| Kur'an Nasıl Okunmalı? |
|
|
| 12.06.2009 | |
|
Üstad, 'Pekâlâ, bu gece de Kur'an-ı Kerim'i doğrudan doğruya Resûl-i Ekrem'in (sallallahu aleyhi ve sellem) huzurunda okuyor gibi oku!' emrini verir. Talebe "Kendisine Kur'ân nazil olan Zât'ın huzurundayım, doğru okumalıyım" düşüncesiyle o gece Kur'an'ı daha dikkatli tilavet eder. Ertesi gün üstadına Kur'an-ı Kerim'in ancak dörtte birini okuyabildiğini belirtir. Üstadı talebesindeki terakkiyi görünce, bir mürşidin müridinin dersini arttırması gibi, 'Bugün o emin melek, Cibril'in Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem)'e tebliğ ettiği anda dinliyor gibi oku!' der. Talebe ertesi gün, 'Vallâhi üstadım, bugün ancak bir sûre okuyabildim.' der. Üstad son adımı atar: 'Evlâdım! Şimdi de onu, Mevlâ-yı Müteal'in huzurunda okuyor gibi oku! Düşün ki, okuduğunu Allah (cc) dinliyor, senin için indirdiği kelamını senin ile mukâbele ediyor.' Talebesi ertesi gün ağlayarak üstadının karşısına gelir: 'Üstadım, "Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Errahmanirrahim. Mâliki yevmi'd-dîn" dedim. Ama "İyyake na'büdü" demeye bir türlü dilim varmadı. Çünkü "Sadece Sana kulluk yaparım" diyeceğim; diyeceğim ama ben o kadar çok şeye kulluk yapıyorum ve o kadar çok şey karşısında eğiliyorum ki, O'nun karşımda hazır ve nazır olduğunu mülahazaya alınca 'iyyake na'büdü'yü aşamadım.' der." Hâfız Münâvi, bu gencin fazla yaşamadığını bir-iki gün sonra vefat ettiğini kaydeder. Onu bu seviyeye getiren o bilge ve mânâ eri üstad, gencin mezarının başında onun ahvalini müşahede ederken, delikanlı hocasının duyabileceği bir sesle, "Üstadım, ben hayyim (hayattayım). Hayy u Kayyûm olan Sultanlar Sultanı'nın huzuruna vardım ve hiç hesap görmedim." diye konuşur. |
|
| Son Güncelleme ( 12.06.2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




