|
Mutlu Yarınlar İçin |
|
|
|
Tahir Kutsi Makal, Ortadoğu
|
|
02.10.1996 |
|
Fethullah Gülen Hocaefendi, çağımızın Mevlâna'sıdır. Duygulu yüreği, çalışan ve tefekkür eden beyni ile, eserleri ve eylemleri ile "çağımızın Mevlânası"dır Hocaefendi. Türk-İslam Dünyası'nın her neresine giderseniz gidiniz, onun bir eseri, bir eylemi ile karşılaşırsınız. Moldavya'nın Gagzeli özerk bölgesinden, Azerbaycan'a, Türkmenistan ve Kazakistan'a kadar birçok yerde onun ışık saçan okullarını görürsünüz. Ülke sorunları konusunda da önemli söz sahibidir Fethullah Hoca... Camide, müminlere anlaşılır dille, zengin misallerle ders verdiği gibi, ülkemizin sorunlarına da yumuşak yaklaşımda bulunuyor. Mevlâna da böyleydi. Ve devlet adamlarıyla görüşüyor. Devlet adamları onu ziyaret ediyor. Mevlâna da devlet adamları ile iç içe idi. Üçüncü yaşını dolduran "Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı" Latif Erdoğan başkanlığında başarılı çalışmalarını sürdürüyor. Geçen akşam, Lüfti Kırdar Kongre Sarayı'nda kuruluşunu kutladı. Geçen yılki toplantı konusu "hoşgörü" idi.. Bu defa "Mutlu Yarınlar İçin El Ele" anafikri üzerinde yapıldı toplantı.. Modern ölçülerde yeniden düzenlenen salonda ikibini aşkın kişi vardı.. Ve davetliler, Türkiye'nin mozayiğini oluşturuyordu.. Her dinden ve her düşünceden insan vardı.. Ve insanlar birbirine karşı hoşgörülü, sevgili ve saygılı idi. Mutlu yarınlar için el ele tutuşmuştuk... Bir güzelliği yaşattı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı bize.. Ufukları geniş, yolları aydın olsun; ileri, çağdaş, hoşgörülü, aydınlıklar içinde kalalım...
|
|
Multimedya
Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu Seyredin
Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları Seyredin
Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog Seyredin
Bizi Birbirimizden Koparamazlar!.. Dinleyin
Kendi zararları mevzuubahis olsa bile, başkalarını düşünme, onlar için yaşama, onların acılarını ve zevklerini paylaşma gibi, her biri başlı başına birer değer ifade eden hasletlerin bir insanda bulunması, ondaki ruhânî hissin güçlü olmasından ileri gelir. Böyle bir histen bütün bütün mahrum olan kimselerde ise, değil bu hasletlerin bütününü, onlardan bir tekini dahi görüp göstermek mümkün değildir.
|