05:27:40

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Ana Sayfa arrow Haberler arrow 2008 Haberleri arrow Bir Atlının Moğolistan Seferi
Bir Atlının Moğolistan Seferi Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 15
Kötüİyi 
Zaman Gençlik   
21.09.2008
Adem Tatlı
Adem Tatlı
'Onun adını Âdem koydular, Âdem yani insan. Soyadı gibiydi, tatlı, müşfik, merhametli. Hayatı Anadolu'nun hikâyesi ama bu coğrafyanın kendisiyle sınırlı olmayan ufkunu temsil eden bir hikâye…'

20. yüzyılda Reşat Nuri'nin Çalıkuşu'su Feride, Anadolu için gurbete bakışı ve fedakârlıklarıyla örnek öğretmendi. Sevdikleri ve inandıkları uğruna gurbeti vatan yapan, fedakârlıklarıyla hesapsız, çıkarsız, riyasız hizmeti temsil eden yeni nesil öğretmenler ise teknoloji çağında destanlar yazıyor. Anadolu'dan dünyanın dört bir tarafına dağılan idealist eğitimcileri, dünya artık daha yakından tanıyor ve seviyor. Çünkü onlar, gittikleri coğrafyaları vatan bilip hayatlarını ortaya koyuyor. Sonunda da bu ülkelerde son nefeslerini veriyor. Modern çağ şehitleri, bir damla olarak düştükleri gurbet topraklarında sonsuzluk iklimine ab-ı hayat oluyor. Tanzanya çölünde Erkan Çağıl, Moğolistan bozkırında Âdem Tatlı, doğdukları topraklardan binlerce kilometre uzakta yattıkları mezarlardan günümüz öğretmenlerine 'Gök her yerde aynı gök, toprak her yerde aynı toprak. İnsanı birbirinden ne ayırır?' sorusunu yöneltiyor.

Niyazi Sanlı'nın projelendirdiği Eğitim Şehitleri-1 kitabı 'Sonsuza Açılan Yol-Âdem Tatlı' ismiyle raflardaki yerini aldı. Ufuk Çizgisi Yayınları'ndan çıkan kitabın önsözü, M. Fethullah Gülen ve Prof. Naci Bostancı tarafından kaleme alınmış. Kitabın yazarı olarak uygun görülen Âdem Çağıl ismi ise müstear. Tanzanya'da vefat eden Erkan Çağıl ve Moğolistan'da ebedi uykusuna dalan Âdem Tatlı'nın isimleri birleştirilerek oluşturulmuş. Dünya genelinde 40 civarında eğitim şehidi bulunuyor. Eğitim Şehitleri serisi, bundan sonraki her kitapta bir kahramanın destanını sevenleriyle buluşturacak. Şehit öğretmenlerin yer alacağı diğer kitapların yazar isimlerinde de müstear adlar kullanılacak. Bu hayırlı projeyi gerçekleştiren Niyazi Sanlı, Romanya, Tanzanya, Arnavutluk ve Moğolistan gibi çeşitli ülkelere ziyaretler yaparak eğitim şehitlerinin yaşadığı mekânlardan, arkadaşları ve dostlarından bilgi aldı. “Bu ziyaretlerde hizmeti yeniden öğrendim.” diyen Sanlı da daha önce yurtdışında görev yapmış bir eğitimci. Ölümü hiçe sayarak giden 'önden giden atlılar'ın tarihinin artık yazılması gerektiğini düşünüyor.

Âdem'in hikâyesi, Moğolistan'ın asfalt yolu bile olmayan Darhan şehrinde başlar. Sovyet devletinin dağılmasıyla Orta Asya topraklarına yapılan ilk göçteki 'önden giden atlılar'dandır. 2 milyon insan ve 35 milyon hayvanın bulunduğu Moğolistan'ın en zor döneminde, yıkılmış bir ülke ve toplumun çorak ikliminde kardelen misali açar. Ülkedeki ilk Türk okulunun çok zorlu müdürlük vazifesini üstlenen Âdem öğretmen, ilk zamanlar okula önyargıyla yaklaşan Moğol yetkililerin güven ve sevgisini kısa sürede kazanır. Okulun yakaladığı başarılar üzerine komünistlerin baskısı kalkar ve diğer Türk okullarının açılması bunu takip eder. Bir sonraki görev yeri Ulanbatur'daki okul ve ardından ülkedeki okulların genel müdürlük görevi olur. O ve arkadaşlarının sevgileri Türklerin ana yurdu Orta Asya bozkırlarını yeni bir anayurda çevirir. Öğrencilerini ve ailelerini daha yakından tanımak ve iyi ilişkiler kurmak için ev ziyaretleri yapan Âdem Bey'in tavrı, Moğolistan'da görülmemiş bir şeydir ve herkesin sevgisini kazanır.

