| Yeter Artık |
|
|
| Süleyman Yağız, Takvim | |
| 06.01.1996 | |
|
Artık sorunlara sürekli ideolojik açıdan bakmanın yanlış olduğu bir süreçteyiz. Çünkü bu bir saplantıdır, tutuculuktur. Yanlış anlaşılmasın, saplantı olan ideoloji değil, her olaya ideolojik gözlükle bakmaktır. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Hoşgörü, ülkemiz koşullarında bir mecburiyettir. Bizim küs yaşama lüksümüz yoktur; olmamalıdır: Kimsenin kimseyi dışlamaya hakkı ve haddi yoktur. Hoşgörü, karşıtların birbirlerine tahammülünü gerektirir. Bu itibarla hoşgörüyü, yanı sıra toplumsal uzlaşmayı, toplumsal barışı 'tektip'leşmek olarak görmemeliyiz. Örneğin Toktamış Ateş ile Abdurrahman Dilipak'ın aynı ödülü paylaşmaları, ödül töreninde Fethullah Gülen Hoca ile Toktamış Ateş'in tokalaşmaları, bana göre bir 'aşama'dır. Bu aşamaya katkıda bulunanları kutlayabilmeliyiz. Cumhuriyet gazetesi ödül töreni ve kendi yazarının ödüllendirilmesini görmezlikten geldi. Bu onların kendi tercihidir, saygıyla karşılamak gerekir. Daha sonra da köşelerle Toktamış Ateş'i köşeye sıkıştırmaya çalıştılar. Toktamış Ateş, Cumhuriyet'teki köşesinde bu saldırılara defalarca cevap verdi. Baktı ki işin önü alınır gibi değil, 'Yeter artık' demek zorunda kaldı. Anlaşamamanın verdiği rahatsızlık yazılarına doğrudan aksetti. Kendisiyle görüşmemizde bunu tekrarladı. Peki neydi insanları böyle hoşgörüsüzlüğe iten sebep? Toktamış Hoca bunu tek kelimeyle özetledi: 'Ruh hastalığı' Cumhuriyet gazetesinde 25-30 kişi tepki göstermiş. Buna karşılık "Gazetede çalışan yüzlerce insan var. Ayrıca beni arayap eleştiren bazı okurların yanında destek veren yüzlerce insanı unutmamak lazım" diyor. Bütün eleştirilere rağmen, yaptıklarının doğru olduğundan emin: "Bana yapılan eleştirilerden sonra, yine aynı davranışı sergilemekten kaçınmam!" diyor. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







