Mü'minin Teslimiyet Anlayışı Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
05.05.2004

Kader, mü'mini yürüyeceği yoldan alıkoyan bir husus olmaktan daha çok hakkımızda yapılan ilâhî takdirden ibarettir. Bu çerçevede bize düşen, ona inanmak ve teslim olmaktır. Bu inanç ve teslimiyet içinde, meselâ, Hz. Osman, Hz. Ali ve İskilipli Atıf Hoca, başlarına geleceği bilmelerine rağmen, varacakları hedefe tam bir tevekkülle ve fütursuzca yürümüşlerdir.

Hz. Osman, âsîler tarafından muhasara altına alındığında, Asiler kendisine su bile vermediler. Sinesinden yediği hançerle kanının, okumakta olduğu Kurân'ın 'Onlara karşı Allah sana yeter' ayetinin üzerine damlayacağı günün sabahında o hulasa olarak şöyle diyordu:

'Bu gece rüyamda Efendimiz'i (sav) gördüm. Bana, 'Osman, seni susuz mu bıraktılar?', 'Evet yâ Rasûlallah' dedim. Bana bir kova su getirdi; kanıncaya kadar içtim ve şu anda kanımda, hala içtiğim suyun dolaştığını hissediyor gibiyim. Sonra bana, 'Osman, seni muhasara mı ettiler?' dedi. 'Evet, yâ Rasûlallah' cevabını verdim. Allah Rasûlü (sav), o arada turfanda hurma istedi. Yanında Ebû Bekir ve Ömer vardı. Bana, 'Yâ Osman, bizimle mi iftar etmek istersin, yoksa aile efradınla mı?' diye sordu. 'Sizinle, yâ Rasûlallah' dedim.'

Akşama çıkmadan şehit olacağını bilen Hz. Osman, hiç bir zaaf eseri göstermeden, tam bir teslimiyet ve tevekkül içinde başına gelecekleri inşirah içinde karşılayıvermişti.

Hz. Ali, mihrapta yiyeceği hançerle şehâdet şerbetini içeceği sabah namazına çıkarken, etrafında dolaşan tavukları kovalayan çocuklarına, 'Bırakın, onlar babanızın yasını tutuyorlar' dediği nakledilir.

Ve Atıf Hoca. Tahirü'l-Mevlevî anlatıyor:

'Hoca, sabah namazını kıldı ve yastığının altından müdafaanamesini çıkartıp, parça parça etti. 'Hoca, müdafaa yapmaktan vaz mı geçtin?' dedim. 'Efendimiz'i (sav) rüyamda gördüm. Bana, 'Atıf, ne oluyor? Nedir bu müdafaa sevdan? Bize gelmek istemiyor musun?' dedi. Artık, bu müdafaaya gerek yok' cevabını verdi.

Hz. Osman, Hz. Ali ve Atıf Hoca Efendi'nin durumu, binlerce misalden sadece birkaçı.. Evet, sonunda ölüm de olsa, mü'minin kadere olan inanç ve teslimiyeti işte budur. Bu inanç, tevekkül ve teslimiyet değil midir ki, kuvvet dengesi her bakımdan aleyhimize olmasına rağmen, Çanakkale önlerinde İngilizleri Allah'ın izniyle yüz geri etmişizdir. Hâsılı, bu seviyede bir inanç ve teslimiyete ulaşmak hülyâmızdır, rüyamızdır. İnşâallah, en kâmil manada onu elde ederiz.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 20.11.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâşuka ait emârelerin şafağına uyanan âşıklar, dudaklarında kıpkızıl kan, sînelerinde alev alev bir tûfan, kendilerini bir ateş çemberi içinde bulurlar. Bir daha da bu zevkli cehennemden dışarı çıkmak istemezler.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri