Başörtüsü ve Türban Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 150
Kötüİyi 
Fethullah Gülen   
16.11.2001

Şekilcilik İslam'ın Ufkunu Daraltır[1]

— Kadın tecrit edilerek örtünmesi isteniyor. Kezban Hatemi, Kur'an'da baş örtme yoktur diyor. Örtünme var mı, yok mu? Bu konudaki dayatma nedir?

— Kezban Hanım'ı ben de dinledim. Kur'an'da örtünmeden bahsedilir, ama nasıl örtünüleceği, şekli açıklanmaz. İran'daki gibi çarşaf mı giyilecek, peçe mi takılacak, bunlar net değildir. Şekil üzerinde durmak, İslam'ın geniş ufkunu daraltmak olur, zevksizlik olur. Hatta İslam dinini bir kostüm dini haline getirmek olur ki, bunlar yanlıştır. Başörtüsü de aynı şekilde üzerinde durulacak usul, yani imanın ve İslam'ın esaslarından, şartlarından değildir. Bunlardan dolayı, insanın adeta dinin dışında tutulması dinin ruhuna aykırıdır. Bu konuda dayatmalar, ısrarlar ifrattır ve zorlamadır. Hatta nefret ettirmedir. Gönülde sevgi önemlidir, sevdirme önemlidir. İşin kaynağıyla irtibat önemlidir. Herkes hoşgörü ister, ben de kendi telakkilerim, kabullerim içinde hoşgörü isterim. Benim de buna ihtiyacım vardır. Ancak böyle olursa, toplumun değişik parçaları bir araya gelebilir. Aynı ölçüde ben de herkesi bağrıma basmalı ve kabullenmeliyim. O kadar çok müşterek yanımız var ki, teferruatta bölünüp parçalanmamalı. Caminin içinde birbirimize düşeceksek, şekilden önce ruh veya muhtevayı öne alıp avluda barışacaksak, orada barışı sağlamalıyız.

Türban Meselesi[2]

'Okullarımızdaki başörtüsü sorunu, çok hassas hale geldi. Ancak şu kadar söyleyeyim, okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı' Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır. Bana göre okumayı tercih etmelidirler.'

Başörtüsü Eylemleri[3]

Üniversitelerde devam eden başörtüsü direnişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genç kızlarımızın zorlanmaları halinde tercihlerini eğitim gören hedefinden yana yapmalarını arzu ederim. Tabii ki dini mülahazalarla başlarını örten hanımlara müdahale edilmesine karşıyım. Onların dinin detayına ait bir konuyla tahsilleri arasında tercih yapmak zorunda bırakılmalarına üzülüyorum. Ama toplumumuz hassas bir dönemden geçiyor. Herkesin bunu göz önüne alması lazım. Bir taraf bunu kavga sebebi yapmamalı, diğer taraf da tepkileri kavga başlatıldı diye görüp üzerine gitmemeli... Hukukçu bir dostumuz yazdığı kitaba 'Müntesiplerinin Cehaleti, Hasımlarının Kör Düşmanlığı Arasında Talihsiz Müslümanlık' adını koymuş.. Çok doğru.. Durumumuzu özetliyor kitabın ismi. İki taraf da cehalete yenik düşüyor.

Kadınların Başını Örtmesi Şart mıdır?[4]

-Kadının başını örtmesi meselesi bir iman meselesi ölçüsünde önemli değildir. Allah'a karşı kulluk, umumi manada kulluk meselesi ölçüsünde önem arz etmez bunlar. Teferruata ait meselelerdir. Nitekim, yani Allah'a iman meselesi ta Mekke'de efendimize tebliğ edilmiş. Namaz meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra zekat farz kılınmış. Ama tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum peygamberliğin 16'ncı, 17'ncı senesinde Müslüman kadınların başları açıktır.

Ama geçmişte türban meselesi yüzünden toplum neredeyse birbirine girecekti. Siz bu tartışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Temel meseleler varken, teferruatın kavgasını vermek zannediyorum üslup bakımından yanlış. Onları öne çıkartmak bir yönüyle diğer meselelerin önemsizliğini bir yönüyle ifade etmek gibi bir şey olur. İnsanlar yine işin başına geçsinler, başlarını açsınlar, belli bir dönem sonra kapatsınlar demek de değildir bu yani. Ondan da farkı bir meseledir. Dindeki başörtüsünün nereye konacağı meselesi çok iyi karlaştırılmalı evvela. Bir diğer yanı da birileri de bundan çok rahatsız olmamalı bence. Bu mozaik içinde toplumun bir kesimi olarak kabul edilmeli.

Yanlış hatırlamıyorsam ben, 1990'da falan bu türban olayı toplumu gerginleştirdiği zaman sizin mesajınız bu doğrultudaydı.

-Belki aynı şeyleri söylemişimdir. Teferruata boğulmayalım. Küçük şeylere büyük şeyleri feda etmeyelim. Yani başörtüsü eğer İslami öğretiler, İslami esaslar arasında dördüncü beşinci sırada bir meseleyse, bununla kavga ederek bir yönüyle belki imana müteallik meseleleri çok geri plana atıyoruz. Yani birinin imanı vardır. namazı da vardır, belki hacca da gidiyordur. Fakat bu meselede farklı düşüyorsa, bu insan bunu hiç kabul etmemezlik demek, işte dördüncü plandaki bir meseleyi birinci plandaki meselenin önüne geçirme demek gibi bir şeyler oluyor.

Başörtüsü ve Müslümanlık[5]

-Size göre Türkiye'deki Allah'a gerçekten bağlı Müslümanların çoğunluğu demokratik ve laik bir devlette yaşamak istiyor mu? Bu Müslümanların pek çoğu cumhuriyeti idare eden laik kurumlarda değişiklikler görmek arzu ediyor mu? Bir başka ifadeyle onlar mesela başörtüsünü, İslami elbise veya İslami eğitimin yeniden gözden geçirilmesini istiyorlar mı? Türkiye'de şu andaki durumun demokrasi ile İslamın yan yana yaşayabileceği şeklinde midir? Yani yaşayabileceği doğru mudur, mümkün müdür? Eğer mümkünse Türkiye bu noktada dünyanın kalan kısmına örnek olabilir mi? Yani demokrasi ile İslamın beraber yaşaması konusunda neler söyleyebilirsiniz?

-Evet. Şimdi Türkiye'de demokrasi ve laiklik senelerden beri yani bir manada hatta denebilir ki, Osmanlılarda kısmen vardı. Cumhuriyetin kurucuları Osmanlılardan mücmel üzerinde durulabilir şekilde aldılar, laisizmi. geliştirdiler. Daha sonraki yıllarda da bu doğrudan doğruya anayasaya giren bir kavram oldu. Ne var ki, tarifi üzerinde bunun çerçevesi üzerinde çok fazla bir şey konuşulmadı. Çerçevesi ile alakalı bir bilgi verilmedi. Onun için büyük ölçüde laiklikten rahatsızlıktan duyma değil de demokrasiden rahatsızlık duyma değil, bunların ifade ettiği kavramların çerçevesinin belirsizliğinden oldu. Mesela Türkiye'de bazıları laiklik derken, dine hakkı hayat tanımama gibi düşündüler. Tabi Türkiye'deki Hıristiyanlara ve Yahudilere karşı böyle diyemezlerdi. Çünkü onların arkasında Avrupa vardı, Amerika vardı, dünya vardı. Türkiye'deki garip Müslümanların hakkını müdafaa edecek yoktu. Onlara karşı bir çevre diyorlardı ki, laiklik Türkiye'de farklı olmalı, bu gazetelerde vardır, hatta zabıtlarda vardır bu. Hukukçuların toplantı yapıp da bildiriler halinde verdikleri bildirilerde vardır. Türkiye'de laiklik dinsizlik şeklinde anlaşılmalı, işte buna karşı rahatsızlık oldu. Demokrasi insanların ferdi ailevi içtimaî veya ibadetle muamelatla alakalı her şeylerini baskı altında tutsun, onlara rahat kendilerine göre inançlarına göre düşüncelerine göre hareket etme imkanı fırsatı vermesin şeklinde algılandı. Buna karşı rahatsızlık oldu.

Bununla beraber milletimizin geçmişten gelen genel terbiyesi var. Bundan ötürü, bugüne kadar laiklik karşıtı veya demokrasi karşıtı zümrelerin devlete başkaldırdığına hiç şahit olmuyoruz. Hatta şu siyasi parti teşekkül edeceği ana kadar kimsenin ne ibadet ü taatına karışılıyordu, ne de kimse ibadeti taatına karışılıyor diye bundan rahatsızlık duyuyordu. Dolayısıyla başkaları ortaya çıkaracağı ana kadar millet çoğunluk, % 80 diyebiliriz, ne laiklikten rahatsızlık duydu ne de demokrasiden rahatsızlık duydu. Belli bir zümre bunları problem yaptı. Bunlar olmaması lazım veya işte belli mülahazalarla Batıdaki ölçülerle gelsin, biz de evet deriz filan dediler. Bunlar idareye geçince bunlar da esasen herkesten laiğiz dediler, herkesten daha demokratız dediler, herkesten ziyade cumhuriyetçiyiz dediler. Ve buna halkın tepkisi olmadı. Kendilerini tutanların da tepkisi olmadı. Demek bu mesele milletin çok fazla problemi değildi. Hatta dinini diyanetini rahat yaşaması açısından çevresine de bakarak Türkiye'yi daha rahat buluyordu. Mutlaka bir kısım antidemokratik şeyler vardı ama fakat Türkiye Asya'daki devletlerle, Afrika'daki devletlerle, mağrip ülkeleriyle mukayese edilmeyecek kadar demokratik hak ve hürriyetlerden istifade ediyor ve yaşıyordu onu. Kimsenin de problemi değildi bu. Sonradan zannediyorum bu meseleyi suni olarak problem haline getirdiler. Ve bazı kimseler de siyasi mülahaza açısından sadece bu işe sahip çıktılar. Öylece Müslümanlığı adeta demokrasinin ve laisizmin karşısına diktiler. Çünkü onların bir gelişme zemini vardır. Ordu öyle olabilir ama Türkiye'de zaten çok mesele kaynağı İslam inancı olmak üzere çok mesele onlarla uyum içinde olabiliyordu. Sadece belki hani bir iktidar miktidar mevzuu, iktidara meraklı olanlar ne var ki o Kuran-ı Kerimin bize öğretileri içinde bildiğiniz gibi % 3 nispetinde bir şey tutar. % 97 nispetinde ferdin şahsen dini, dini düşüncesi, ruhani hayatı, Allah'la irtibatı, münasebeti, ailesinin terbiyesi, çocuklarını okutma hak ve hürriyeti, kazanma hak ve hürriyeti, bu meselelerin hiç biri İslamla çelişmediğinden ötürü millet de laiklikle ve demokrasiyle hiçbir zaman çelişkiye düşmedi.

-Ben geçenlerde İran'dan geldim. Seçimlerden sonra orda gençlerin pek çoğu mollalardan bıkmış durumda. Molla rejiminden bıkmış durumda. Örtünmeden bıkmış durumda zorla örtünmeden bıkmış durumda. Ve çoğu bu şikayetlerini dile getiriyor. Fakat Türkiye'de insanlar tam tersine çarşaf giyme ve başını örtme mücadelesi veriyor. Böyle bir tezat nasıl açıklanabilir?

-Aslında zannediyorum böyle bir tezat var başta. şimdi insanlar bir şeye inanırlar inandıkları ölçüde onu yaşarlar. İnandıkları ölçüde duygularını temsil ederler. Hatta dinin esasları gibi olmasa bile esasatı gibi kabul ederek kılık ve kıyafette de bir hususiyete gidebilirler. Şimdi iki şey var. Biri, gerekir ki demokrat düşünen insanlar bu da galiba demokrasinin gereği deyip onlara bazen müsamaha ile baksınlar. Bir tarafa düşen şey budur. Bir diğer tarafa düşen şey şudur. Bunlar Allah'a iman gibi haşre, neşre iman gibi, hatta namaz gibi asıl sayacağımız temel meselelerden olmadığı için bir toplum içinde bunları toplumun değişik kesimleriyle kavga etmeye vesile haline getirmemelidirler. Yani karşılıklı yaşanıyor bu. İran'daki durumla Türkiye'deki durum çok farklı yani. Türkiye öyle bir kaç tane çarşaf giyen insanın bir kaç tane şöyle böyle kılık-kıyafeti olan insanın İran'a özenmesi şeklinde alınmamalı bence. Yani temelde İran İslam dedi, burada da deniyor biraz biraz da bilememeden meseleyi. Orada insanlar inançlarına göre bir hayat tarzı içine çekilmediler. O ölçüde inanmadıkları bir hayat tarzının içine itildiler. Yani Humeyni idaresi gelinceye kadar orada sokaklar aynı Türkiye'deki gibiydi. Gelince birden bire herkes çarşaf giyecek dediler yani Taliban'ın hareketi gibi. Herkes sakal bırakacak dediler, herkes şunu yapacak bunu yapacak dediler.

