Rus Öğretmenlerden Türk Okullarına Övgü

Rus Öğretmenlerden Türk Okullarına Övgü

Rus eğitimciler, Türk okullarının Rusya ve Türk cumhuriyetlerinde eğitim ve öğretimin seviyesini yükselttiğini ifade etti.

Huzur ve Güven Adacıkları Okullar

Huzur ve Güven Adacıkları Okullar

Dünya üzerindeki fitne ve fesadın, kin ve ateşin önlenemez boyutlara doğru ilerlediği günümüzde insanlık, bir durum muhakemesi yapmak, "Yolumuz, hâlimiz, çâremiz" diyerek, bu girdaptan kurtaracak yeni bir sese k...

Terör Ayrılık Tohumları Ekmeyi Amaçlıyor

Terör Ayrılık Tohumları Ekmeyi Amaçlıyor

Fethullah Gülen Aktütün Jandarma Sınır Birliği'ne yapılan saldırıda hayatını kaybeden Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarıyla ilgili olarak taziyede bulundu.

"Türk Okulu Uyuma Büyük Katkı Sağlıyor"

Almanya'da Türk müteşebbisler tarafından açılan özel okulların elde ettiği başarılar, bu ülkenin medyasında yankı bulmaya devam ediyor.

Rusya'dan Türk Öğretmene Eğitim 'Oscar'ı

Rusya'dan Türk Öğretmene Eğitim 'Oscar'ı

Rusya'nın başkenti Moskova'da 250 okul ve binlerce öğretmen arasından belirlenen 45 başarılı öğretmene 'Perfekta Grant' 'eğitim oscarı' verildi.

Azerilerin Gönlünü Fethetti

Azerilerin Gönlünü Fethetti

Halil ve Cemile Yeşilyurt çifti, 12 yıl önce üniversite tahsili için kızları Fatma ve Tuğba'yı Azerbaycan'a gönderdi. Her ikisi de okullarını bitirip öğretmen oldular, ancak geri dönmediler.

"Gülen Hareketi Aleyhindeki İddialar Saçma"

Hollanda Uyum Bakanı Ella Vogelaar, Fethullah Gülen hareketinin gizli bir gündem taşıdığı ve devlet için tehlikeli bir hareket olduğuna yönelik iddiaları reddetti. Rotterdam'daki yerel RTV televizyon kanalına bir...

Nostalji İnsanın Ruhunda Var

Nostalji İnsanın Ruhunda Var

Ramazan nasıl geldiyse, bayram da öyle geldi. Ve ramazan nasıl gittiyse bayram da öyle gitti.

Bayramlar ve Zengin Müslümanlar

Bayramlar ve Zengin Müslümanlar

Almanya'da görülen Deniz Feneri davası ile ilgili tartışmalar, kendini dindar kabul eden Müslümanlar için bir özeleştiri fırsatı da sundu.

'Hüzünlü Gurbet'te Bir Bayram Daha...

'Hüzünlü Gurbet'te Bir Bayram Daha...

9 yıldır Amerika'da bulunan Fethullah Gülen Hocaefendi, bir Ramazan Bayramını daha vatanından çok uzaklarda geçirdi. Pensilvanya'da ikamet eden Hocaefendi'yi bu ülkede yaşayan Türkler yalnız bırakmadı. Gurbette ...

Yokluklar Arenası Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.11.1987

Mazhar olduğumuz nimetlerin kadrini bilmek, yeni mazhariyetler için en sağlam bir esas, en güçlü bir vesîledir. Sıkıntı ve mahrumiyetler, izâfî değerler ifade ettikleri için, en müreffeh bir hayat seviyesinde bile, her zaman bir kısım mahrumiyetlerden bahsetmek mümkündür. Tabii bunların yapıcı bir düşünce ile ele alınmasında da mahzur yoktur. Ancak, bütün bütün Hakk'ın lütuflarını görmemezlikten gelerek hep mahrumiyetler üzerinde durmanın, hep olup-biten şeylerin fena yönlerini araştırmanın hiçbir yararı olmadığı da muhakkaktır.

Sıra sıra yokluklar arasından geçerek, yığın yığın mahrumiyet ve sıkıntıların ekşi, abûs çehrelerini görerek; bilmem kaç ölüm koridorundan sıyrılıp 'tenezzüh ve seyir' diyebileceğimiz bu rahat ve huzur dolu günlere gelip ulaştık.

Daha 'dün' denecek kadar çok yakın bir geçmişte, hayrın, hayır düşüncesinin susturulmak istendiğini, şerrin ve çeşit çeşit şirretliklerin çığlık çığlık etrafı velveleye verdiğini görüyor; elimiz bağlı, kolumuz bağlı, dilimiz bağlı ve düşüncelerimiz esir sadece seyrediyorduk. Bir evde, bir bahçede dost ve sevdiklerimizle bir araya gelerek düşünce alış-verişinde bulunamıyor, duyuş ve hissedişlerimizle yapayalnız bırakılıyorduk. Zira, en nezih düşüncelerden kaynaklanan ve en temiz hislerle ifade edilen şeylerden bile kuşku duyup korkanlar vardı ve bunlar milletin kaderine hâkimdi...

Rica ederim; o zamanlar bin seneyi aşkın bir zamandan beri milletin sinesinde kök salmış millî kültür ve tarih şuurundan, o göz kamaştırıcı muhteşem geçmiş ve onun getirdiklerinden; gazâdan cihattan; gâzilik ve şehitlikten söz etme imkânı var mıydı? her biri başlıbaşına bir destana mevzû olacak, güneşi batmayan o şanlı günlerden, onun birer rüya, birer hülya değerindeki hâtıralarından; varlık ve dirliğinizin bereketli kaynaklarından; ırmaklarından, çeşmelerinden, çağlayanlarından bahis açmaya imkân var mıydı? Şanlı tarihimizin füsunkâr güzelliklerini, onun ayrı ayrı yanlarından taşıp gelen musiki gibi tatlı sesleri; zaferleri, zafer duygularını, hezimetleri, nefis muhasebelerini derleyip, toparlayıp bir aynaya aksettirir gibi, millî-ruh menşûrundan geçirerek ma'şerî vicdana aksettiren gazeteleriniz, mecmualarınız, kitaplarınız, broşürleriniz, seminerleriniz, konferanslarınız ve bir mânâda televizyonlarınız, radyolarınız var mıydı?

Duyguda, düşüncede birbirinden koparılmış ülke insanının birbirine hasret giden fertlerini; yan yana ve birarada fakat 'daüssıla' ile kıvranan ailelerini; yokun, yokluğun, hatta gölgelerin kavgalarının verildiği arenaları gördükçe lime-lime olup inleyen, yüreklerinizi duyup dinleyen ve 'aks-i sada' nev'inden olsun cevap veren var mıydı?

Bütün bu kıtlıklar döneminde yitirilen değerlerimiz, tezyif edilen tarihimiz, yıkılan yuvamız, perişan olan insanımız karşısında ızdırap çekip sızlayan, ona masmavi günler hazırlama yolunda düşünce çilesiyle kıvranan ve onun sıkıntılarını paylaşan kaç insan gösterilebilirdi?

O günlerde tarih ve din düşmanlarının, gökleri keşf ve arzın tabakalarını hallaç etme plânı, dev teleskoplarla semayı arayıp taramaları ve bu yolla ortaya koydukları yeni tespitleri, tahminlere dayalı iddiaları, -eğer o günlerde bulunsaydı- feza gemileri, ışıkla yarışan mekikleri ve ancak rüyalarda görülebilen ileri feza teknolojileriyle, geçmişe ait her şeyin hakkından geleceklerini, bütün değer abidelerini yerle bir edeceklerini; insanların bakış ve düşünce tarzlarını temelinden değiştirip varları yok, yokları da var edeceklerini; varlık, hayat ve ölüm gibi öteden beri insanoğlunun en mühim meseleleri sayılan mefhumlara anlaşılır ve yararlı izahlar getireceklerini; hatta en onulmaz dertlere derman bulacaklarını, ölümü öldürüp kabir kapısını kapayacaklarını; bütün metafizik oyunları (!) bozup varlığı, onun tek ve gerçek esası olan (!) maddeye ve maddeci düşünceye teslim edeceklerini avâz-avâz bağırıp herkesi susturmalarına ve insanı insanlığından utandıran şarlatanlıklarına karşı, kim bir söz söyleyebilmiş ve kim 'Yeter bu yalanlar artık!' diyebilmişti?

Tertemiz îmanî düşüncelerimiz, ondan kaynaklanan cesaret ve fedâkarlıklarımız, millet ve ülke yararına durulardan duru niyetlerimiz, aksiyon ve kabiliyetlerimizle kendi kendimizi ifade etmeye imkân veriliyor muydu? Ve yine o günlerde aynı duygu ve aynı düşünceyi paylaşan insanlar olarak biraraya gelip uhrevî hislerle derinleşmenin, yenilenmenin ve dünyamızın kaderi hakkında müzakerelerde bulunmanın, fikir beyan etmenin imkânı var mıydı?

Zaten o günlerde bizler, sadece hülyalarımızda yaşadığımız o tılsımlı dünyalara, adalet ve hakkaniyetin atlas iklimine, eksiksiz, kusursuz inancın ak yoluna girmeye karar verseydik de giremezdik. Zirâ, bütün köprüler yıkılmış, yollar da perişandı... Ne bir ses, ne bir soluk, ne bir rehber ne de bir ışık yoktu. Tûr dağının sağında solunda sâmirilerin pusuları, Hira'ya giden yollarda da Ebu Cehil'lerin gayz u tuğyânı vardı. Henüz görünürlerde ne duyan, ne anlayan, ne de bu yanlışlıkları göğüsleyecek bir kahraman yoktu. Hamza'lar, neyin avcılığını yapmaları gerektiğini henüz bilemedikleri, Ömer'ler, uyku mahmurluklarını henüz üzerlerinden atamadıkları o günlerde, ne anlayışsızlığın tepesine inecek bir yumruk, ne de mantıksızlığa başkaldıracak bir dimağ yoktu.

Bütün bu dizi dizi yoklukların en ızdıraplısı, en acısı ise, sağda-solda tantana ile ilân edilen 'insan hakları', 'demokrasi', 'vatandaşlık' gibi hemen herkese serbest teneffüs hakkını veren mefhumlardan istifade etme imkânı da yoktu. Nihayet, bütün bu yokluklardan kısa zamanda sıyrılıp çıkmanın, hatta bu uğurda bir kısım civanmertlik ve fedâkarlıklarda bulunmanın yolu da yoktu.

Bu arada ihtiraslarımız, zaaflarımız, kaderimizdeki bu yokluklarla birleşince, ümitlerimiz delik-deşik oluyor ve kendimizi bir kördüğüm tâlihin pençesinde hissediyor, hissettikçe de gevşiyor, çöküyor ve dağılıyorduk. Heyhât! O günlerde bizi derleyip toparlayıp, imanın, aşkın, heyecânın potasında birleştirecek bir el de yoktu.

Ya şimdi, bu türlü yokluklardan, mutlak mânâda, bahsedebilir miyiz? Vâkıa elde edilmesi gerekli olan daha bir sürü şey var, ama, bunlar destan seviyesindeki o eski yoklukların yanında deryada katre kalır.

Bence, bugün üzerinde durulması gerekli olan en önemli yokluk, Hakk'ın nimetlerine karşı şükür ve şuur yokluğu, o nimetleri değerlendirip daha büyük lütuflara sıçrama yokluğu, bütün güçleri ve kuvvetleri Hakk'la münasebette görüp, her şeyi O'ndan bilme yokluğu.. evet, yok olan bunlardır ve Hakk erlerinin omuz omuza verip takviye etmeleri gerekli olan esaslar, kaideler de bunlardır.

Keşke, her şeyi tenkit yerine, her nimete kendi cinsinden şükürle mukabele ederek, o nimeti arttırma yollarını araştırabilseydik! Ve keşke, şahısların, hiziplerin himmet ve kuvvetleri yerine, Hakk'ın kesilmez ve aldatmaz inayetlerine itimat edebilseydik..!

Sızıntı, Kasım 1987, Cilt 9, Sayı 106

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Kırık Testi

Gıpta, Haset ve Hayırda YarışRamazan'a Doğru

Kur'an talebelerinin, haset ve gıpta karşısındaki tavırları nasıl olmalıdır? Ayrıca, hayır yarışında önde koşanların, başkalarının iyilik... Okuyun

Kürsü

Günahtan Kurtulma BayramıGünahlardan Kurtulmanın Bayramı

Bayramı sadece bir tatil olarak gören ve mübarek günlerde muvakkaten uzak durduğu haramlara yeniden giren kimselerin onun hususi... Okuyun

Fasıldan Fasıla

Bir Demet Dua...Bir Demet Dua

Dua ve ibadet aşkı, devamlı ibadet eden bir insanda zamanla ibadetin fıtratın bir yanı haline gelmesinden dolayı oluşabileceği gibi...Okuyun

Kullar Arasında Eşitsizlik mi Var?



Allah çok insanlara, araba, apartman, mal, mülk, itibar, arkadaş, şan, şöhret vermiş; bazı insanlara da fakirlik, dert, musibet, elem, keder vermiş; sonraki insanlar çok mu kötü, yoksa... Okuyun...

Karamsarlığa Bir Neşter

Karamsarlığa Bir Neşter

Her biri bir karamsarlık resmi böyle bir tablo karşısında ne ümit kalır ne de azim. Bâtılın bu ölçüde resmedilmesinden kim ne bekler bilemeyeceğim; bildiğim bir şey varsa o da...Okuyun...

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Güneydoğu'da Cereyan Eden Hadiseler

Seyredin

O'na El Aç, Kullarına Değil!..

Dinleyin

Cennet'in Etrafındaki Sur

Dinleyin

Uşak Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi çizginizi korurken başkalarıyla münasebetlerinizi bozmamanız da firasetinizin ayrı bir yanı olmalıdır.
Fethullah Gülen Web Siteleri