| Abant Platformundan Çıkan Sonuç: ''Önce Demokrasi'' |
|
|
| Zaman | |
| 12.07.1999 | |
|
Dinle ilgili kurumların kalbi 5 kez çarpmalı... Prof. Dr. Niyazi Öktem tarafından okunan bildirgenin raporların genel kurulda görüşülmesi ile oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Aydın, "Dinle ilgili kişiler ve kurumlar demokrasinin yokluğundan daha çok etkilenir. Dolayısıyla öteki kurumlarımızın demokrasi için gönlü bir defa çarpıyorsa, dinle ilgili kurumlarımızın beş defa çarpması bir zarurettir." dedi. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı öncülüğünde Demokraside Birlik Vakfı, Türkiye Din Eğitimi Vakfı, Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı ve Hoşgörü Hareketi Derneği'nce düzenlenen "İkinci Abant Platformu" toplantısı dün sonuç bildirisinin açıklanmasıyla sona erdi. Sonuç bildirisi, Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Niyazi Öktem tarafından okundu. Demokrasi olmazsa münafık, ikiyüzlü insanlar yetişir Bildiri okunmadan önce konuşan toplantının bilimsel koordinatörü Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, sonuç bildirisinin, Akıl-Vahiy, Din-Devlet ve Din-Toplum komisyonlarınca hazırlanan raporların genel kurulda görüşülmesinin ardından hazırlandığını hatırlattı. Prof. Dr. Aydın, "Bazı kurumlar, bazı inançlar, demokrasinin yokluğundan daha çok etkilenir. Demokrasinin azlığından felsefi kanaatler, dini inançlar karşısında tarafsız olmayan devlet yapısından en çok din etkilenir. Dinle ilgili kişiler, kurumlar, bilim yuvaları etkilenir. Dolayısıyla öteki kurumlarımızın demokrasi için gönlü bir defa çarpıyorsa, dinle ilgili kurumlarımızın beş defa çarpması bir zarurettir. Çünkü bu onların hayat damarıdır." diye konuştu. "Demokrasinin olmadığı bir yerde din olmaz, dini görünümlü şeyler olur. Ama kimin dindar olduğunun bilinmesi ve dindarın yaşayabilmesi için demokrasi son derece önemlidir." diyen Aydın daha sonra şunları söyledi: "Onun dışında sadece inananlar olur, inanan gibi görünenler olur. Demokratik olmayan ülkelerin toprağı münafık yetiştirmek için gayet mümbit olur. İki yüzlü insanlar yetiştirir. Münafık sayısını azaltmak, aydın yetiştirmek için demokrasi son derece önemlidir. Türkiye'de demokrasi bilincinin geldiği nokta geri götürülemez. Demokrasi bilinci, insan olmanın heyecanını o ölçüde veriyor ki insanlar geriye dönüp dini otoriteler ve yerini bulmamış siyasi baskılar karşısında boyun eğmezler. Artık demokrasiye ara ve mola verme hakkına sahip değiliz. Vereceğimiz ara çocuklarımızın dünyasını karartır." Demokratik rejimler cesur insanlara muhtaç Demokraside Birlik Vakfı Başkanı Mehmet Bozdemir de demokratik rejimlerin cesur insanlara ihtiyacı olduğunu ifade etti. Bozdemir, düşüncelerini ifade etme ve inançlarını yaşamaktan korkmayı insanlık ayıbı olarak gördüğünü keydetti. Bozdemir, Fethullah Gülen olayının gündeme getirilmesine de değinerek, Gülen'in vakıflarına üye olmasından şeref duyacağını söyledi. Gülen'in iyi şeyler yaptığını savunarak, Gülen olayı nedeniyle toplantıya katılmayacakları söylentileri çıktığını belirten Bozdemir, "Kimse yargıç önünde mahkum olmadan suçlu olamaz." diye konuştu. Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçıları Vakfı Başkanı Yahya Akengin de Türkiye'nin hala 10-20 yıl öncesinin Türkiyesi olarak görülemeyeceğini ifade etti. Türkiye'deki her hadisenin Türk dünyasındaki aydın kesimi etkilediğiine dikkat çeken Akengin, bu yüzden hata yapılmaması gerektiğini belirtti. Aydının görevinin kendisine uygun ortamlarda değil, muhalif mekanlarda da konuşmak olduğunun altını çizen Bozdemir, "Türkiye'de aydın sorunu olduğu gibi, gerçek aydın da vardır. Bu toplantı bunun göstergesidir." dedi. Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak da katılımcılara teşekkür ederek, yürütme kurulu tarafından kendilerine görev verilirse, gelecek sene de aynı organizasyonu seve seve gerçekleştireceklerini belirtti. Katılımcılardan DYP Genel Başkan Yardımcısı Rıza Akçalı ise konuşmasında, toplumsal sorunların tartışılmasının, çözüme giden yolda bir adım olduğunu söyledi. Akçalı, siyasetçi olarak toplantıda üzerinde durulan sorunlardan birisinin de, "Devlet erki ile diyalog, meselelerin tartışılması ve karşılıklı dünyaların birbirine tanıtılması" olduğunu tespit ettiğini kaydetti. Rıza Akçalı, devlet erkinin sivil toplum ile bütünleşmesinin sağlanmasının ardından din-devlet ilişkilerinde kurumsal tartışmalara geçebileceklerini ifade etti. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







