Fethullah Gülen'in Amerika'da kalıcı oturum izniyle ilgili bazı gazetelerde gündeme getirilen iddiaları, avukatı Ronald Klasko cevaplandırdı.
Samanyolu Haber'e açıklamalarda bulunan Klasko, Gülen'in vatandaşlık için herhangi bir başvurusunun söz konusu olmadığını, dava sonunda sadece kalıcı oturum izni aldığına dikkat çekti. Dava sürecinde Türkiye'den kararı etkilemeye yönelik baskı ve yanlış bilgiler gelmiş olabileceğini söyleyen Klasko, mahkemenin bunları ciddiye almadığını ifade etti.
Dinlerarası diyalog ve eğitim çalışmalarıyla bütün dünyanın ilgisine çeken ve düşünceleri dünyanın önde gelen üniversitelerinde masaya yatırılan Fethullah Gülen kısa bir süre önce sağlık problemleri sebebiyle kaldığı Amerika’da oturum izni aldı. Ancak Türkiye'de bazı medya organları hem mahkeme sürecini hem de mahkemenin aldığı kararı çarpıtarak vermeyi tercih etti.
Gülen ve mahkeme süreciyle ilgili iddiaları avukatı Ronald Klasko, Samanyolu Haber'e anlattı. İddia edildiği gibi Gülen'in hiçbir zaman vatandaşlık için başvurmadığını anlatan Klasko, mahkemenin verdiği kararla Gülen'e sadece oturum izin verildiğini söyledi:
Sayın Gülen, Amerika'da vatandaşlık değil, kalıcı oturma izni elde etti. Kendisi bana vatandaşlık statüsü hakkında herhangi bir şey sormuş bile değil, bununla ilgilenip ilgilenmediğine dair elimde bir bilgi yok. Bizim yapmaya çalıştığımız ve kendisi için elde ettiğimiz hak oturma izniydi. Amerikan vatandaşı olmak çok farklı birşeydir ki, bu gündeme bile gelmedi.
Ronald Klasko, eğitim çalışmalarına verdiği destek ve fikirleriyle dünyanın önde gelen entellektüeli seçilen Gülen'in bu özelliklerinin oturum izni almasındaki en büyük etken olduğuna dikkat çekti.
Sayın Gülen, olağanüstü yetenek kategorisi altında, hali hazırda mevcut olan en yüksek kategoride bu izni aldı. Biz, bütün dünyadan pek çok insan için bu tür vakaları çok yaptık ve bunların hepsini de başarıyla yaptık ve bunlardan elimize yüzlercesi geldi. Ve sayın Gülen, bu yüzlerce kişi arasından bunun için en yüksek niteliklere sahip olanıydı. Ve nihayetinde de federal hakim, sayın Gülen'in olağanüstü yetenek vasfını karşıladığı görüşünü çok güçlü bir şekilde savundu. Ve eğer olağanüstü yetenek vasfını karşılıyorsanız, kalıcı oturma izni alabilmek için gerekli temel gerekliliğe sahipsiniz demektir.
Gülen'in avukatı dava sürecinde Türkiye'den bazı çevrelerin mahkemeyi etkilemek için baskı yapmaya çalışmış olabileceğini ancak mahkemenin bunları ciddiye almadığını vurguladı.
Dava sırasında hükümet, bazı iddialar öne sürdü. Bu bilgiler Türkiye'den gelmiş de olabilir gelmemiş de. Onların bilgileri nereden edindiklerini kesinlikle bilmiyorum. Ama benim görüşüme göre, bunu savunmak için herhangi bir delilleri yoktu ve Amerikan sisteminde delil olmadan bir şeyi söylemek hiçbir anlama gelmiyor. Hakim bunlara herhangi bir önem atfetmiş gibi görünmüyor. Bu mahkemenin kararını etkilememiştir ve öyle görünüyor ki mahkeme de buna hiç ağırlık vermemiştir.
Gülen'in avukat, dava sonunda mahkemenin verdiği kararın Amerikan yargı sistemine olan güveni de ortaya koyduğuna dikkat çekti.
Bizde bir denge sistemi vardır. Eğer sizin istemediğiniz bir şeyi yapan bir birim varsa o zaman başka bir birime başvurabilirsiniz. O yüzden şayet Amerikan göçmenlik bürosu sayın Gülen'in kalıcı oturma iznine sahip olmasını sağlayacak niteliklere sahip olduğunu düşünmüyorsa mahkeme sistemine başvurma şansınız var. Amerika'daki hakim de, bizim, sayın Gülen'in kesinlikle kalıcı oturma izni alma vasıflarına sahip biri olduğu yönündeki önerimizle aynı kararı verdi.
Ronald Klasko, dava sürecinde zaman zaman biraraya geldiği Gülen'den etkilendiğini de söyledi.
Sanırım beni en çok etkileyen şey onun mütevazılığı oldu. Öyle davranıyordu ki onunla tanışmak benim için büyük bir onurken sanki kendisi benimle tanışmaktan dolayı onur duymuştu. Ayrıca bir avukat olarak, müvekkilinizin yaptığı ya da öğrettiği her şeye inanmak zorunda değilsiniz. Ama öğrettiği ya da savunduğu şeyler gerçekten çok olumlu şeylerse bunun hiç kuşkusuz size yararı dokunur. Benim bunu hissetmem de, onun güçlü bir savunucusu olmam da bana çok yardımcı oldu.