Bir Kısım Kimseler, Ordumuzu Bilerek Karalamaya Çalışıyor Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
14.06.2009

Fethullah GülenAslında bu konuda konuşmayı düşünmüyordum. Ancak siz sorduğunuz için birkaç şey söyleyeyim. Bu olay, belli bir hissiyatın dışarıya vurmuş şeklidir. Bu Genelkurmay'ın falan dairesinin sesidir soluğudur, oradaki kararlardır, genel hissiyatın dışarıya vurmasıdır, tercümesidir gibi düşüncelere girmiyorum.

Buna benzer şeyler gerek bir kısım medya tarafından, gerekse derin devlet taraftarları tarafından defalarca gündeme getirildi. Haziran 1999'daki kaset fırtınası buna bir örnektir.

Bazı kesimler tarafından, "bitirme" mülahazasına matuf olarak açık ya da kapalı belki otuz defa planlar yapıldı. Aslında, bunların hepsi "yok"u bitirme hareketleridir. Ülkemizin menfaatlerine ve milletimizin istikbaline ters ne var ki, ona yönelik bitirme planı yapılsın. Cumhuriyete ters, millete ters ne var ki onu bitireceksin.

Bu türlü şeyler ilk değildir; hep olmuştur ve olacaktır. Ancak, bir davaya gönül vermiş Allah'a inanmış, sa'ye sarılmış, hikmete ram olmuş, gerçek yolunu bulmuş bir insan için bence bunlar tereddüde sevk edici, şaşırtıcı şeyler olmamalı. Yani yol doğruysa, yoldakiler milletimiz, toplumumuz, şahıslarımız ve bütün insanlık adına yolun her menzilinde durup insanî ve evrensel değerler açısından, kültürümüz açısından yapılanları test ediyorlar ve "doğru" diyorlarsa sağdan soldan gelen lakırtılara kulak asmadan doğru bildikleri yoldan yürümelidirler.

Maruz kalınan haksızlıkları herhangi bir müesseseye mal etmek doğru değildir. Milletin gözbebeği olan bir müessesenin kredisine dokunan her şey bize de dokunur. Bazı kimselerin hatalarından dolayı bir müessesenin tamamını suçlamak doğru olmaz. O ordu, İstanbul surları dibindeki ordu.. O ordu, Çanakkale'de düşmanla göğüs göğüse savaşan ordu.. O ordu, Misak-ı Milli sınırlarını belirleyen ordu.. O ordu, milli mücadele veren ordudur.. Ve o ordu, gelecek adına da çok şeyler vaat etmektedir. Gönlüm arzu ediyor ki inşallah böyle bir şey yoktur ve olmasın. Kim bilir, belki de düşünceleri kirli bir kısım kimseler yaptıkları çirkinlikleri o müessese üzerinden yaparak, ordumuzu karalamaya ve halkın nazarından düşürmeye çalışmaktadırlar. Ben meseleye böyle bakıyorum ve gönlüm şiddetle arzu ediyor ki, işin aslı da böyle olsun.

Bu harekette benim çok dahlim yok. Buna rağmen falanla filanla alakalı "F tipi" gibi şeylere "lakırtı" deyip geçeceğim. Çünkü bu meselenin benimle alâkası yoktur. Bu millet kurtuluş mücadelesinde nasıl bir seferberlik ilan etmişse, bugün de fakirlik, cehalet ve iftirak gibi düşmanlara karşı aynı mücadeleyi vermektedir. Millet fertlerini aynı hizmet çizgisinde bir araya getiren en önemli sâik yapılan işlerin makuliyetidir.

BU İNSANLAR KARINCAYA BİLE BASMAZLAR

Gönüllüler Hareketi'nin temsilcilerinin silah edinmek şöyle dursun yanlarında iğne bile taşımamaya azm ü cezm ü kastettiklerini o iftiraları atanlar da biliyorlar. Onlar da biliyorlar ki, sevgiye kilitlenmiş bu insanlar karıncaya bile basmazlar. Şuraya yolun üzerine dökülmüş tırtıllar vardı. O yolu sardıklarında benim o yolda nasıl yürüdüğümü arkadaşlarım biliyorlar. İkaz ettim sağımda solumda yürüyen arkadaşları. 10 gün yaşama hakları var o tırtılların. Aman basmayın, dedim. Şayet onlar basılmış, çiğnenmiş ise üzüntümü bildirdim onlara. Bir karınca bir çukura düşmüşse onu çıkarmak için yarım saat uğraştığımı biliyorum. Allah onu yaratmış, yaşama hakkı var onun. Şimdi bu mantığı, bu felsefeyi paylaşan insanların kimseye bugün de bir iğnenin ucuyla dokunacağı ihtimalini vermiyorum.

Karalamak için ne yapsınlar, içlerinde inanan insanlara 'dinci' deyip, karalama şeklinde bir kinleri ve nefretleri var. Ve bu arada belki bazıları istemeden bu oyunlara alet oluyorlar. Harekete geçiyorlar. Olumsuz bazı şeyler, yapıyorlar. Fakat bütün bunları tamim ederek, bence genel tavrımızdan, karakterimizden fedakârlıkta bulunarak bunlara sözle bile mukabele etmemek gerekir. Ben yaptıkları kötülüklerden dolayı, kötülük mülahazası varsa kötülük niyetiyle yapıyorlarsa, din düşmanlığı varsa, bunlar da Allah'ın huzurunda zor durumda kalırlar. Mahkeme-i Kübra'da Ma'dele-i Ulya'da onları o durumda, perişan halde görünce ben üzülürüm şahsen. Hak iddia etme meselesi değil. Çok kötülük yapan insanlar hakkında bile burada aklımın köşesinden geçse de dilim hiçbir zaman bunu telaffuz etmedi. O odaya girince "Hayır Ya Rabbi, onun bu küçük şeyinden dolayı ben cehennemi ona reva göremem." dedim. Bizim genel karakterimiz budur. Ben bunları söylerken, sizin hissiyatınıza dünyanın dört bir yanında binde birini tanımadığım o arkadaşların hissiyatlarına tercüman oluyorum. Yurtlarını yuvalarını terk eden, bazen eşlerinden ayrılıp giden o fedakâr kahramanların, geleceği bir yönüyle kendi kültürleri üzerine ikame etmeyi düşünen, o kültür miraslarını dünyanın dört bir yanına taşıyan o insanların hissiyatlarına tercüman olduğumu düşündüğüm için söylüyorum.

IŞIK EVLERİ SÖZÜNÜ DE ÇARPITTILAR

Çok eski yıllarda, üç beş talebe, kaldıkları yurttan atılınca kendilerine bir ev tuttular. Ben de o gençlerin nezih hanelerine o dönemde bir ayet-i kerimeden işaretle "ışık ev" dedim. Fakat bazıları o sözü de çarpıttılar. O kötü niyetli insanların iddia ettiği manada 'ışık evler'den bahsetmek kat'iyen doğru değildir. Adanmış ruhları falan filan servisler ya da falan filan ülkeler ile irtibatlı gösteren kimseler de Gönüllüler Hareketi'nin bu millete ait ve bağımsız olduğunu çok iyi biliyorlar; fakat iftira ve çamur atmayı hedeflerine ulaştırıcı bir vesile kabul ediyorlar.

1999 Haziran'ında montajlı kasetlerle televizyon ve medya kuruluşlarında bir 'karalama kampanyası' başlatılmıştı. O kasetlerin hepsi montajlanmıştı. Mesela; onlardan birinde 'Halk Partisi kâfirdir diyemezsiniz!..' dediğim halde, bu cümlenin 'diyemezsiniz' kısmı kesilmiş ve geri kalanı televizyonlarda tekrar tekrar gösterilmişti.

BU MİLLERİN EVLADI KENDİ MÜESSESELERİNE SIZMAZ

Şunları yıllarca vaaz kürsülerinde bu millete söylemiş insanım ben. Bu ülkenin insanı neden sadece Kur'an kursuna, imam hatibe yöneliyor? Değişik mektepler yok mu? İlahiyat açıldığında neden sadece ilahiyata inhisar ediyorsunuz? Neden tıp, fizik, kimya okumuyorsunuz? Niye buraya yönlendirmiyorsunuz? Çocuklarınızı neden buralara, mülkiyeye, askeriyeye, emniyete yönlendirmiyorsunuz? Bu ülke bizim ülkemiz. Ben bu ülkenin insanıyım. Bugünkü insanlar, şurada burada caka yapan insanlar belki şu sıkıntıları hiç yaşamamıştır. İftihar adına söylemiyorum şunu; benim atalarım dedelerim Rus harbinde Ruslara, Bulgar Harbi'nde Edirne'de Bulgarlara karşı savaşmış insanlar. Ben hep o savaşları dinleye dinleye büyüdüm. Ama kendileri onun zerresini görmemiştir. Bu açıdan çok rahatlıkla söyledim bunu. Bir insan kendi ülkesinde, ülkesine ait değişik birimlere sızmaz ki. Sızma yabancılara aittir. Yani gâvur olur bir insan, bilmem ne olur demeyeceğim onlara; kimseyi de karalamayacağım ben. Onlar bu milletten olmadığı için bu milletin kaderine hâkim olmak için sızarlar. Bir ülkenin kendi evladı, kendi müesseselerine sızmaz. Girme onun hakkıdır. Bugün de onları bir kere daha tekrar ediyorum. Hayati bütün birimlere çocuklarınızı yönlendirin girsin, her yerde olun! Kur'an kursunda da olun, ilahiyatta da, adliyede de, emniyette de, mülkiyede de, askeriyede de olun. Hatta göklerde yıldızlar arasında, denizin dibinde 20 bin fersahta da olun. Bu sızma olmaz, böyle mesele sızma olmaz. Bunlarla insan karalanmamalı. Bunlar zannediyorum düşünce özründen kaynaklanan şeyler. Düşünce özrü, bir de ifade özrüne inzimam edince bu defa müzaaf bir özür ortaya çıkıyor. Söylenen şeyler tenakuzlar, çelişkiler ortaya çıkıyor.

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 13 Haziran 2009 tarihinde www.herkul.org adlı internet sitesinde yayınlanan açıklamalarından derlenmiştir.

 
< Önceki   Sonraki >
İnsanlar, idraki ve idrak olunanı bilirler ama, idrak edeni bilemezler. Bilen ruhtur, akıl vasıta; gören ruhtur, göz vasıta...
Fethullah Gülen Web Siteleri