Kız tarafının görmediği damat

Öğrencilik, öğretmenlik, Moğolistan derken evlenmeye vakit bulamayan Âdem Bey, hem kendisine yoldaşlık edip hayat yükünü paylaşacak hem de kız öğrencilere ablalık edecek bir eş fikrine sıcak bakar. Türkiye'ye döndüğünde tanıdıkları aracılığıyla bahsedilen Aysel Hanım'la Çorum'da görüşür. Aysel Hanım'a, hizmete adanan hayatına yoldaş aradığından bahseder. Moğolistan'a dönmek için acele eden Âdem Bey, evliliği de bir hafta içinde gerçekleştirmek ister. 'Gelsin görüşelim' diyen Aysel Hanım'ın ailesine gitmeye vakti yoktur. İstanbul'daki ağabeyiyle görüşür. Ancak Aysel Hanım'ın yakınlarına kendini kısa sürede sevdirir. Aysel Hanım, Âdem Bey konusunda ailesini ikna edince ağabey dışında hiç kimsenin görmediği bir damat vardır artık.

Benim sigortam Allah!

Âdem öğretmenin sınavları bitmez. Doğum sırasında vefat eden ilk iki çocuklarını, Moğolistan topraklarına uğurlar Âdem ve Aysel Tatlı… Evlerinde üç parça battaniyenin bir parçasını yatak, bir parçasını yorgan, birini de yastık olarak kullanırlar. Uzun süre Türkiye'yi ziyaret edemeyen fedakâr çift, Aysel Hanım'ın ciddi rahatsızlığı üzerine yurda döner. Yoğun tedaviye rağmen üçüncü çocuklarını da toprağa vermek zorunda kalırlar. Âdem Bey, Amerika'da vatan hasretiyle yaşayan zatı ziyaret eder ve ondan aldığı bir hurma vesilesiyle dördüncü çocukları Ömer Faruk dünyaya gelir. Hizmet işleriyle öyle meşguldür ki çok sevdiği annesinin cenazesine dahi gelemez. Dünyada bir dikili ağacı yoktur. Akrabaları 'O kadar uzaklara gidiyorsun bari birikim yapabiliyor musun?' diye sorduklarında 'Merak etmeyin. Benim sigortam Allah!' cevabını veriyordu.

Annesinin vefatından sonra gözleri daha çok yaşarır, hayatını çalışma ve hizmet üzerine kuran Âdem öğretmenin. Ciddiyetle latifenin, akıllı olmakla naifliğin iç içe geçtiği bir kişiliğe sahiptir. Cömerttir; bir dönem Moğolistan'da maddi sıkıntı olunca öğretmenlerin maaşlarını ödemek için Türkiye'deki evini satıp okulların ihtiyaçları için harcar. Bir defasında eşi Aysel Hanım'la ölüm üzerine konuşurken, ellerine sarılır; “Eğer burada ölecek olursam, sakın ha beni götürmeye kalkmayın, sadece dirimle değil ölümle de buraya ait olmak için geldim. Bizde bir inanç için çıkılan yolda geri dönmek olmaz.” der.

Başkent Ulanbatur'a 30, Tonyukuk Abidesi'ne 10 kilometre uzaklıkta uçsuz bucaksız bozkırda bugün bir yamaçta bulunan bir mezar vardır. Naci Bostancı'nın tabiriyle bir ok gibi Moğolistan'a düşen, eski çağların tarihiyle geleceği kucaklayan bir köprü olmak için bu topraklara gelen bir yiğidin mezarıdır orada duran.

'Şimdi o çocuklar büyüsün, boy atsın diye gittiği topraklarda, bozkırın bir sessiz köşesinde ebedi uykusunda… Sessizce, her şey derin uykusundayken, hayal meyal bir yükselti olan o mezara yaklaşacak, eliniz toprağın serinliğinde Fatiha okuyacaksınız… Her nefs elbette ölümü tadacaktır. Fakat ölümü güzel kılan, hayatı ve ölümü yaradan Allah'a şükranla yönelmemizi sağlayan bir aşk uğruna ölümdür.'

Son Güncelleme ( 22.09.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri