| Abant Ailesinin Acı Kaybı: Gündüz Aktan |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 21.11.2008 | |
![]() Hüseyin Gülerce Son derece kibar, nazik, entelektüel bir diplomattı. Ülkesi için sancı çeken, güçlü bir Türkiye özlemi duyan insandı. Akil bir adamdı. Fikirleri "devletçi" çizgideydi, ancak sivil toplumun çabalarını da çok önemsiyordu. Kendi çizgisinde ısrarlı ama diyalogdan yanaydı. Farklılıklara rağmen çözüm için bir araya gelmenin adresi olan Abant Toplantıları'nın müdavimlerindendi. Abant ailesinin bir üyesiydi. Oturumların en hararetli, hatta çıkmaza girdiği anlarda izahları, ikna gücü ve makul teklifleri ile düğümü çözer, tansiyonu düşürür, havayı yumuşatır, yolu açardı. Özellikle sonuç bildirilerinin hazırlanması sırasında diplomatlığını konuştururdu. Abant'ın, çıtayı yükselten metinlere imza atmasına yardımcı olurdu. Zaman zaman bulunduğu çevrenin etkisiyle sertleştiği oluyordu. Onu kaybettikten sonra daha iyi anlıyorum ki, farklı kulvardaki dostları olarak bizler onunla daha sık görüşebilirdik. Çünkü bu ülkede diyalogdan hoşlanmayan, aydınlarımızın ortak çözüm arayışlarını kendi hâkimiyetleri için tehlike gören çevreler var. Ezber bozan adımlar, bir araya gelişler onları rahatsız ediyor. Bu diyalogları bozmak için bir yığın iftira, karalama ve niyet okumayla kafa karıştırıyorlar.Rahmetli Aktan'ın, yurtdışındaki diyalog ve eğitim faaliyetlerine de önem verdiğini ve desteklediğini biliyorum. Japonya'da büyükelçi iken Türk Kültür Merkezi'nin açılışına gitmiş, orada açılan Türkçe kurslarına büyükelçilikteki Japon personelin katılımını sağlamıştı. Yurtdışındaki Türk okulları için yazdığı satırlar, onun âhireti için de bir belge olur inşallah. O satırları vefatının ardından okuyucularımla da paylaşmak istiyorum: "Tokyo'daki okulun açılışını ben yaptım. Türkiye'nin dışında, Türklerin açtığı okulların bulunması ülkemiz için çok olumlu bir gelişmedir. Genelde devletler böyle okulları açamazlar, açmaya kalkarlarsa öteki devletler bunu engeller. Bu okulları açan kesimin mütedeyyin kesim olduğunu biliyoruz. Türkiye'de laiklik sorunu çözülemediği için bu durum ülke içinde tartışma konusu oluyor. Ben bugüne kadar, bu okulların Türkiye'ye bir zararı olduğunu görmedim. Yararını gördük mü? Evet gördük. Okulların açıldığı ülkelerde elit yönetici çocukları bu okullara gidiyor. Ayrıca uluslararası arenada bu okulların yarışmalarda iyi dereceler aldıklarını, hatta şampiyon olduklarını gördüm. Bunun anlamı, bu okullarda iyi eğitim verildiğidir. Yüksek teknoloji ile donatılmış, başarılı bir eğitim. Bunun yanında, oradaki eğitimin arka planında elbette ki bir Türk kültürü vardır. Açık bir şekilde karşıya aktarmasanız bile, hoca-talebe ilişkilerinde görünmeyen yollarla da olsa kültür aktarımı olur. Bir öğrenci hocasını sevdiği zaman temsil ettiği kültüre de belli bir sempati duyar. Bu okulların faaliyet gösterdiği ülkelerde genç kuşaklar Türkçe öğreniyorlar. Bu durum Türkiye'ye, küreselleşen dünyada büyük bir avantaj sağlar. Yarın devlet yönetme, şirket yönetme konumunda olacak bir kuşağın Türkiye ile o en yumuşak, en alıcı olduğu yaşta ilişki kurması çok önemlidir. Bu açılardan diyebilirim ki, bu okulların işlevi çok önemlidir ve bu işlev devlet eliyle gerçekleştirilemez. Benim Japonya'daki tecrübem şu ki; oraya gelip öğretmenlik yapan gençler, öncelikle çok az para alıyorlar. Hatta ben zaman zaman 'bunlar karınlarını doyuruyorlar mı?' diye düşünüyordum. Ortada çok açık bir fedakârlık var. Eğer bu fedakârlığı onlara veren İslam diniyse, kendilerini böyle ifade ediyorlarsa buna kimsenin itirazı olamaz. Dile kolay 500 okul. Yabancı coğrafyalarda, Türkiye ile uzun yıllar savaşmış ülkelerde bu okulları açabilmek, her şeyden önce diplomatik maharet ister. Bunun yayılması lazım..." (Barış Köprüleri, Dünyaya Açılan Türk Okulları, Ufuk Kitap, sayfa 149) Kendisine Allah'tan rahmet, başta eşi ve evlatları olmak üzere bütün yakınlarına ve MHP camiasına başsağlığı diliyorum. |
|
| Son Güncelleme ( 21.11.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