Aslında bu tehlikeli bir şeydi, çünkü dine ait meseleler gönül rızasıyla yapılırsa iradeyle yapılırsa sevabı vardır. Bunların tepelerine binerek bunları yaptırsanız sevap olmaz orda o meselede sevap olmaz. Ve o iş devam da etmez bir yerde patlar aksi zuhur eder. O şiddettir, baskıdır o açıdan insanların iradesine saygılı olunması lazım. Ama bir diğer taraftan da insanlar kendi iradeleriyle benim inancımın gereği ben bunu yapmalıyım diyorsa şayet gayet maruf, onunla kimseyi tahkir etmiyorsa kimsenin kanaat-i vicdaniyesine baskı yapmıyorsa dince mukaddes sayılan şeyleri birilerine baskı yapmak için alet olarak kullanmıyorsa bir zaman 163. maddenin fıkralarından birisiydi bu. Yapmıyorsa bence böyle masumane duygusunu düşüncesini yaşayan insanlar da herhalde nazar-ı müsamaha ile ele alınması lazım. Yani her iki tarafın ifratı tefriti var denebilir ki iki tarafta da hoyratlık yaşanıyor. İran'da idare tarafından ciddi bir hoyratlık yaşandı. Bizde de bazı idareciler tarafından öyle oldu. Ve genelde halk tarafından da işte bazı hususlar itibariyle öyle bir hoyratlık yaşandığı söylenebilir.


[1] Yeni Yüzyıl, Fethullah Gülen'le New York Sohbeti, 20 Temmuz 1997
[2] Akşam, Orhan Yurtsever'in Fethullah Gülen'le Yaptığı Röportaj, 13 Mart 1998
[3] Radikal, Avni Özgürel, 21 Haziran 1998
[4] Hürriyet, Ertuğrul Özkök'ün Röportajından Bir Bölüm, 23 Ocak 1995
[5] Time Dergisi, 30 Mayıs 1997

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
elif   |2008-10-01 14:29:43
selamun aleyküm...ben daha aydınlatıcı bır cevap beklıyorum hocamdan.nur ve ahzab suresındekı örtü ayetlerinin tefsirini okuyoruz
bsşörtüsü bir teferruat değildir bende hızmet yolunda olan bırıyım ve kafam karıstı.Kur'an'da geçen hükümler fazdır bızım için
hocam ne yapmalıyız?siz ne yapmamız gerektiğini ifade etmişsiniz fakat teferruat meselesi kafama takıldı...selam ve dua ile
fiemanillah!
----
Editörün Notu:
Hocaefendi'nin 'füruat' ol...
şenol  - cehalet diz boyu   |2008-09-05 03:33:24
Sn.Fethullah Gülen çok güzel anlatmış ama kafası basmayan cahiller nedense anlamak istemiyorlar. Başörtüsü farz değildir. Örtünmek
farzır. Dönemin şartları içinde olayı değerlendirirseniz doğru karara varırsınız. Dönemin arap kadınları kabe etrafında bugünün
tabiri ile dekolteden bile açık dolaşıyorlardı ancak havanın sıcaklığından başörtüsü takıyorlardı. Ayeti şimdi okuyun bakalım ne
anlayacaksınız? Başörtülerini yakaların...
ÖMER ŞAHİN  - İSLAM'DA KADIN VE ÖRTÜNME   |2008-07-06 16:37:04
Selamün aleyküm.İslam dininde kadın örtünmelimi,başörtüsü için ne diyorsunuz.Kadın saçı gözükmeyecek şekilde başını
örtmelimi?Yani tesettür anlayışı nasıl olmalı.Birde nur suresi 31. ayetini kısa ve öz olarak anlatırmısınız?Allahın rahmeti ve bereketi
üzerinize olsun
nur  - allah sizi başımızdan eksik etmesin...   |2008-05-27 01:06:33
hocam siz ve sizin görüşleriniz oldugu sürece nurcuların sırtı yere gelmeyecekk..
YUNUS BİLGİN  - teşekkür   |2008-05-24 14:02:25
hocam bunu anlatıyorsunuz ama bunu birtakım insanlar yansıtarak sizi tarikatci gösteriyorlar buna ben çok üzülüyorumsizi türkiye ye
bekliyoruz
TUGAY K.  - ALLAH RAZI OLSUN   |2008-04-30 02:19:17
HOCAMIZ TÜRBAN MESELESİNİ EN GÜZEL VE EN GERÇEKÇİ ŞEKİLDE BİZE AKTARMIŞ. TÜRBAN FARZDIRRR NUR SURESİ:31.AYET TE BAKIN İNANMAYANLAR
elmas  - anlama   |2008-03-04 17:28:24
lütfen biraz bizim seviyemize indirgeseniz bazi kelimelere açıklık getirsenız daha verimli olacaği kanaatindeyim iyi akşamlar
Burak YIKILMAZ  - DİKKAT EDELİM...   |2008-02-06 16:07:24
HOCAMIZ BU KONUŞMLARINDA TELAFUZ ETTİĞİ "FURUAT" KELİMESİNİ TEFERRUAT OLARAK ELE ALINMIŞ.HOCAMIZ BUNU PRİZMA ADLI KİTABINDA GAYET
GÜZEL BİR ŞEKİLDE AÇIKLIYOR. BU YAZININ ALTINA PRİMADAKİ TÜRBAN KONUSUNUDA EKLEMENİZİ TAVSİYE EDERİM. YOKSA GÖRÜYORSUNUZKİ YANLIŞ
ANLAMALAR DOĞUYOR.

Arkadaşın yorumuna dikkat edelim..Önemli bir noktaya değinmiş..
ibrahim   |2008-01-11 14:20:05
"-Kadının başını örtmesi meselesi bir iman meselesi ölçüsünde önemli değildir. Allah'a karşı kulluk, umumi manada kulluk meselesi
ölçüsünde önem arz etmez bunlar. Teferruata ait meselelerdir. Nitekim, yani Allah'a iman meselesi ta Mekke'de efendimize tebliğ edilmiş. Namaz
meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra zekat farz kılınmış. Ama tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum
peygamberliğin 16'ncı, 17'ncı senesinde Müsl...
enver   |2008-01-04 16:45:47
hocamızdan allah razı olsun değindiği konuları çok güzel bir şekilde ifade etmiş ancak kafama takılan bir konu var başörtüsü ile
bilindiği gibi farz ama burda teferruat olarak ele alınmış ve ikinci planda bence hocamızın bu konu hakkında acıklama yapması
gerekiyor.esselamü aleyküm
burak demir  - yanlış ve doğrular   |2008-01-01 17:46:37
S.A.öncelikle burda bir sorun olduğu kanısındayım.eğer burda yazılanlar iman baş örtüsünden önce gelir şeklinde ise kesinlikle
doğrudur.başı açık olan kimsede müslümandır.fakaaat eğer burda baş örütüsü haşa va haşa farz olduğu halde önemsizdir deniyorsa
ki(Hocam'ın derinliği buna manidir) çok büyük bir hata söz konusudur.baş örtüsü farzdır ve lütfen kimse tereddüte düşmesin.Nur
Suresi'nde açık bir emir mevcuttur.DUA İLE...
Ömer Muhtar  - Tesettüre Kur'an ve Sünnet Iışığında Bi   |2007-12-24 00:53:30
Kur'an ve Sünnet Işığında Tesettüre bakış.......

Makyajın rengine uygun başörtüsü ya da başörtüsüne uygun renk ve biçimde
kıyafet; başörtüsü modası denilen yeni moda türedi. Her dışarıya çıkmadan ütüden geçirilen, ayna karşısında yarım saat
uğraşılarak takılan, kendisine verilen para ile Afrika'da bir kadının hayat boyu kendini tümüyle örtecek giysi alabileceği bir aksesuar.

