| Tasmanya'dan Haberler |
|
|
| Abdullah Aymaz, Zaman | |
| 28.09.2008 | |
![]() Abdullah Aymaz Eğitim gönüllülerinden birkaç öğretmen Melburne üzerinden Tasmanya'ya gidiyorlar. Havaalanına indiklerinde Aydın-Antalya havası letâfetinde güzel bir iklimle karşılaşıyorlar. Bir otele yerleştikten sonra, bir taksi kiralayıp bir cami bulmak için yola koyuluyorlar. Tarifler onları şehrin en yüksek mevkiinde bulunan bir mabede götürüyor. Çoğu Hintli Müslümanlardan oluşan bir cemaatle namaz kılıyorlar. Hiç kimseyi tanımadıkları için içlerine bir gariplik çöküyor. Biraz sonra Talha Bey'in omuzuna bir el dokunuyor ve ona elin sahibi, "Siz Türk müsünüz?" diyor. Gözleri parlayan Talha Bey, "Evet... Peki siz kimsiniz?" diyor. O da "Ben Kerkük Türk'üyüm." diyerek hemen onları evlerine davet ediyor. Eczacı olan Kerküklü Talat Bey, yirmi civarındaki Kerküklü aileye davet ederek Avustralya'dan Tasmanya'ya gelen Türk konuklarını tanıtıyor, sonra da "Allah'ın işine bakın bir-iki gün önce çok şiddetli bir rüzgâr hemen evimin yanındaki kocaman ağacı üzerimize yıktı, bakın evimizin bir tarafını çökertti. Ama biz şu kenarda namazda olduğumuz için elhamdülillah can kaybımız olmadı. Demek ki sizler gelecekmişsiniz, sizlerle görüşecekmişiz!." diyor. Öğretmenlerimize yemek ve çay ikram ediyorlar. Bizimkiler bir ara bir sıkıntıyı fark edip Bir şey mi var?" diye soruyorlar. Ev sahibi diyor ki "Bizde konuk varken bir yere gidilmez ama, camide haftada bir cuma namazı kılınıyordu. Biz Bengladeşli âmâ bir hocayı her akşam evinden alıp camiye getiriyor ve yatsıyı cemaatle kılıyoruz. Acaba siz konuklarımıza karşı ayıp olur mu yine öyle yapsak?" diyor. Onlar da "Ne demek, hep beraber gidelim." diyorlar. Talat Bey'in oğlu tıp fakültesinde okuyan Ömer'le beraber câmiye gidiyorlar. Yatsı namazından sonra âdetleri üzere Dr. Ömer bir hadis-i şerif okuyor. Bizim Talha Bey de "Tûba lil gurebâ!." hadisini okuyarak "Allah rızası için ta buralara Güney Kutbu'nun içinde insan yaşayan en son büyük kara parçası Tasmanya'ya gelmiş, İslamiyet'i yaşayan gurbetlerde Müslüman garipler olarak buralarda bulunuyorsunuz. Sizlere müjdeler olsun!." meâlinde yorumlar yapıyor. Hepsi de gözyaşları içinde dikkatle kendisini dinliyorlar. Zaman Gazetesi'nin Avustralya baskısının Tasmanya'da tek bir Türk abonesi varmış. Telefonla onu arıyorlar. Hisli bir konuşmadan sonra yanlarına gelen Manavgatlı Hasan Güzel Bey, öğretmenlerimize sahip çıkıyor. Onları alıp çoğu dönercilik yapan iş sahibi yüz elli civarındaki Türk ile tanıştırıyor. Sohbet sırasında çocukların ve gençlerin durumu ele alınıyor. "İtalyanlar, Yunanlılar kendi çocukları için kurslar, kültür merkezleri kurmuşlar. Biz niçin aynı şekilde gayret göstermeyelim?.." deniliyor. Hatta onların kursları ve merkezleri geziliyor. Milli ve manevî değerlerimizin öğretilmesi ve öz cevherlerimiz evlatlarımıza sahip çıkılması için kararlar alınıyor. Sonra Sidney'deki Türk okullarına davet ediliyor. Bir müddet sonra onlar da Tasmanya'dan Avustralya'ya geziye geliyorlar... 16 tane olan Türk kolejlerinden bazılarını ziyaret edebilen ziyaretçiler, eğitime hayran kalıyor. Tasmanya'da da çocuklarına sahip çıkmak için kollarını sıvıyorlar... |
|
| Son Güncelleme ( 28.09.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








