. Çok sürpriz oldu. İstanbul'da, çocukların okulları vardı. Kongo'daki eğitim hizmetleriyle ilgili bir durum söz konusu olunca istifa etmemiz gerekti. Kongo'ya giderken çok kolay olmadı. "Kongo neresidir, orada bir arkadaşımız var mı" dediğimizde ilk gidenlerin biz olduğunu öğrendik.

Daha işin başında duygu kısmıyla başladık. Çocuklar bizi uğurlamak için havaalanına gelmişti. Artık uçağa gitmemiz lazım, ama 3 çocuğum da ayrılmak istemiyorlardı. Havaalanına indiğiniz anda bir gariplik hissediyorsunuz. Pasaport kontrolüne geldiğimiz zaman uzun süreli vize almışız, herhalde uzun kalan yokmuş. Sorulan sorulara cevap vermek de mümkün olmadı. Allah'a el açıp dua etmekten başka çare kalmamıştı. Bu sırada bir beyaz görsem de yardım istesem diye bakıyorum. Bu sırada karşı kapıdan iki beyaz gördüm, onlara "Siz Türk müsünüz?" diye sormuşum. Onlar "evet" dediğinde büyük bir sevinç içindeydim.

Beyaz insana öfke var Kongo'da. Birçok defa gittiğimiz yerlerde, kaldığımız yerlerde öldürme işaretleri yapıyorlardı. Ama biz dövene elsiz, sövene dilsiz, onlara muhabbetle baktık. Bizlere taş atan insanlara gül atma hissiyle davrandık. Zamanla onların yerel dilleriyle güzel mukabelelerde bulunduk. Onlar da bizden bunları duyunca özür diliyorlardı. "Biz sizi başka insanlarla karıştırmışız." diyorlardı. Belçikalılar tarafından sömürülmüşler. Kongo'nun nüfusu 60 milyon. Yüzölçümü Türkiye'nin üç katı büyüklüğünde. Başta bakır, elmas madenleri olmak üzere dünyanın en büyük madenleri bu ülkede. Amazon ormanlarından sonra en büyük ormanlar bu ülkede.

İlk defa giden iki arkadaş olarak "Nasıl anlaşıyordunuz?" denebilir. Arkadaşımız daha öncede Afrika'da eğitim hizmetlerinde bulunduğu için Ramazan Bey İngilizce konuşuyor, Fransızcadan İngilizceye tercüme ediliyordu. Esasında bu insanların sözle, lafla ifade edilmesi gerekmeyebilir. Esas bu insanların davranışlarına bakmak lazım. Beyaz insandan insani anlamda çok iyi muamele görmediğinden bizim anlatacağımızdan çok davranışlarımızın etkili olacağını anladık.

Kongo'da Okuldan Sonra Hastane Açmak İstiyoruz

- Bize Fransızca dersi vermeye gelen arkadaşımızın anlattığı şey bizi çok duygulandırdı. Bir gün erkek, bir gün de kız çocuklarına yemek yediriyoruz. Ve günde bir defa. Yağmuru bol olduğu halde uzaklardan su taşıyorlar. Başkent Kinşasa'da bir hafta elektrik oluyor, bir hafta olmuyor.

- Bir Kurban Bayramı'nda hapishanedeki insanlara kurban eti gönderelim dediğimizde enteresan bir durum karşımıza çıktı. Buradaki mahkumlar demiş ki; "Biz kalabalığız ve sadece bir kaşık pilav yeriz. Günlük yediğimiz budur. Bizim alıştığımız bir sistemimiz var. Eğer siz her gün gönderebilecekseniz kabul edebiliriz. Bir defaya göndereceğiniz şeyi alamayız dediler ve geri iade ettiler."

- Kongo zıtlıklar diyarı. Çok fakir bir hayatın yanında çok lüks hayat yaşayanlar da var. Dünyanın en pahalı 5. başkenti Kongo'nun başkenti Kinşasa. Kişi başına düşen gelir 150 dolar.

- Okul açabilmek için önce bir dernek açmak gerekiyordu. Dernek açabilmek için bir avukat tutalım dedik. Avukatlar sadece kendileri için 10 bin dolar istediler. Tercümanlığımızı yapan popstar dediğimiz arkadaş 'Ben size avukat bulurum.' dedi. 10 yıl milli eğitim bakanlığı yapmış. Çocuğu Türkiye'ye gelmiş ve hukukta okumuş bir insan. Allah yardım ediyor. "Ben sizin derneğinizi iki-üç haftaya açarım, 300-400 dolar yeter." dedi.

- Burada bir hastane projemiz var. Bizim o insanlara yapabileceğimiz en güzel şey tam teşekküllü olmasa da bir sağlık merkezi kurmak.

- Kongo'yu 33 yıl yöneten diktatör Mobutu döneminde milli eğitim bakanlığı (1994'te bırakmış) yapan ve aynı zamanda avukat olan bu insanın kefil olmasıyla devlete ait bir okulu bize tahsis ettiler. Kendi okulumuzu yapmak için bir arsa verdiler. İnsanlar Türkiye'yi bilmiyorlar ve endişeleri vardı haklı olarak. Biz de onları Türkiye'ye davet ettik. 2005 yılında önemli bir heyet geldi ve birçok yeri gezdik. Okulları gördük. Hepsi memnuniyetle 'Size her yönüyle yardımcı olmaya hazırız. Biz bu modelleri orada da istiyoruz.' dediler. Kongo genelinde 8 milyon öğrenci var. Bunların çoğunda sıra, kapı, materyal yoktur.

- 2007'de 2 öğrenciyle eğitime başladık, 30 öğrencimiz oldu. 3'ü bekar 5 öğretmenimiz, 5 de yerel öğretmenimiz var. Hem yerel dil hem İngilizce, Fransızca eğitim veriyoruz ki, bu Kongo'da tek. Bir hayli öğrenci burslu okuyacak. Ciddi müracaat var.

- 2006-2007'de Kongolu işadamlarını TUSCON'un davetiyle Türkiye'ye getirdik. Hepsi hayranlıklar içinde ayrıldılar. Türk insanının misafirperverliğini gördüler. Kültürlerinde ikram yok. İkramı, misafirperverliği karşısında "Biz rüyada yaşıyoruz." dediler. Hepsi biletlerini ertelettiler, daha fazla kalabilmek adına.

- Türkiye'den gelen kurban yardımları, giyim ve nakdi yardımlarla buradaki fakir insanlara dağıtıyoruz. Beyaz insanın girişinin olamayacağı mahallelere kurban eti götürdüğümüzde o insanlar şunu dedi: "Biz ilk defa et yiyoruz. Etin tadının ne olduğunu bilmiyoruz."

- 2006 ilk Kurban'ında fakir insanların listesini almıştık. Oradaki emniyet güçleriyle birlikte gittiğimiz yerlerde bizi uzaktan görünce dans etmeye, sevinmeye başladılar. Oradaki her insan yaşlı insanlar bize tek tek dokunmak istiyorlar. Dokunmazsanız alınıyorlar. Çünkü beyaz insanın buraya geleceğini hiç düşünmüyorlardı. Beyaz insan söz verir, yapmaz düşüncesindelermiş. Yine bizim gelmeyeceğimizi düşünmüşler. Biz et dağıtmaktan çok o insanlarla kucaklaşmaktan, el sıkmaktan yorulduk.

Ellerini Sıktığımızda Yanlış Düşüncelerin de Silindiğini Gördük

Ramazan ayı gelmişti. Biz dedik, Ramazan adına, güzelliklerden istifade etme adına o güne kadar tanıştığımız arkadaşlarla buluşalım, iftar yapalım dedik. Bir lokantayla anlaşıp iftarlar vermeye başlamıştık. Nüfusun yüzde 80'i Hıristiyan. Tercümanımız vasıtasıyla gazeteci, sanatçı 15 kadar insanı çağırdık ama içeri gelmiyorlar. Müslümanlar hakkında kötü şeyler duymuşlar. 11 Eylül'den sonra Müslümanların terörist olduğu düşüncesindeler. Onların ellerini sıkıp, kucakladığımızda yanlış düşüncelerinin silindiğini hissettik. Müslüman'ın terörist, teröristin de Müslüman olamayacağını, İslam'ın emniyet ve güven dini olduğunu, Müslüman'ın elinden, dilinden bir zarar gelmeyeceğini dilimiz döndüğünce anlattık. Aynı masada, izzet ve ikramlarla yemek yemek, hayretler içerisinde seyrediyorlar. Orada beyaz adamla uçurum olduğunu gördük.

Ülkemizi, Ramazan'ı, insanımızı anlattık. Niçin geldiğimizi, eğitimin önemini anlattık. Hoşgörüyü, bizlerin renk körü olduğunu, siyah-beyaz ayırt etmediğini, Allah katında insanların bir olduğunu anlattık. Birbirimizi kucaklamamız gerektiğini söyledik.

