Hafız Sadi Kayhan Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
fgulen.com   
04.09.2001

1953 yılında Kurşunlu Medresesine gittim. Hocaefendi de orada talebeydi. Tanışmamız burada oldu. Ancak o devrelerde Medreseler bakımsızdı. Talebeyi himaye eden hamiyet sahibi insan çok azdı. Onun için bizim medresede patatesten başka yemek pişmezdi. Her oda yemeğini kendi pişirir ve yemek pişirme nöbetle yapılırdı. Ancak Hocaefendi'nin odasında yemekleri hep o yapardı. Yanındakilere, "ben sizin ananızım" derdi. Her yemekten evvel iştahımı kabartır ve "Size öyle bir yemek yaptım ki parmağınızı ısıracaksınız" derdi. Biz de bugün başka bir yemek yiyeceğiz zannederdik. Halbuki yine önümüze patates yemeği gelirdi. Ancak Hocaefendi her defasında patatesin başka bir türlü yemeğini yapardı.

Kendi işini daima kendisi yapardı. Onu bir iş gördürmek için başkasına iş buyururken görmedi. Elinden geldiğince başkalarının işini görmeyi severdi ve severek yardımda bulunurdu.

Halkın kanaatine mal olmuş bazı yanlış düşünceleri hiç çekinmeden tenkit ederdi. Bu mevzuda pervasızdı. Bilhassa, mübalağalı anlatımların hep karşısında olmuştur.

Halkın sevdiği ve okuyup dinlediği bazı kıssalar vardı. O bu kıssaların birer uydurma olduğunu söyler ve karşı çıkardı. Biz onun bu tür davranışlarını o gün için yadırgardık. Halbuki aradan seneler geçtikten sonra onun ne kadar haklı olduğunu anladık.

İlmin izzetini muhafazada onun kadar hassas davrananı hatırlamıyorum. O günlerde bir cenaze olduğunda bizi götürürler, hatim okuturlar ve cebimize üç beş kuruş harçlık koyarlardı. Biz böyle bir günü dört gözle beklerdik. Çoğumuz itibariyle fakirdik, paraya ihtiyacımız vardı. Fakat Hocaefendi ne kadar ihtiyaç sahibi de olsa böyle yerlere gitmezdi. Hatta gidenlere de mani olmaya çalışırdı. Bu esnada kavgaya varan münakaşaları dahi olmuştur.

Çok temiz giyinirdi. Kendi eşyasını başkasına kullandırmazdı. Hatta üzerine oturduğu bir postu vardı. Bazen arkadaşlar ona oturmak isterdi. Hocaefendi latife yollu, "arkadaş, ben kolay kolay, kimseye post kaptırmam" der ve postuna kimseyi oturtmazdı.

Eşyayla münasebeti çok derindendi. Bizi hiç ilgilendirmeyen şeylerle o çok yakından ilgilenirdi. Yeni gördüğü bir şey olursa muhakkak bütün tafsilatıyla onu öğrenmeye çalışırdı. İnsanları tanımada da hassa davranırdı. Bir arkadaşımızın ziyaretçisi gelse, onun kimliği hakkında muhakkak malumat edinirdi. Tabii ki bir daha da o şahsı unutmazdı. Biz onun bu huyuna hayret ederdik. Araştırmacı bir ruha sahipti, diyebilirim.

O bizim medresemizin maddi manevi çekip çevireni durumundaydı. Bu mevzuda kimse onunla boy ölçüşmeye kalkmazdı. Hepimiz bu durumu kabullenmiştik. Bize kendisinin katiyyen böyle bir zorlaması yoktu. Ancak onda bir heybet vardı ki yanında bulunan herkese bu tesir eder ve ona karşı saygı duyardı. Haksızlığa tahammülü yoktu. Bu haksızlık kim tarafından yapılırsa yapılsın muhakkak ona karşı bir tavır koyar ve bizleri de böyle davranmaya teşvik ederdi.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
hasret  - BEN SİZİN ANANIZIM HA:)   |2008-03-20 13:25:32
Çok hoş yaa zaten belli GÜL HOCAM evreni bir anne şefkatiyle
kucaklıyor.Çok hoşuma gitti bu tabir bayıldım açıkçası...

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Rabbimizin Bizden İsteği

Seyredin

Peygamber Efendimizin Müjdeleri

Seyredin

Rakip Değil Kardeşsin!..

Dinleyin

Şeffaf Hareket ve Anlatmaktan Bıkmamak

Dinleyin

Menemen Vaazı - 1976

İndirin

Altın Nesil Konferansı

İndirin

Hz. Muhammed (sav), küfrün, vahşetin aleyhine bir celâdet ve belâgat kılıcı olarak ortaya çıkma, dört bir yanda avaz avaz hakikati ilân etme ve insanlığa gerçek var oluş yollarını göstermede eşi-menendi olmayan bir Zât’tır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri