09:49:36

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Ana Sayfa arrow Köşe Yazıları arrow 2009 Köşe Yazıları arrow Fethullah Gülen ve Kilise Tartışması Üzerine Tavsiyelerim
Fethullah Gülen ve Kilise Tartışması Üzerine Tavsiyelerim Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 8
Kötüİyi 
22.05.2009

Erkam Tufan Aytav
Erkam Tufan Aytav
Geçenlerde Akşam Gazetesi yazarı Nagehan Alçı aynı konuda iki yazı kaleme aldı. İki yazısı da oldukça ilginçti. Sayın Alçı ilk yazısında Fethullah Gülen'in Almanya'da bir kiliseye yardımda bulunduğunu iddia ediyordu.

Sayın Gülen'in avukatları bu yazı üzerine 'böyle bir yardımın söz konusu olmadığını' basın açıklaması ile duyurdu.

Bunun üzerine ikinci yazıyı kaleme alan yazar, konuyu tekrar araştırdığını, bu iddiasının doğru olmadığını, haber kaynağının kendisini yanıtlığını yazdı. Hatayı kabul etmenin erdem olduğunu da yazısında ifade etti. Dürüst bir gazetecilik örneği gösterdi.

Yazısında konuya açıklık da getirdi. Almanya'daki haber kaynağının 'bir Türk din adamı yardım etti' bilgisi üzerine, olsa olsa bu din adamı Fethullah Gülen olabilir diye düşündüğünü yazdı.

Sayın Alçı Müslüman bir din adamanın bu jestini ne güzel bir örnek diye düşünmüş ve hemen kaleme almış. Bilgi yanlış olmak ile birlikte yaklaşım bence yerinde.

Buraya kadar bir problem yok. Problem bundan sonra başlıyor.

Problem bu yazı üzerine gelen tepkilerde. Toplumumuzun bazı kesimlerinin konuya yaklaşımlarında.

Tepkileri iki kategoride ele almamız mümkün.

Birinci kategori 'nasıl böyle bir şey yazarsın Sayın Gülen böyle bir şey kesinlikle yapmaz' diyenler. Bu bağlamda Sayın Alçı'ya pek çok tepki gelmiş.

Ne Müslümanlığını bırakmışlar, ne ajanlığını. Aile köklerine kadar inmişler. En hafifinden 'Fethullah hocaya da kiliseye yardımda bulundurdun ya helal olsun sana' diye dalgaya alanlar da olmuş.

Bu tarz tepkileri Sayın Gülen'i 'savunmaya yönelik' tepkiler kategorisinde ele alabiliriz. Bu tür tepki verenleri Gülen'in misyon ve felsefesini tam anlayamamış kişilerden oluşmuş, harekete sempati ile bakan bir kitle olarak tanımlamak mümkün.

Bu kesime tavsiyem Sayın Gülen'in kitaplarını daha bir dikkatli okumaları.

Gelelim ikinci kategoriye.

Bunlar da Sayın Gülen'i dinler arası diyalog çalışmalarını tenkit eden, bu haberi ganimet bilip 'evet Sayın Gülen kiliseye mutlaka yardım etmiştir, yakışır' diyenler. Bu kitle için bu haber sorgulanmadan hemen kabul edilmesi gereken bir haberdir. Çünkü yüklenmek için ele iyi bir fırsat geçmiştir. Hem din adamı hem kiliseye yardım ha!

Bu kesimi de ikiye ayırmak mümkün. Bir kısmı dini hassasiyetleri olan kesim, bir kısmı da ulusalcı olarak tanımladığımız bir çevre. Bu iki kesim dinlerarası diyalog konuda benzer bir duruş sergilerler. Birbirlerinin ekranlarında boy gösterirler. Ancak her iki kesimin de niyetleri ve amaçları farklıdır.

İslami hassasiyetleri olan kesimin İslami kaygılardan dolayı konuya sıcak bakmadıklarını hüsnü zan ederek burada ifade etmek isterim.

İslami hassasiyetleri olan bir haber sitesi 'kiliseye en büyük yardım Gülen'den' manşetini atmış. Haber doğrumudur değil midir sorgulamadan mal bulmuş mağribi gibi konuyu manşetine taşımış. Yorumlarda da Sayın Gülen'e hakarete varan ifadelere yer vermiş.

Bu yaklaşımın ne basın etiğine, ne İslam ahlakına uyduğunu bilmem söylememe gerek var mı? Böyle bir yardımın olmadığını Sayın Gülen'in avukatları ve Akşam gazetesi yazarı yazdıktan sonra sitede bu güne kadar bir özür de yayınlanmadı. Bu da ayrı bir mesele.

Maalesef dinlerarası diyalogu henüz hazmedememiş veya anlamakta zorlanan böyle bir kitle ülkemizde mevcut..

Başka dinler ve kültürler ile diyalog kurmak her şeyden önce kendinden ve inancından emin olmayı gerektirir. Bu hem insani hem de İslami bir davranış biçimidir.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman'ın ifadesi ile gayrı Müslimler ile ilişki üç şekilde olur. Ya diyalog kuracaksınız kendinizi anlatacak muhatabınızın kafasındaki ön yargıları ve istifhamları sileceksiniz, ya hiçbir şekilde diyalog kurmayacaksınız ki bu günümüz dünyasında artık mümkün değildir, ya da savaşacaksınız.

Öyle ise seçilecek yok bellidir. Diyalog kurmak, kendinden ve inançlarından emin, İslam'ı en iyi temsil eder şekilde küresel dünyada var olmak. Kafalardaki İslam hakkındaki kötü imajı silmek.

Bu kesime tavsiyem İslam tarihini daha iyi okumaları, dinlerarası diyalogun İslami olduğu kadar insani bir gayret olduğunu anlamaya çalışmalarıdır. Mümin kardeşlerine karşı da hüsnü zanna memur olduklarını da unutmamalarıdır.

Gelelim dinlerarası diyalogun en onulmaz karşıtlarına. Yani ulusalcılara.

Bir ara Cumhuriyet gazetesinde dinlerarası diyalog yapıyor diye Sayın Gülen hakkında gizli kardinal olduğu bile iddia edilmişti.

Yıllarca bu millete İslam'ı anlatıyor, ülkeyi dindarlaştırıyor diyenler bu sefer de Fethullah Gülen dinlerarası diyalog üzerinden misyonerlik yapıyor, gizli gizli insanımızı Hıristiyanlaştırıyor ve buna zemin hazırlıyor demeye başladılar.

Nasıl pes değil mi? Hayır pes yetmez belki daha ötesi.

Tabii Sayın Gülen o gün kendisine özgü nezaketi çerçevesinde bu iddiaları cevap sadedinde; "Benim Müslüman olduğuma herkes şahit ve bugün ülkede bazılarınca Müslümanlığım sorgulanıyor. Hayatımın 60 yıllık en açık gerçeğine rağmen, böyle bir iddiada bulunmanın veya bunu ciddiye almanın ne ile bağdaşabileceğini temiz vicdanlara havale ediyorum" demişti.

Peki kardeşim dinlerarası diyalog ile insanımızın Hıristiyanlaştırıldığını iddia ediyorsunuz madem, bırakın da İslam'ı gürül gürül anlatalım. Anlatalım ki Hıristiyan olmasın bu millet.

- Hayır, ona da müsaade etmem! İslam'ı anlatanı da fişlerim. Ben armudu dişerim sapını da gümüşlerim.

Ne diyeyim kardeşim ben şimdi bu ulusalcılara.

İşte böyle bir ruh haleti ile karşı karşıyayız.

Kiliseye yardım iddiası sonrası yapılan tenkitler bana bunları yazmaya mecbur etti.

Yazıyı burada bitirecektim ama şimdi sorarsınız herkese bir tavsiyede bulundun peki bu ulusalcılara ne tavsiye edeceksin?

El cevap, en yakın psikiyatri kliniğine gitmelerini.

Son Güncelleme ( 22.05.2009 )
 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri