| Yiğit Evlatlarımızdan Hatıralar |
|
|
| Abdullah Aymaz, Zaman | |
| 08.09.2008 | |
![]() Abdullah Aymaz Yazın tenezzühe çıkılacaktır.. Hocaefendi düşüncelidir. Orta halli iki esnaf, sebebini sorarlar. O da "Bu kadar insan. Bunlar ne yer ne içer?" der. Onlar "Birilerinin desteği olursa, ne âlâ, olmazsa biz ne güne duruyoruz?... Ne kadar bir masraf olur?" derler. "50 bin civarında olur." deyince, "Tamam o yükü biz üzerimize alıyoruz." derler. Bunları dinleyen Ömür Bey hayret eder. Çünkü birkaç ay önce Kemeraltı Camii'nde bir cuma günü vaaz eden ve Kur'an kursları için yardım talep eden meşhur Harun Tüylü hocanın güzel konuşmasından sonra cami avlusuna serilen sergiye atılan paralara dikkat eden Ömür Bey hep elli kuruş, bir lira atıldığını görür. En çok veren iki buçuk lira vermiştir. Kendisi çıkarıp yirmi beş lira atmıştır. Sonuna kadar da bekleyip "O kadar veren olursa artırayım, herkesten çok ben vermiş olayım." diyerek serginin kenarında durmuştur. Ama onu geçen olmamıştır. O zaman çok bir şey verdim, düşüncesine karşılık, şimdi ise elli bin lirayı üzerlerine alan bu fedâkâr insanların tavırları kendisine çok tesir etmiştir. Öğrenciliğimiz sırasında Ömür Bey'le İkiçeşmelik civarında bir müddet aynı evde kaldık. Fakat mahallenin çocukları hemen kapımızın önünde top oynuyor, çok gürültü yapıyorlardı. Çok rahatsız oluyorduk. Bir haftalık İzmir dışına çıkmıştım. Evimize geldim, bu sefer dışarıdan aynı yaramazlardan "Ya cemîlü yâ Allâh..." diye tesbihat sesleri duymaya başladım. Sokağa çıkınca "Selamün aleyküm ağabey!..." sözlerini işittim. "Allah, Allah bunlara ne oldu böyle?" dedim. Sonra öğrendim ki bizim Ömür arkadaşımız bunları eve davet etmiş, onlara yemekler yapmış, çaylar içirmiş, sohbetler etmiş, gönüllerini kazanmış, biraz âdâb ve terbiye öğretmiş... Birisinden bahsederken bir seferinde gözyaşlarına hâkim olamadı. "Fakir bir aile çocuğu idi. Yaz tatillerinde ormanda tomruk ve sâir işlerde çalışıp harçlık biriktirirdi. Arkadaşları ile kaldığı evde kahvaltı yaparken bir gün zeytinleri yarım yarım yediğini, diğer yiyeceklerden de çok az aldığını fark ettim. Sebebini araştırınca, eve tam katkıda bulunamadığı için 'Yarım katkı yapıyorum, herkes gibi yiyip içmem.' diye öyle yapıyormuş!" dedi. Bu örnek, bu ihlâslı fakir genç okulu bitirince bir arkadaşı için, hâli ve vakti yerinde bir esnafın kızını istemeye gider. Kızın babası "Hayır olmaz; çünkü kızımı ben sana vermek istiyorum." der. Çünkü senelerdir onun samimiyetini ve fedakârlıklarını görmekte ve takdir etmektedir. Sonunda kayınpederin dediği olur. İşte böyle yiğitlerimizin gizli kalmış bazı hatıralarını unutulmaması için zaman zaman yazma ihtiyacını hissediyorum.. |
|
| Son Güncelleme ( 08.09.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