Yol Bitti, İnekleri Kayıkla Geçireceğiz

Ülkenin farklı vilayetleri var, oralara da gidelim dedik. 'Buranın en fakir bölgesi neresidir?' diye sorduğumuzda, "Uçakla iki saat gitmeniz gerekir." dediler. Gittik ama kurbanlık hayvan yok. Taşıyacak araba yok. Arabaya benzin yok. İnsanların beklentileri var. Kurbanlık arıyoruz. 3 saat yürüyerek gittiğimiz yerden geceleyin ormanın içinde elimiz boş döndük. Ertesi gün dediler ki bir araba bulduk. Arabayla bir yere kadar gittik. Patika bitti. Karşımızda Kongo Nehri. Nehir çok tehlikeli. Akıntı fazla. Ağaçtan oyma kayıklar var. Yağmur altında nehirden karşıya geçtik ama çok zor oldu. Yürüyerek bir çiftliğe vardık. Kadın, ineklerinden iki tanesini satmaya razı oldu. Peki bunu nehirden nasıl geçireceğiz? İki ineği bir başka kayığa koyduk; ama inekler kayığı boynuzlayınca kayık parçalandı. İnekleri yüzdürerek kıyıya çıkardık.

Orada bir kabile reisiyle tanıştık. Size gelelim dedik. Ama kabileye de nehirden geçerek gidileceğini bilmiyorduk. Nasıl gideceğiz? "Tekneyle gideceğiz." dediler. Motorlu tekneyle tam 4 saat gittik. Kabileye ulaştık. Reis gelmeyeceğimizi düşünüyormuş. Bizi görünce bayram havası yaşandı. Muhabbetle karşıladılar. İlk defa beyaz adam intikal gelmiş. Dönerken evlerinde ne varsa, mısırı olan mısır, muzu olan muz tekneye getirdiler. Uzaklaşıncaya kadar bizleri uğurladılar.

Eğitim hizmetleri için ilk defa gidenlerin hikâyelerinin kendi seslerinden anlatıldığı Sıfır Merkez programını www.burcfm.com.tr adresinden dinleyebilirsiniz.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
havva  - SLM OLSUN SİZE VE YÜREĞİNİZE   |2008-09-11 08:35:26
Ben kongoya gidildiğini ayın üçünde öğrendim ve çok etkilendim hazır bir bilgisayar bulmuşken bu güzel olaya bir bakayım dedim şu an
inanılmaz bir duygu var içimde nasıl etkilendiğimi bir ben bir rabbim bilir ağlamayı gözde yaş görmeyi sevmem ama yazıyı okuyunca
ağlamamak için zor tuttum hiç et yememiş insan bir kaşık pilava talim olan mahkum sizlerin o çabası allahın izni ile bir gün bana da nasip
olur...oradaki halkın size dokunmak istemesin...
QQ  - Özür dilerim   |2008-09-06 01:19:13
Kırdımsa özürdilerim belki böyle bir sitede yayımlanan yazının başlığı Beyaz Adamın da İyilik Yapabileceğini Gördüler olabilirdi.
Bamtelime basılmış olunurdu ama iyi oldu yaa birkaç satır yazma imkânı doğdu cehlimden dolayı kusura bakmayın... Ama ilaç gibi geldi bana
da...
qq  - haa unutmadan   |2008-09-06 01:13:24
Yazıyı okumadan sadece başlığa istinaden yazıldı haa ki başlık ilkokuldan bu yana öğrenimlerime göre yazıyı en güzel betimleyen
kelimelerdir... Öz gibi yânii... Başlığın sonuna (!) işareti koymuş olsaydınız belki birtek satıra dâhi ihtiyaç duymazdım(!)
QQ  - Mühim olan   |2008-09-06 01:08:46
1- Gösteren siz değil Allahımdır...
2- Siz göstermediniz belki ve umulur ki görmüşlerdir...
3- Nasıl ki yaptımmm ettimmm eyledim tehlikeli
ise, yaptık ettik eyledik de aynı hatta daha zülumkâr ve tehlikelidir... ki yapan eden eyleyen yalnız Allahtır(C.C.)...
4-*Güzel işleri
lütfeyleyen yalnız Allahımdır(c.c.)... *Hiçkimse,hiçbirzaman,hiçbirşekilde bizzat Rabbımın lütfeyledip güzel eylediği işleri TEKELinde
göremez ve gösteremez, siz her ne...
ISIMSIZ  - evet   |2008-09-05 15:58:54
0 merkez dinledikce birseyleri farketiyorsunuz onceınde cok basit algılanabılınıyor yasanılan gercek hıkayelerın ıcınde olabılıyorsunuz
heran tavsıyeedılırım

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 08.09.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri