11:46:29

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Misyon Öğretmeni Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 47
Kötüİyi 
Mehmet Nur Karageçi, Sızıntı, Aralık 2008   
16.12.2008
Mehmet Nur KarageçiFerdin his, düşünce ve davranışlarında gelişme ve iyileşme hâsıl etmeye mâtuf süreçlerin tamamı eğitim olarak tarif edilebilir. Üçlü sacayağı (aile, okul ve öğretmen) üzerinde cereyan eden eğitim faaliyetlerinde rehberliğin ve öğretmenliğin yeri, insanda bir hayat boyu tesirli olacak izler bırakacağı için çok önemlidir. Öğretmenin çocuk üzerindeki tesiri anne, baba ve toplumunkinden kat kat fazladır. Çünkü öğretmen hakikî insanlığın tohumlarını eken bir bahçıvan, karşılaşılan problemleri çözmede yardımcı olan tecrübeli bir rehber, dolayısıyla cemiyete ideal insan olma ufkunu gösteren bir mürşittir, öyle de olmak durumundadır.

Öğretmen, ilmin haysiyetini taşıyan, hâdiselerin hikmetli yanını görebilen bir ruhtur. Onun vazifesi müfredatın darlığına ve okulun duvarları arasına sıkıştırılamaz. O, muhataplarını Hak ve hakikatle tanıştıran, onlara varlık ve hâdiseleri doğru anlama ve yorumlama, potansiyel insandan hakiki (kâmil) insana yükselme yollarını gösteren, hadîsin ifadesiyle, birer madene benzeyen fıtratları cevhere dönüştüren bir kimyagerdir. Bu mânâda muallimini bulmuş bir toplum, hakiki kemalâta yükselme yolunda önemli mesafe kat etmiş demektir. Milletimiz bu şuur ve idrake sahip nesillerin kurduğu müesseseler sayesinde, büyük tefekkür ve san'at insanları yetiştirmiştir. Mâhir san'atkârlar hükmündeki muallimler sayesinde Anadolu'da Selçuklu ve Osmanlı gibi medeniyetler kurulmuştur.

Hayatla benliğimiz arasına köprü kuran öğretmen, geçeceği yol engellerle dolu olsa bile buna tahammül eden, gönülleri elindeki sevgi meşalesinin etrafında toplamayı bilen, ayırıcı değil birleştirici, yıkıcı değil yapıcı olan kendini aşmış örnek bir insandır. Son asrın yetiştirdiği hakikî münevver ve mütefekkirlerden Nurettin Topçu, Türkiye'nin Maarif Davası adlı eserinde öğretmenleri ruh dünyamızın mimarları olarak tavsif eder. Ona göre öğretmen, bizim ruh yapımızın san'atkârıdır. Böyle olunca da ondaki sakatlıkların, eksikliklerin ve çürümüşlüklerin hepsinden mesuldür. Eğer bir toplumda, çocuklar birbirlerini yumrukluyor, her biri birer baba olan büyükler rüşvet alıyorsa; eğer fazilet, tarih kitaplarında bir efsane olarak kalmış ve ancak en büyük lokmayı kazanmayı bilen insan tebcil ediliyorsa; mazlumların gözyaşını kurulayan bulunmadığı hâlde zalimler alkışlanıyorsa; eğitim müesseseleri insanlığı tutup kaldıracak yerde, dostları birbirine düşman yapacak bir karakter kazanmışsa; eğer çocuklar, büyüklerden daha kurnaz, yaşlılarsa ümitsiz hâle gelmişlerse, orada öğretmen vazifesini yapmamış demektir. Bir millet, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin netice vermesi, ancak ilmin ve adanmışlığın timsali öğretmenlerle mümkün olur.

Çocuklarımız öğretmenlerin ellerindedir. Dolayısıyla eğitimciler onların azim ve iradelerini bilemeli, ruhlarındaki insanî değerlere karşı bir farkındalık geliştirmelerine öncülük etmelidirler. Madde-mânâ bütünlüğünü koruyan öğretmen, genç nesilleri duygu, düşünce ve iradeleriyle hayata hazırlayandır. Bütün tarihimiz boyunca, öğretmenin değerinin bilindiği devirlerde medeniyet ve ahlâkın zirvelerine tırmanmış, ona itibar edilmeyen devirlerde ise ciddi buhranlar yaşamışızdır.

Taşıdığı ağır mesuliyetin şuurunda olan bir öğretmen, dâima gönüllere girme azmiyle yanıp tutuşur ve kendini ülkesinin geleceğine adar. O, yaşama hırsını değil, yaşatma azmini seslendirir ve bu konuda sonraki nesillere güzel örnek olur. Zihni günlük hâdiseler tarafından işgal edilmiş, ruh dünyası kısır boğuşmaların alçaltıcı baskısı altında ezilmiş bir gence hakiki insana ait duyguları aşılayacak olan öğretmendir. Hangi zaman ve mekânı idrak etmiş olursa olsun, iyi bir öğretmenin rehberliğinde yetişen bir talebe, asrının çıldırtan kirliliğiyle mücadele etmeyi bilecek ve bütün olumsuzluklara göğüs gerebilecektir. Dolayısıyla, bir öğretmen, kendisine emanet edilen nesli ruh terbiyesiyle yetiştirdiğinde, vazifesini yapmış olacaktır.

M. Fethullah Gülen Hocaefendi: "Bugün yolların ayrımında, kendi evlâtlarını ya insanlığa yükseltme veya insan azmanı olmaya terk etme mevkiinde bulunanlar, nasıl Kaf Dağı'ndan ağır bir sorumluluk yüklendiklerini düşünerek, yıllar yılı ihmallerin meydana getirdiği ciddî çürümelere karşı; daha sağlam, daha tutarlı tedavi yolları bulma mecburiyetindedirler. Yoksa bugüne kadar, çeşitli erozyonlarla, elli bin defa varlığının en kıymetli cevherlerini meçhul denizlere kaptırmış bahtsız nesiller, bütün bütün üreticiliğini kaybederek tamamen verimsizleşecek ve bir daha da kendi özleriyle varlığa eremeyecek, geçmişteki ihtişamlarına ulaşamayacaklardır." ikazıyla muhtemel bir tehlikeye tercüman olmaktadır. Bu yüzden, gelecek nesillerin mimarı olan öğretmen, onlara sevgiyi sevip, düşmanlığa düşman olma hassasiyetini kazandırma adına durmadan çalışmalıdır.

 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri