| Kırıkkanat ve Din Düşmanlığı |
|
|
| Zaman | |
| 18.06.2001 | |
|
Radikal yazarı Mine Kırıkkanat bir süredir İslam ile ilgili yabancı kaynaklardan alıntılarla 'garip' yazılar kaleme alıyor. Kırıkkanat bu yazıların dikkate alınmaması üzerine ise her geçen gün saldırı dozajını artırıyor. Bu bağlamda 16 Haziran tarihli yazısıyla mantık sınırını iyice aştığı için bir kaç kelam etmek şart oldu. Ama önce 8 haziran tarihli yazısına kısa bir dokundurma yapacağız. Öncelikle şu tespiti yapalım: Kırıkkanat, İslam dini hakkında hiç bir fikri olmadığı ve araştırma ihtiyacı da hissetmediği gibi Jean Claude Barreau'nun dinle ilgili yaklaşımlarını sahiplenerek köşesine almak suretiyle ne denli önyargılı olduğunu göstermektedir. Kırıkkanat, "Acaba diyorum, inançların tarihini bile bilmeyen bazı Müslümanların, okuyup ezberledikleri Kuran'ın, Hz. Muhammed'in ölümünden 18 yıl sonra kitaplaştığından haberleri var mı?" diye çirkin bir şüphe atmaya çalışıyor yazısında... Kırıkkanat bilmeyebilir ama bu konu en basit dinler tarihi kitaplarında dahi ele alınmaktadır. Kırıkkanat'ın bunu ilk defa duyması İslam'ın ya da Müslümanların suçu değil ki... Kırıkkanat, Barreau'dan okuduğuyla İslam'ı tanımayı şöyle sürdürüyor: "Osman Bin Affan'ın, temel metinleri yok ederken peygamberin kendi ağzından 'vahiy kâtiplerine' yazdırdığı Kuran'ın ASLINI, örneğin aslında var olan eşitlik ilkesini yok ettiğini kavrayabilirler mi? Emin değilim. Çünkü sorgusuz kutsallık, kavramak ve düşünmek yeteneğini köreltiyor." Muteber tüm tarih kitaplarının reddettiği bir yalanı Kırıkkanat böyle kabulleniyor işte.. Onaylamak bir yana bir de 'inananlara düşüncesizlik' suçlaması... Kırıkkanat, Barreau'dan aktarmaya devam ediyor: "Günümüzde İncil hemen tüm dillerde okunur. Oysa İslam kuramcıları, Kuran'ı salt Arap dilinde okumakta ısrarlılar. Onlara göre, Allah'ın emirlerini gâvur dillerine çevirmek imkânsız. Oysa bu açıklamanın tek amacı var: İslam ülkelerini tek bir Arap imparatorluğuna dönüştürmek." Barreau bilmeyebilir ama Kur'an'ın Türkçe ve diğer onlarca dile çevrildiğinden Kırıkkanat'ın haberdar olmaması biraz tuhaf.. Şu cümleler de Barreau'dan alıntılanarak köşede yer aldı: "İslamiyet her şeyin Kuran'da yazılı ve mükemmel ve eksiksiz olduğu varsayımından öteye kalıplaşmıştır. Bunun sonucunda Müslümanlar kendi dinlerine ve durumlarına eleştirel bir bakış açısı getirememiş, dinsel açıdan bir metin çözümleme ya da eleştiri bile mümkün olmamıştır. Günümüz büyük din fakültelerinde bile ancak ve ancak yasaklar ve günahlar üstüne tartışılmakta, Kuran'ın çağdaşlaştırılması ya da eleştirilmesi söz konusu edilmemektedir." Acaba İslam dini kadar gelişmeye açık, içtihadı teşvik eden bir başka din göstermek mümkün mü? Kur'an tüm zamanlara inmiş ve zaman ihtiyarladıkça gençleşen, dinamikleşen, değeri idrak edilen bir kitaptır... Ve bu haliyle en büyük mucizelerden biridir... Kırıkkanat zahmet edip de bir tefsir karıştırmış mı ki böyle bir yorumu sahiplenerek köşesine taşımaktadır... Cevap elbette hayır olacaktır... Ve Kırıkkanat'tan niyetini ortaya çıkaran final: "Kuran'ı, doğrusu ve yanlışıyla sorgulamayan ve temelinde din reformu öngörmeyen hiçbir İslami siyasal hareket çağdaş ve yenilikçi olamaz." Maksadı reform düşüncesini yani Batı'da olduğu gibi Hıristiyanlık için öngörülen protestanlaşma sürecini İslam için uygulamak. Bunun için de ilk yapılması gereken dinin temel metni Kur'an'ın otantikliğini ve hiçbir harf kaybolmadan gelmişliğini yalanlamak. Ama çok acemi. Çünkü referans aldığı batılı kimsenin takmadığı üçüncü sınıf bir şarkiyatçı. Arzu ederse biz birinci sınıflarından bir liste sunarız kendisine. Çünkü söyledikleri yeni değil. Gelelim 16 Haziran tarihli yazıya... Şöyle diyor Kırıkkanat: "Din mi dediniz? Bizim dinden olmayan kimse bizim dini tartışamaz! Elin Fransız'ı, İngiliz'i, Alman'ı, tanrıtanımazına mı düşmüştür İslamiyet'i tartışmak? Bilse bilse, Müslümanlar bilir Müslüman'ın dinini, Müslümanlar da İslamiyet'i tartışmadığına göre... İslamiyet dini tartışılmaz. Eleştirilmez. Tartışmak saldırı, eleştirmek hakarettir." Sayın Kırıkkanat İslam bu tür tartışmalara en açık dindir. Hatta öyleki bu araştırmalar çerçevesinde 'oryantalistler' diye ayrı bir araştırmacı grup oluşmuştur. Başka hangi din için böyle bir yapılaşma görülür.. Hıristiyanlığı bu yoğunlukta tartışan bir Müslüman grubu var mıdır? Bugün Batı'da 2000'den fazla şarkiyatçı vardır. Türkiye ise bir tane İncil profesörü yoktur. Kur'an üzerine ise söylenmedik söz kalmamıştır. Kırakkanat, 'dini eleştirmek hakarettir' diyor... Sayın Kırıkkanat, "Kuran'ı, doğrusu ve yanlışıyla sorgulamayan ve temelinde din reformu öngörmeyen hiç bir İslami siyasal hareket çağdaş ve yenilikçi olamaz." şeklindeki cümleniz bir eleştiri midir, yoksa bir hıncın, önyargının ürünümüdür!.. Bu sözleri eleştiri sınırları içerisinde ele almak mümkün müdür?!.. Kırıkkanat'ı takip ediyoruz: "İslamiyet, manevi ithalata kapalı, ama kendi maneviyatını ihracata açık bir dindir. Hıristiyan ülkelerine göçen Müslümanların dini vecibelerini yerine özgürce getirmek, bol bol cami istemek ve hatta cami yapmak için 'gâvur'dan sübvansiyon almak, elbette haklarıdır! Ama bak, İslam diyarı Türkiye'de Süryani köyleri abluka altına alınabilir. Bırakın müstafi bir bakanın hı.. pardon, koyduğu ablukayı yerine gelen bakanın kaldıramamasını, Başbakanlık genelgesi bile kıramaz Süryani köylerini kuşatan Müslüman Türk cenderesini. İslamiyet vaizlerinin, Berlin'i bangır bangır inletmeye, tekke tarikat örgütlenmeye, bilmem kaçıncı camilerini talep etmeye hakları vardır. Ama Müslüman Türkiye'de bırakın yeni bir kilise yapımını; tarihi kiliselerin, bin yıllık manastırların tamirine bile izin verilmez! İşte böyle mükemmel, müşekkel, Müslüman insan haklarına saygılı ve kendisine hoşgörülü bir dindir çağdaş İslamiyet." Önyargının çarpıtmanın bu kadarına pes doğrusu... Türk devletinin (hem de laiklikten dem vuruyorsunuz) yaptığı bir uygulamayı nasıl İslam'a mal edebiliyor Kırıkkanat anlamak mümkün değil.. Üstelik sizin radikal olarak tanımladığınız gazetenin yazarı Abdurrahman Dilipak bile geçtiğimiz günlerde İskele Sancak'ta Türk devletinin vermediği bu hakların tanınması gerektiğini vurgulamıştır. Ve halen bir İslami grup Heybeliada'daki Ruhban okulunun açılması için Türk Devleti nezdinde girişimlerde bulunmaktadır. Kasıtlı yaklaşımlarınız bir yana sayın Kırıkkanat, İslam'ın hoşgörüsünü öğrenmek istiyorsanız, Osmanlıya bir göz atın.. Fatih'in İstanbul'daki farklı din mensuplarına yaklaşımına.. İspanya'daki Yahudileri uğradıkları zulümden kimlerin ve nasıl kurtardığına... Sokollu Mehmet Paşa'nın kardeşi Sırp kilisesi Papazına yazdığı sevgi dolu mektuplara... Andolu'da bir tane kilisenin dahi tahrip edilmediğine... Tüm dinlere ait eserlerin titizlikle korunduğuna hatta ilahlık taslayan ve Hz. Musa ile kardeşine olmadık eziyetler uygulayan Firavunların mezarlarına (piramit) dahi el sürülmediğine... (Ayrıca bu haftaki Aksiyon dergisinin kapak çalışmasını inceleme fırsatı bulursanız konuyla ilgili belgeli bir kanıt daha edinmiş olursunuz). VE DAHA BİNLERCE ÖRNEĞE... Ayette açıkça "isteyen inansın isteyen inkar etsin" diyen Allah'tır. Allah'ın verdiği inanmama özgürlüğünü bizim kısıtlamamız mümkün değil. Ancak delilleriniz çürük ve İslam hakkında ne Batı'daki önemli şarkiyatçıları ve onlara yazılmış eleştirileri okuyorsunuz ne de İslam'ın kendi kaynaklarını... Sadece üçüncü sınıf aydınların görüşlerini iktibasla iktifa ediyorsunuz. Böylece niyetinizin ne olduğu hakkında pozitif tahmin yürütme hakkı bırakmıyorsunuz! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







