Diyalog Konusunda Türk Modeli Örnek Alınmalıdır

Diyalog Konusunda Türk Modeli Örnek Alınmalıdır

Yeni Delhi'de yayınlanan Fellowship dergisi Vakfımızın dinlerarası diyalog konusundaki çalışmalarını dünyaya örnek gösterdi. Hindistan'da kültürler arası diyalog faaliyeti yürüten Indialogue Foundation'ın d...

Mali Cumhurbaşkanı Türk Okulunu Övdü

Mali Cumhurbaşkanı Türk Okulunu Övdü

Zirveye katılan her ülkenin heyet başkanı ile görüşen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Türkiye ile ilgili övgüler aldı. Bunlardan biri de Mali Cumhurbaşkanı Amadou Toumani'den geldi. Toumani, Gül ile görüşmesind...

Fethullah Gülen Hocaefendi Artık Dönmelidir

Fethullah Gülen Hocaefendi Artık Dönmelidir

Gurbet acısının ne demek olduğunu, ancak; "Vatanına, milletine ve dinine bağlı olan insanlar bilir ve yaşar." Vatanına, milletine ve dinine bağlı olmayanların; "Ne vatan sevgisi, ne millet sevgisi, ne din sevgisi,...

Gülen, Foreign Policy'de...

Gülen, Foreign Policy'de...

Saygın uluslararası ilişkiler dergisi Foreign Policy'e konuşan Fethullah Gülen, vatan özlemini tekrarladı. Geçtiğimiz ay okurları arasında düzenlediği ankette 'dünyanın en büyük entelektüeli' seçilen Gülen...

Anayurttan Atayurda Gönül Köprüsü

Anayurttan Atayurda Gönül Köprüsü

Milli Eğitim Bakanlığı'mızın ülkemizin doğusu ile batısının kaynaşması ve asırlardır kardeşçe yaşamış milletimize dışarıdan ithal edilmiş önyargıların ortadan kaldırılması adına başlatmış old...

Gülen'in Dünyasında

Gülen'in Dünyasında "Derin Vefa"

İki hafta önce "Fethullah Gülen'e tanıklık etmek" başlığında yazmış ve bitmeyen o yazının devamını da vaat etmiştim. Bu gün de Gülen'e tanıklığı mekan ve eşya üzerinden, bir parça da "duvar okumaları...

Ne İdik Ne Olduk

Ne İdik Ne Olduk

Bir zamanlar bizim dünyamızda her şey çok renkli ve çok derindi; öyle ki, bu âlemde her zaman sağlam bir dünyevîliğin yanında engin bir uhrevîlik göze çarpardı. Onun atmosferine girenler, idrak seviyelerine g...

İstiğfar

İstiğfar

İstiğfar ne demektir? İstiğfarın belli bir vakti var mıdır; yoksa o, her zaman mülahazalara emanet bir nedamet ifadesi midir? İstiğfar için belli bir usûlden bahsedilebilir mi?

Dua ve Yakarıştaki Güç

Dua ve Yakarıştaki Güç

Geceler, o tertemiz siyah örtüsüyle bütün bir varlığı sarınca, bir kısım karanlık ruhlar kendilerini her şeyden kopmuş, yalnız ve garip hissederler. Oysa ki, en karanlık anlarda, en tenha yerlerde, en kimsesiz...

Koskoca Bir Ömr-ü Heder Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.11.1989

Hayatlarını cismâniyetin dar mahbesinde yaşayanlar, dünyâdan kâm alıp, dünyâ nimetlerinden tam istifâde ettikleri gençlik dönemlerinde, bir kısım geçici zevkler duyup tatsalar bile, hemen her zaman hicrânlı ve içiçe burkuntularla kıvrım kıvrımdırlar. Hele yaşlanıp da cismânî hazlardan faydalanamaz hale geldikleri veya dünyâ nimetlerinden bütün bütün mahrum edildikleri zaman öyle sefilleşirler ki, doğrusu, bu halleriyle onlara acımamak elden gelmez.

