Bir Başka Gece Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Taha Kıvanç, Zaman   
02.10.1996

Bazı İngiliz gazete ve dergileriyle CNN muhabiri olarak Türkiye'de çalışan Andrew Finkel, "Ne hissediyorsun?" soruma, o güzel Türkçesiyle "Kendimi burada yabancı gibi hissediyorum" cevabını verince çok güldüm.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın artık gelenekselleşmiş yıllık toplantılarından sonuncusunu yine İstanbul'da, Lütfü Kırdar Salonu'nda yaptı. Habitat-II vesilesiyle kazandığımız bir değer Lütfü Kırdar Salonu; ne zaman gitsem içime aydınlık doluyor. Bu defa, ışıklar müzik gösterisi için karartıldığında bile, salondaki elektriklenmeyi taa içimde duydum.

Bu kadar birbirinden farklı dünyalarda yaşayan, görüşleri, hayat tarzları, zevkleri ayrı insan, sadece teşekkür konuşmalarını dinlemek, bu arada amatörlükten öteye bir anlam taşımayan müziğe kulak vermek için orada bulunacağını bile bile, vakfın davetine koşa koşa icabet eder? Türkiye'yi, bir 'Üçüncü Dünya' ülkesi sanıp acayip kıyamet senaryoları yazanların bu soru üzerinde düşünmesinde yarar var.

Sonradan pek çok kişiye, "Toplantıda gözünüze çarpan en dikkat çekici konuk kimdi?" diye sorduğumda çok değişik cevaplar aldım. Biri, tek başına gelip ortalıkta salınan 'Yerli Afrodit' lakabıyla maruf Banu Alkan'ın varlığına şaşırmıştı. Biri, bir arkadaşıyla toplantıya katılan Emel Sayın'ı andı. Perihan Savaş da gelmişti. Kenarda bir sandalyeye ilişmiş ve bu defa başkalarının okuduklarını dinleyen Mustafa Keser'i de gördüm.

Bazıları için en ilginç konuk Fener Rum Patriği 1. Bartholomeos'tu. Kimi Mûsevî Cemaati üyelerinden İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi, işadamları Üzeyir Garih ve Alber Bilen'i farketmişti. Ülkemizin önde gelen işadamları Feyyaz Berker, Rona Yırcalı'dan 'sürpriz isimler' diye sözeden de çıktı.

Benim gözüm ise basın ve edebiyat camiasından simalardaydı. İçeri girerken Ali Bayramoğlu ve Etyen Mahçupyan ile karşılaşmıştım. Milliyet'ten Şahin Alpay ve Şeref Oğuz'u gördüm. Özel televizyonlarda tartışma programları da yapan Dünya gazetesi yazarı Doç. Dr. Mithat Melen ilk gelenlerdendi. İktisat profesörü İtler Turan ile kendisi de profesör olan eşi Gül Turan ile de karşılaştım. Eşiyle gelen tarihçi-yazar İsmet Bozdağ geceyi baştan sona izledi.

Gazeteci Ayşe Önal kızı Şafak'la katıldı geceye. Çıkışta TRT'de üç programı yayınlanan Ali Saydam ile karşılaştım. Tiyatro yazarı Recep Bilginer en ön sırada oturuyordu. Ama, beni en fazla şaşırtan oyun yazarı Güngör Dilmen Kalyoncu'yu geceyi merakla izlerken görmem oldu.

Devlet Başkanı Işılay Saygın, Kendisine bağlı kurumlardan Atatürk Türk Tarih ve Dil Kurumu Başkanı Prof. Reşat Genç ve Atatürk Kültür Merkezi Müdürü Prof. Sadık Kemal Tural ile Ankara'dan katıldı toplantıya. DYP, ANAP ve RP'den milletvekilleriyle bazı bakanlar da vardı bizim uçakta. Bazı üst düzey bürokratlar ile siyasiler ise otomobille seyahati tercih etmişlerdi. Radyo Televizyon Üst Kuru'ndan Başkan Yardımcısı Fatih Karaca, üyeler Ali Baransel, Emin Başer ve Mehmet Doğan da vardılar. Yüksek yargı kurumları, başbakanlık ve çeşitli bakanlıklardan çok sayıda bürokrat da oradaydı. Hepsi de, gecenin sürprizlerine kendilerini hazırlamışlardı besbelli.

Gecede şov merakı ağır basmayıp katılanları takdim ve birkaç kişiye daha konuşma fırsatı sağlansaydı, sanıyorum, Türkiye'nin her tarafından koşarak gelmiş izleyiciler de, davete icabet eden ünlüler de mutlu olacaklardı.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın toplantıları, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin katılımıyla zenginleşiyor. Önceki yıllardaki vesilelerde, Hocaefendi'nin mesajları, ülke gündemini uzun süre meşgul etmişti. Bu defa, Fener Patriği Bartholomeos'un varlığı ve yaptığı konuşma, "Biz Hocaefendi'yi çok seviyoruz" demesi, herhalde sadece bizim basında değil, yurtdışında da olumlu yankılar yapacak.

Hocaefendi'nin toplantıya hasta hasta geldiği duyulmuştu. Bir iki konuşmacı bu durumu hatırlattı da. Ancak; "Her köşede hoşgörü dernekleri, vakıfları açılmalı" teklifiyle süslü konuşmasını zorla yaptığı, sonrasında da yürümekte zorluk çektiği görülünce, salondaki katılımcılar Fethullah Gülen Hocaefendi'nin sağlığı konusunda bayağı endişelendiler. Galiba ağır bir soğuk algınlığı geçiriyor.

Vakfın faaliyetlerini ikidir Bayındır Holding destekliyor. Bayındır Holding'in patronu Kamuran Çörtük de, yanında holdingin halkla ilişkiler sorumluluğunu taşıyan Pen Ajans'ın yöneticisi Ayşegül Dora ile birlikte geceye katılıyordu.

'Köpekler Adası' senaryosunu filme çekme imkânını sağlayan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'na teşekkür ettiğinde, sinemamızın ünlü isimlerinden Halit Refiğ'in yeniden beyaz perdeye döndüğünü öğrenmiş olduk. Siyaset sosyologu Prof. Nur Vergin, günümüzün tartışmalarına en anlamlı katkıyı, bazıları için başlı başına bir amaç veya ideoloji, hatta alternatif din olarak görülen lâikliğin, farklı inançtan insanları bir arada yaşatmak için sadece bir 'yöntem' olarak önemini vurguladığında yapmış oldu. İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, iyi bir hatip olduğunu, toplantıdaki şiirsel konuşmasıyla bir kez daha ispatladı.

Geceyi bizim gibi salondan izleyenler yanında, Samanyolu'nun canlı yayınından gözünü ve kulağını alamayanlar da çoktu. Sanıyorum gecenin manevî havası Lütfü Kırdar'dan her eve bir yol buldu.

Birkaç zamandır Sabah'ta köşe yazarlığına da başlayan Andrew Finkel'a, "Kendini nasıl hissediyorsun?" sorumu toplantının sonunda yöneltseydim, öyle sanıyorum ki, "Kendimi burada ben bile yabancı gibi hissetmiyorum" cevabını verecekti.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İrfan ve asaletten mahrum, devlet işlerinden de anlamayan nasipsizler, şayet yanlışlıkla birer vazife başına getirilmişlerse, hükümetin gücünü kullanmaktan, onun iktidarını istismar etmekten, her yerde kendi çıkarlarını aramaktan ve despot birer kral gibi hüküm sürmekten geri kalmayacaklardır. Böylelerinin iktidarda olduğu bir ülkede sadece zalimlerin “hay-huy”u ve mazlumların iniltisi duyulacaktır ki, bu şeâmetli seslerin yükseldiği hemen her yerde Âd ve Semûd’un âkıbeti kaçınılmaz olagelmiştir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri