Albright'tan Sabır Çağrısı

Albright'tan Sabır Çağrısı

ABD'nin seçilmiş başkanı Barack Obama'nın yakın danışmanlarından Clinton dönemi Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, 'Bush memleketi' olarak bilinen Teksas eyaletinin Houston şehrindeki Gülen Enstit...

Milliyet'in Şahidi İşkenceci

Milliyet'in Şahidi İşkenceci

Milliyet Gazetesi'nin kamuoyunun büyük tepkisine sebep olan Gülen haberlerinin kaynağı belli oldu. Peki kaynak nasıl bir kişilik?

Hac, Kurban ve Kurbet Kervanları

Hac, Kurban ve Kurbet Kervanları

Kur'an-ı Kerim'de Zât-ı Ulûhiyet, Resûl-i Ekrem, zaman, mekan ve eşyaya yapılan yeminler arasında "on gece" üzerine de kasem edildiğini görüyoruz. Bu yemini nasıl anlamalıyız? İmkanı olanların Hacc...

Tuncay Güney ve Milliyet Gazetesi

Tuncay Güney ve Milliyet Gazetesi

Önceki gün yazdığım yazı, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin'i öfkelendirmiş. Yazısında bir yandan kendini savunuyor öbür yandan da Zaman'ı eleştiriyor.

Türk Okulları, Barış ve Sevginin Sembolü Oldu

Türk Okulları, Barış ve Sevginin Sembolü Oldu

Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, başkent İslamabad'da Çağ Eğitim Vakfı ve Kayserili işadamları tarafından yaptırılan Türk okulunun yeni kampüsünün açılışını yaptı.

Romanya'da Türk Okuluna Büyük Onur

Romanya'da Türk Okuluna Büyük Onur

Bükreş'te eğitim veren Lumina Eğitim Kurumları'na bağlı Bükreş Bilgisayar Lisesi, Romanya'nın en başarılı okulu seçildi.

"Türkiye Bir Yüzünü de Pasifik'e Döndürmeli"

Pasifik'in ekonomik ve politik önemi her geçen gün artıyor. Osmanlı mirası tarihî bağlarıyla Türkiye, bölgede varlığını gösterebilecek ülkelerden. Filipinler Ankara Büyükelçisi'yle iki ülke ili...

Semâdan Koç İner Gibi

Semâdan Koç İner Gibi

Maalesef 2005 Mart ayında Romanya'daki derin bir menfaat şebekesi, bir çıkar çetesi, birtakım işlerini örtbas ettirebilmek, borçlarını kapattırmak, durumlarını düzeltmek için Irak'taki bazı gruplarl...

Kudsîler ve Hakikatın Elmas Kılıcı Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.03.1990

Kudsîler, geçmiş kitapların doğru haberleri, iddialı kehanetlerin ürperten işâretleri, inşirah veren kerâmetlerin ümit dolu beşâretleriyle son dönemde yolu gözlenenler... Yıllar var ki, insanımız, bilerek veya bilmeyerek, gözlerini doğuş beklediği ufuklara dikti ve onları bekledi.. onlarla avundu, onlarla teselli oldu.. onların geleceğine dair ümidini yitirince de hazana uğramış yapraklar gibi sararıp-soldu ve dört bir yanda savrulup durdu. Onlar, yıllar ve yıllar gönüllerimizde kurtuluş sabahının ışık melekleri olarak yaşadı ve ruhlarımıza güç, irâdelerimize de fer oldular. Onlarla va'dedilen şeyin gerçek kuvvet ve inşirahı olmasaydı, milletçe ulaştığımız şu andaki noktayı elde etmek için daha seneler isterdi; hatta belki de hiç mümkün olmazdı.

Bizler, bir avuç toprak isek; onlar, bu çorak iklimin âb-ı hayatı, bizler, içinde ışığın yanıp-söndüğü cam parçaları ve su kabarcıkları isek; onlar -Yaradan gölgelerini üzerimizden eksik etmesin!- zâtında karanlık bu cisimlerin nûrefşân ışık kaynakları.

Onların varlığı geleceğin şânı, şerefi ve milletin gözünün aydınlığıdır. Sırtı iki büklüm kamburlaşmış semâ, onların alınlarında parlayan zafer müjdeleriyle böyle rükûa vardı.. yıldızlar o gün-bugün kulaklarında uğuldayan bu beşâretle hep yeryüzüne göz kırpmaya başladı.. yer-gök şimdiye kadar duyulmadık bu velvele ile doldu ve çınladı. Ve yine bu velvele ile bütün yalancıların yalancı mumları söndü, dümenleri bozuldu ve asırlardan beri cihanı haraca kesen bilumum şeytanların uykuları kaçtı...

Şimdi, bütün karanlık rûh ve karanlık sîneler, önceden yağmuru sezen romatizmalı uzuvlar gibi, feleğin döl yatağında gelişen bu melek soluklardan rahatsız ve âdeta ölüm rüyâları görmekte. Bir kısım karanlık rûh ve karanlık sînelerin bilhassa son zamanlarda gösterdikleri huşûnet, huzursuzluk ve yaramazlığın gerçek sebebi de bu olsa gerek. Aslında onların bu türlü davranışları; her gün biraz daha kendi dengelerini bozacak, kendi politikalarını karıştıracak ve dolayısıyla da sadece ve sadece kendi tükenişlerini hızlandıracaktır. Bugün yeryüzü muvazenesinde bunlar söz sahibi olsalar bile, kudsîlerin nurlu ikli-mine uyanamamış ve onların soluklarıyla beslenememiş dün-yâya hâkim güçlerin, başlarındaki tâçlar fazla ve iğreti, onlara bağlı bütün hükümranlıklar da gayri ciddi birer oyun ve birer akrobasidir. İhtimal son zamanlarda, her gün biraz daha artan bir hızla, mazlûm milletlere karşı gösterdikleri baskı ve şiddetin asıl sebebi de, işte onların, bu yanlarının ortaya çıkması endişesidir.

Evet, dünyâyı idare ediyor iddiasında olan bu güçler, iş ve icraatlarına bakılacak olursa, değil dünyâ muvâzenesinde ağırlığı olan süper bir devlet, herhangi bir devlet ciddiyetiyle dahi te'lif edilemeyecek kadar basitlik ve seviyesizlik örneği olmuşlardır.

Ama; öyle anlaşılıyor ki, artık bunların da suları ısındı, yavaş yavaş büyüleri bozulmaya yüz tuttu ve her gün biraz daha artan bir süratle kendi "son" larına doğru kaymaya başladılar. Gayri bundan böyle, ne mazlûm ve mağdûr milletleri iğfâl edebilecek oyunları kaldı, ne de dünyâ muvâzenesindeki yerlerini koruyabilecek güç ve iktidarları.

Buna karşılık bizim altın yamaçlarımızda ise yeni yeni fidanlar filiz vermeye başladı.. dağlarımız bağ, bağlarımız da Cennet bahçelerine döndü. Şimdi bu bağ ve bahçelerin her yanında yüreklerimizi hoplatan hoş sesli bülbüller şakıyor... Hakikat ve onun sadefi söz elmasından öyle kılıçlar meydana geldi ki, bunlardan bir teki bile yeryüzündeki bütün yalanları biçip-geçmeye yetecek kadar keskin ve sağlam. Madeni hakîkattan, suyu îmanlı sînelerden bu mukaddes kılıç, senelerden beri cihanın dörtbir yanında zulüm soluklayıp geçen, geçtiği her yerde zayıfları ezen; vahşeti vahşîleri utandıracak kadar ürpertici, dünyâyı sorumsuzca idare eden güçlerin korkulu rüyâları oldu. Sisli-dumanlı düşüncelerin elinde ve henüz kınından tam sıyrılmamış bulunan bu kılıç, kim bilir bütün bütün yalınlaştığı zaman karanlık yüreklere ne korkular salacak..!?

Yakın târihe kadar, gerçeği ifadeye yeltenen her dile kilit vurup, hakikatı haykıran bütün kalemleri kısırlaştıranlar, bâtılın ebedlere kadar yaşayabileceği vehmiyle, kendilerinden başka kimseyi kabul etmiyor, kimseyi umursamıyor, kimseyi dinlemiyor; sadece ve sadece kendi hezeyanlarıyla yaşıyorlardı.

Gün gelip de, gece ile gündüz birbirinden ayrılınca, karanlığın kadehi de gidip boşluğa döküldü. Ve ışıktan rencide olan gözler, ne yapacaklarını bilememenin şaşkınlığıyla aydınlığa sırtlarını döndü ve şafaklara zift çalmaya başladılar. Artık hezeyan ekiyor, çılgınlık biçiyor ve kendi işlerini bitiriyorlardı.

Oysa ki kader, hakîkatin yakuttan bayrağını gönül surlarına çekmiş ve o burçlar üzerinden avaz avaz, bir kaç asırdan beri kendilerini ölüm uykusuna salmış "mağaradakilere" yeni bir "ba's-u ba'de'l-mevt" sûru üflemeye başlamıştı bile... Gönül dünyalarında, bu ilâhî dâvete "evet" diyen kudsîler eski söz ve nefes cevherlerine öyle bir ses ilâve ettiler ki, değil yeryüzündeki insanlar, eğer yüce dergahtan "geriye dönüş yok" fermanı olmasaydı, bu yeni nefesle, nice bin seneden beri toprağın altında çürüyüp giden tenler ve ötelere ulaşmış canlar bile, bu çığlıkla uyanıp "gelmemek elden gelmezdi; çağrıldık ve geldik" diyeceklerdi.

Sızıntı, Mart 1990, Cilt 12, Sayı 134

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Sükûtun Çığlıkları

Bir Bakış AçısıBir Bakış Açısı

Kendine ve çevresine bakmasını bilenler için her zaman dalga dalga gelip gözlere akan, damla damla gönüllere süzülen varlığın...Okuyun

Kürsü

"Bir Şey Yapamam" Ahirette Sizin Adınıza Bir Şey Yapamam

Derin bir muhasebe insanı olan İki Cihan Güneşi, şahsi hayatının her ânını, bu duygu ve düşünceye bağlı kalarak yaşamıştır.Okuyun

Bamteli

Ümit AtlasımızGeçmiş Kavimler ve Ümit Atlasımız

Geçmiş kavimlerin, şimdiki ruhî çözülüşün öşrüyle yerin dibine geçirildiği ve bugünkü hayâsızlığın çeyreğiyle sulara gark edildiği...Seyredin

1979 Kurban Bayramı Vaazı



Bu bölümde Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 31 Ekim 1979'da İzmir Bornova Merkez Camii'nde Kurban Bayramı münasebetiyle verdiği vaazı dinleyebilirsiniz.Dinleyin...

1975 Kurban Bayramı Vaazı



Bu bölümde Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 13 Aralık 1975'de Manisa Muradiye Camii'nde Kurban Bayramı münasebetiyle verdiği vaazı dinleyebilirsiniz.Dinleyin...

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Fethullah Gülen Web Siteleri