Vaktiyle, binbir füsunla başlarını döndüren o pırıl pırıl dünyevî güzellikler ve bu güzellikler içindeki bedenî hazlar, şu hicrân döneminde, yer yer gelip hayallerini sardıkça ölür ölür dirilir ve kendilerini âdetâ, birer enkâz yığını olarak hissederler.

O çakırkeyf günler, o tülpembe akşamlar, o büyüleyici geceler, o şen ve şakrak toplanmalar ve o rengârenk halvetlerden en küçük bir eser, en küçük bir emârenin kalmadığı ve her yanı garipliklerin sardığı şu tükeniş döneminde bunlar, hasretle oturur-kalkar, hicrânla inler ve ümitsizlik içinde yutkunup dururlar.

Hususiyle, bütün bir hayat boyu hep zirvelerde yaşamış olanlar için, o istikbâller, o şa'şalı merâsimler, o riyâkârca iltifâtlar, o yüksek değer atıfları, o elpençe dîvân durmalar, o inim inim etrafı inleten alkışların birdenbire kesilmesi, onların beyinlerinde inip kalkan öylesine öldürücü darbelerdir ki, böyleleri için ölüm çok defa yolu gözlenen bir sevgili haline gelir.

Hayatboyu hep aldanmış ve dünyâ hayatını sâbit zannetmiş bu müflis ruhlar için her şey bir rüyâ gibi gelip geçer; gelip geçer de, hiçbir şey duymamış, yaşamamış gibi, arkalarında hicrânlı ve esefli bir hülyâ bırakır ve silinir giderler.

Evet, bütün o aldatan görkemler, o şımartan gösterişler, o âlâyişlerle şişip köpüren törenler-kabuller, maskaralığa varan teveccühler, hâkimâne tavırlar, işveli edâlar, şuh kahkahalar; yerlerini, hazanla savrulan yapraklara, tirtir titreten poyrazlara, renklere küskün gözlere ve neşeye kapalı sînelere bırakıp öyle giderler.

Gözlerindeki ışıkların yavaş yavaş sönmesi, aşklarını, heyecanlarını söyleyen ağızlarının zamanla bütün bütün susması, neş'e ve sevince açık duygularının birer birer ölmesi, yaşama zevk ve hazzıyla çarpan kalplerinin kasvete boğulması, eski günlerin neş'e ve sevincini paylaştıkları kimselerin ölüp toprağa gömülmesi, gömülüp çürümeye terkedilmesiyle sarsılmış bu hayatzede tâlisizler, ya müsekkinlerle hislerini iptâl ederek başka varlıklar gibi yaşarlar veya her dakika ruhlarının derinliklerinde bir ebedî yokluğu duyar ve ölüp ölüp dirilirler.

Hele, bütün fırsatları kaçırıp, geriye dönülmez o son noktaya ulaştıkları zaman, hasretleri âdetâ sonsuzlaşır ve hicrânları da öldürecek seviyeye ulaşır.. işte o zaman "keşke!" der, iki büklüm olurlar; ama, artık, iş işten geçmiştir.

Evet, bu esnada, "Keşke, daha önceden varolmanın sırlarını kavrayıp en yüce hakîkata uyanabilseydik! Keşke, cismâniyetin karanlık iklîminden ve bedenin öldürücü tutkularından kurtularak, biraz da ruhun ferahfezâ dünyâlarında kanat çırpıp pervâz edebilseydik! Keşke, millet için yararlı olabilme imkânlarını elde ettiğimiz ve bilhassa, onun kaderine hâkim olduğumuz günlerde, ona, kendi-olma, özüyle bütünleşme mevzuunda ışık, burak ve rehber olabilseydik! Keşke, başkalarının oyuncağı ve âleti olarak, o utandırıcı hayatı yaşamaktansa, izzetle ölmeyi zilletli hayata tercih ederek, vicdânlarımızın dupduru ve tertemiz iklimine yükselebilseydik! Keşke, ülke insanı ve nesillerin çeşit çeşit erozyonlarla yozlaştırıldığı, soysuzlaştırıldığı o karanlık günlerde, 'yeter bu târihî yanlışlık!' deyip gürleyebilseydik! Keşke, ilerici görünme hevesiyle, Kurân'la gelen ilâhî mesajlara sataşıp durduğumuz o hezeyân dönemlerinde, dillerimiz tutulsaydı da, câhil kitlelere şeytan ve şeytana da maskara olmasaydık..!" deyip inleyecekler ama beyhûde...

Evet, bu ülke insanının gerçek mutluluk ve saadetini arzu etmeyen bu tâlisizler, bütün bir hayat boyu, bir kerecik olsun târihî hakîkatleri görmeye, onlarla yüzyüze gelmeye cesâret edemediler. Hele, zirveleri tutup o çalıma boğulanlar, hiç mi hiç bâtıl vehimlerden, modern hurâfelerden, fikirleri felç eden tabulardan kurtulamadılar. Daha acısı da, bu alîl ruhlar, kendilerini küçük düşüren bu kabil hastalıklarını bir türlü idrâk edemediler.. edemediler de Moliere'in dediği gibi; hastalığını hissetmeyen hastalar gibi hep şifâya kapalı kaldılar.

Kendi hastalıklarını sezemedikleri gibi, milleti hasta, aldanmış, aklı ermez ve câhil gördüler. Sonra da kendilerine tabasbus yapmayan herkese ve her şeye ilân-ı harp ettiler. İnsanlığın süratle yeni biri çağa doğru kaydığını; bu yeni çağın yeni politikalar istediğini bir türlü hissedemediler. O kadar edemediler ki, süratle akan bir nehrin üzerinde, bir meçhûle doğru sürüklendikleri halde, nehrin sağında ve solundaki çer-çöpe takılıp kalanlar gibi, bunlar da birkısım köhne düşüncelere takılıp kaldılar ve bir türlü ileriyi göremediler.

Keşke, son demlerinde olsun, çevrelerindeki karakurulardan bütün bütün sıyrılıp târihî hataları milletin gözünün önüne sererek, "Ey necip millet, işte sahte ve münâfıkça fazîletler, işte bu âlî kavmi sefîl eden düşünceler ve işte asırlık kâbuslu rüyâların iç yüzü..!" deyip haykırabilselerdi! İhtimal ki, bu arslanca sayhalar, onların günâhlarına keffâret, vatan evlâdının da gözünü açmasına vesîle olacaktı...

Çok yazık, bu kadarcık olsun erkekçe davranamadılar! Sus ey sersem! Allah onları affetmek istemiyorsa davranamazlardı ki..!

Sızıntı, Kasım 1989, Cilt 11, Sayı 130

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Kırık Testi

Gıpta, Haset ve Hayırda YarışGıpta,

Kur'an talebelerinin, haset ve gıpta karşısındaki tavırları nasıl olmalıdır? Ayrıca, hayır yarışında önde koşanların, başkalarının iyilik... Okuyun

Zihin Harmanı

Hikmetin MânâsıHelâke Götüren Sorular

Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet nasip edilmişse, doğrusu, büyük bir hayra mazhar olmuştur. Ancak tam akıllı olanlar... Okuyun

Bamteli

Ramazan SeferberliğiRamazan Seferberliği

Ülkemizin atlattığı büyük badirelerin ve huzursuzlukların ardından gelmekte olan, her seneki gelişiyle de gönülleri yumuşatan, eriten... Seyredin

Niyet İnsanı Kurtarabilir mi?



Neticede bir iş ve amele götüren niyet insanı kurtarabilir. Aksine, azim ve gayrete inkılâp etmeyen bir niyet ise asla... Okuyun...

Zamanı Bir Başka Duyuş



İçinde bulunduğumuz kutlu zaman dilimini tam duyabilmek için, evvelâ ruh ve vicdanların gökler ötesi böyle bir mûsıkîyi ve şiiri hissetmeye... Okuyun...
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

Fethullah Gülen Web Siteleri