Bu tavırlara bakarak "bu hanımlar kapanmak, ...
Manifesto  - Tesettür dinin emridir   |2007-12-23 11:24:25
Teferruat sözü yanlış anlamalara yol açmış haklı olarak ancak Gülen tesettürün dinin iman amel ahlak gibi meseleleri ile
kıyaslandığından daha geri planda kaldığına vurgu yapmış.
Aslında mevcut Türkiye şartlarında BAZI HARAMLAR Mübah olur demek istemiş
kanaatindeyim.Zaruret hali yani.Zaten konu üniversite kapısından dönen kızlar meselesi ile ele alınmış
abdussamed  - tesettür   |2007-12-10 00:22:44
sekamunaleyküm öncelkle sözlerimin yaNlış anlaşımaması için Hocaefendiyi sevdiğimi ve hizmetinin daim olması için dua eden bir insan
olduğumu belirtmek isterim.hocaefendinin söykediklerinin çoğuna katılıyorum islam bir şekilcilik dini değildir elbette islamı kostüm dini
haline getirmek çok yanlıştır.Ama Hocaefendinin bu konu hakkında kızlara başlarını açıp okumalarını tavsiye etmesine anlam veremiyorum
hüküm bukadar açıkken ve bu konunun t...
HÜSEYİN  - HOCAMDAN RİCAM   |2007-12-06 18:59:42
ÇOK KAFAM KARIŞTI KENDİMİ ÇOK KÖTÜ HİSSEDİYORUM BUGÜNE KADAR DOĞRU BİLDİKLERİM...İRADE HASSASİYETİ VAAZINDA DİYORKİ HOCAM MEŞRU
BİR GAYEYE NAMEŞRU YOLLARDAN ULAŞILAMAZ. MORALİM ÇOK BOZULDU HOCAMA BİR DAHA SORUN BİZİM SEVİYEMİZDE ANLATSIN HOCAM KAFAMDA ÇOK SORU
İŞARETİ OLUŞTU.KAYNAKLARIYLA, NASIL BU SONUCA VARDI O BÜYÜK İRFAN.
EMRE  - AÇIKLMA   |2007-11-30 11:42:35
BİRDE SİTE YÖNETİCİSİ ARKADAŞLARA ŞUNU BELİRTMEK İSTİYORUM.HOCAMIZ BU KONUŞMLARINDA TELAFUZ ETTİĞİ "FURUAT" KELİMESİNİ
TEFERRUAT OLARAK ELE ALINMIŞ.HOCAMIZ BUNU PRİZMA ADLI KİTABINDA GAYET GÜZEL BİR ŞEKİLDE AÇIKLIYOR. BU YAZININ ALTINA PRİMADAKİ TÜRBAN
KONUSUNUDA EKLEMENİZİ TAVSİYE EDERİM. YOKSA GÖRÜYORSUNUZKİ YANLIŞ ANLAMALAR DOĞUYOR.
EMRE  - DERİN BİR BAKIŞ   |2007-11-30 11:37:52
ARKADAŞLAR HOCAMIZ YAKINDIĞI NOKTA TESETTÜRÜN, İMAN MESELELERİNDEN ÖNCE ZİKREDİLMESİ.ÖNCE KAPLERE LAİLAHE İLLALLAH YERLEŞTİRİLECEK
ALLAHIN İZNİYLE. DAHA SONRA ARKASINDAN FURUATA AİT MESELELER. YOKSA HOCAMIZ DİĞER BAŞKA YAZILARINDA BAŞÖRTÜSÜNÜN FAZR OLDUĞUNU
SÖYLÜYOR.KİMSE FARZ OLDUĞUNU İNKAR EDEMZ ZATEN. HOCAMIZIN AÇIKLMAALARINA DERİNLEMESİNE BAKMANIZI TAVSİYE EDERİM.
fatma  - teferruat?????   |2007-11-16 19:13:06
ben bu yazının elimden geldiğince çok kişi tarafından okunmasını sağlamaktayım..başörtüsünün farz olduğunu bilen bütün kardeşlerim
bunu yapar herhalde..inşallah bu yazıya bakılarak başörtüsünün teferruat olduğu gibi yanlış bir düşünce içersine girilmez..dua ile...
erdal  - daha derin bakış   |2007-11-16 07:26:46
hoca efendi çok güzel özetlemiş. okuyup biryerlere güzü maddeden başka şeyler görmeyenler mi gelsin ve tabi bunların elinde yetişen bir
toplum yoksa düşünen aklı selim ve hoşgörü sahibi insanlar mı?
hoca efendi tercih hakkınıda zaten saklı tutuo.. yüce allah yar ve
yardımcımız olsun..
hatice esra  - belkide hala toyum   |2007-10-18 20:19:05
insanların konusarak cok da anlastıgına inananlardan degilim ne varki susarak da anlaşamıyoruz...bas örtüsüz bi sürü güzel insan tanıyorum
ama kendimce örtünmeyi bi teferruat olarak görmüyorum,bence zaman din büyükleri bu konuda bi ictihadda bulunsun da bizde nefsimizin
götürdügü yeremi yoksa yüreğimizin götürdüğü yere mi gidiyoruz bilelim

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 31.10.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendini bilmek, basiret; kendini görmek ise, körlüktür. Kendini bilen, hem Hakk’a hem de halka yaklaşır; kendini gören ise, benliğinden başka her şeyden uzaklaşır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri